Aslan Pencesi
İkiçeneklilerin gülgiller familyasından bir bitki.Otsu bitkilerdendir.60 kadar türü vardır.Dilimli yaprakları, sarımtrak renkli çiçekleri vardır.Afrika, Amerika, Avrupa dağlarında yetişir
İkiçeneklilerin gülgiller familyasından bir bitki.Otsu bitkilerdendir.60 kadar türü vardır.Dilimli yaprakları, sarımtrak renkli çiçekleri vardır.Afrika, Amerika, Avrupa dağlarında yetişir
Çivi gibi çakılacak şeylerin üzerine vurmak ya da bir şeyi döğmek için kullanılan bir ucu tokmak, öbür ucu yassıca ağaçtan sapı olan demirden âlet. Kullanıldığı işe göre çeşitli şekilleri ve boyu alabilir. Başlıca şekilleri şunlardır: Düz çekiç (Bir çeşit başı düz çekiç), demirci çekici (Demircilerin demir döğmek için kullandıkları iri başlı çekiç), kaldırımcı çekici (Kaldırımların parke taşlarını kum üstüne yerleştirmek için kumu açarak taşa yuva yapmak sonra da taşları üzerine vurarak onları oturtmak için kullandıkları bir ucu eğri ve yassı öbür ucu sivrice çekiç) kuyumcu çekici (Kuyumcuların kullandıkları küçük çekiç), tesviyeci çekici (Tesviyecilerin kullandıkları bir çeşit çekiç) yassı çekiç (Başı yassı bir çekiç).
TÜRKİYEDE YETİŞEN TARIM ÜRÜNLERİ ,ÖZELLİKLERİ VE BÖLGELERE GÖRE DAĞILIŞI
TARIM ÜRÜNLERİ:
TAHILLAR
Buğday:İlk yetişme döneminde (ilkbaharda) yağış ister. Olgunlaşma ve hasat döneminde kuraklık gerekir.Bu özelliğinden dolayı Karadeniz kıyılarında tarımı yapılamaz.
Ayrıca düşük sıcaklıklardan dolayı Doğu Anadolu Bölgesinin yüksek yerlerinde tarımı yapılamaz. Bunların dışında bütün bölgelerimizde tarımı yapılabilir.Yazlık ve kışlık olmak üzere 2’ye ayrılır
Buğday üretimi iklimdeki karasızlıktan dolayı bazı yıllar artarken, bazı yıllar düşer. Bu nedenle üretimin az olduğu yıllar dışarıdan satın alırız,üretimin fazla olduğu yıllar dışarıya satarız.Üretimin en fazla olduğu bölgemiz İç Anadolu Bölgesidir.
(Marmara,Akdeniz,Güneydoğu,Karadeniz,Ege, Doğu Anadolu) İl olarak en fazla Konya,Ankara ve Adana’dır.
[Odevin Devamini Okuyun...]
Türk edebiyatı XIV.asırdan Tanzimat dönemine kadar doÄŸu medeniyetinin, dolayısıyla beÅŸ yüz yıl İran ve Arap edebiyatlarının etkisi altında yaÅŸamıştır. Çünkü Orta Asya kültür çevresinden Anadolu bozkırına yerleÅŸip, İslam dinini kabul eden Türkler, ister istemez Müslüman doÄŸu kültürleri ile temasa geçmiÅŸler, Arap ve İranlıları edebiyat alanında örnek almışlardır. Anayurt’tan bir bütün olarak getirilen Türk edebiyatı, Anadolu’da halk ve divan edebiyatı olarak geliÅŸmiÅŸtir. Halk edebiyatı, saz ve tekke ÅŸairlerinin elinde halk arasında yaÅŸarken, saray çevresini dolduranlar da divan edebiyatının geliÅŸmesini saÄŸlamışlardır.
İran şairlerinin eserlerini taklitten başka bir şey olan divan edebiyatı ümmet çağındaki dini hayatı yansıtan her yönüyle bir saray edebiyatı hüviyetini taşımıştır. Bu edebiyatın en çok kullanılan edebi türü şiirdir. Olaylar ve hikayeler bile şiir olarak yazıldığından, bunun dışındaki edebi türlerin gelişmesini önlemiştir. Gazelleri, kasideleri, mesnevi ve hikayeleri, gerçek ve temelsiz inançları kapsayan eserleriyle yaşadığı devrin bir aynasıdır. Bu çağda başka türlü bir hayat ve edebiyat söz konusu olamaz. Halinden memnun Osmanlı toplumu henüz değişme ve yenileşme diya bir problemle karşı karşıya gelmemiştir.
Divan ÅŸiirine altın çağını yaÅŸatan Ali Åžir Nevai, Fuzuli, Baki, Nedim, Nef’i, Åžeyh Galip gibi ÅŸairler bile konu bakımından kadın, aÅŸk hikayeleri, ÅŸarap, tasavvuf, tabiat v.s. gibi temalar içinde sıkışıp kalmışlardır. Gerek bu içine kapanmış Osmanlı toplum düzeni, gerek toplumun içinde yaÅŸadığı zevkleri yansıtan bu edebiyat, aÅŸağı yukarı beÅŸ asır devam etmiÅŸtir. Bu bakımdan yüzyıllarca kalıplaÅŸmış bir ÅŸekil ve anlatım düzeni içinde donup kalan ve asırlarca ÅŸairden ÅŸaire keyfi olarak Fars ve Arap dillerinin etkisinde kelen divan edebiyatına aruzla yazılan ve medrese öğrenimi görmüş yüksek tabakaya özgü bir edebiyattır diyebiliriz. Daha açıkçası sosyal olaylara karşı ilgisiz kalmış divan ÅŸairleri padiÅŸahların, hükümet ricalinin keyfine göre kaside ve gazeller yazmaktan baÅŸka iÅŸ yapmamışlardır.
[Odevin Devamini Okuyun...]
Tuzlar
Asitler ve bazlar tepkimeye girdiğinde tuz ve su oluşur. Bu olaya nötrleşme
HNO3 + KOH ——-> KNO3 + H2O
Nitrik Potasyum Potasyum Su
asit hidroksit nitrat
Sofralarımızda kullandığımız NaCl (sodyum klorür) tuzu, tuz çeşitlerinden sadece biridir. NaOH ile HCl’nin tepkime denklemi şöyledir:
NaOH + HCl ——-> NaCl + H2O
Sodyum Hidroklorik Sodyum Su
hidroksit asit klorür
tepkimesi denir.
Bu olayda asit ve baz bir birinin etkilerini yok ettiği için, asit ve baz etkileşmesine nötrleşme tepkimesi adı verilir.
Tuz çözeltileri, asit ve baz çözeltileri gibi elektrik akımını iletir. Çünkü tuzlar su içinde iyonlarına ayrışır. Su içinde serbest hâlde gezebilen iyonlar elektrik akımını iletir. Örneğin yemek tuzunun (NaCl) suda iyonlarına ayrışması şu şekildedir:
NaCl (katı)——-> Na+ (suda) + Cl– (suda)
Çözelti içindeki tuz miktarı arttıkça elektrik iletkenliği artar. Tuz iyonları katı hâlde bir birine sıkı sıkı bağlı olduğu için, katı tuz taneleri elektrik akımını iletmez.
Midede artan asit miktarını nötrleştirip rahatlatmak için içinde baz bulunan ilaçlar alınır.
Bal arısı, iğnesini deriye batırdığı zaman asitli madde salgılar, deride yanma hissi verir. Buraya baz özelliği taşıyan amonyak ya da kabartma tozu sürülerek yanma hissi giderilmeye çalışılır.
DÜNYANIN HAREKETLERİ
Dünyanın şekli ve sonuçları
1. Ekvator yarıçapının kutuplar yarıçapından fazla olması
2. Ekvator uzunluğunun ardışık iki meridyenden fazla olması
3. Güneş ışınlarının geliş açısına bağlı olarak ısınma ekvatordan kutuplara doğru azalır.
4. İki meridyen arası uzaklık ekvatordan kutuplara doğru azalır.
5. Dünyanın bir tarafının aydınlık iken diğer tarfının karanlık olması
6. Dünyanın dönüş hızının ekvatordan kutuplara doğru azalması
7. Kutup yıldızının görünme açısı enlemlere göre değişim göstermesi
8. Dünya küre olduğundan dolayı güneş ışınlarının yeryüzüne düşme açıları değişir.
9. Dünya küre şeklinde olduğu için gölgesi daire biçimindedir.
Dünyanın günlük hareketi ve sonuçları
( Kendi ekseni etrafında dönmesinin sonucu )
1. Gece ve gündüzün ard arda gelmesi
2. Güneş ışınlarının geliş açısının gün içinde değişmesi
3. Günlük sıcaklık farkının olması ( mekanik çözülme ve meltem rüzgarları )
4. Okyanus akıntılarında sapmalar ve halkalar olması
5. Yerel saat farkının olması
6. Sürekli rüzgarların yönünde sapmalar olması
7. Dinamik kökenli basınç kuşakları oluşur.
8. Dünyanın çizgisel hızı ekvatordan kutuplara doğru azalır.
Dünyanın yıllık hareketi
Yörünge: Dünyanın güneş çevresinde izlediği yola yörünge denir.
Ekliptik eksen: yörünge düzlemi: Dünyanın yörüngesinden geçtiği varsayılan düzleme denir.
Yer ekseni: Dünyanın ortasından geçtiği varsayılan düzleme denir.
Ekvator düzlemi ile yörünge düzlemi arasında 23 27 lik açı vardır.
Yer ekseni ile yörünge düzlemi arasında 66 33 açı vardır.
Yer ekseni ile ekvator düzlemi arasında 90 lik açı vardır.
Aydınlanma çizgisi
Aydınlanma çizgisi karanlık daire ile aydınlık daireyi birbirinden ayıran çizgiye denir.
NOT: Aydınlık çizgisi 21 Mart ve 23 Eylül tarihlerinde kutup dairelerinden geçerler.
Yıllık hareketin sonuçları
1. Mevsimler oluÅŸur.( Temel sebep eksen eÄŸikliÄŸidir.)
2. Güneş ışınlarının gelme açıları yıl boyunca değişir.
3. Günün doğuş ve batış saatleri yıl boyunca değişir.
4. Güneş ışınları yıl boyunca dönencelere bir kez dönenceler arasına iki kez dik gelir.
5. Muson rüzgarlarının oluşması ( eksen eğikliğine bağlı)
6. Aydınlanma çizgisi yıl boyunca yer değiştirir.
7. Dünya yıl boyunca güneye yaklaşıp uzaklaşır.
( Temel sebep yörüngenin elips şeklinde olması )
ÖNEMLİ GÜNLER
21 Mart 23 Eylül
1. Güneş ışınları ekvatora dik gelir. Ekvator üzerinde dikilen bir çubuğun saat 12 00 da gölge boyu 0 dır. 45 paraleline dikilen çubuğun gölge boyu kendine eşittir.
2. Bütün dünya üzerinde gece gündüz eşitliği yaşanır. ( 12t 12=24 )
3. Güneş ışınlarının atmosferde en az ekvatorda en fazla kutuplarda tutulduğu andır.
4. Güneş ışınları her iki kutup noktalarında da görünür.
5. Aydınlanma dairesi kutup noktalarından geçer.
6. 21 Martta kuzey yarımkürede ilkbahar, güney yarımkürede ise sonbahar başlangıcıdır.
7. 23 Eylülde kuzey yarımkürede sonbahar, güney yarımkürede ilkbahar başlangıç günleridir.
8. Güneş tam doğudan doğar, tam batıdan batar.
21 Marttan sonra kuzey yarımkürede gündüzler gecelerden güney yarımkürede ise geceler gündüzlerden uzun olmaya başlar.
23 Eylülden sonra kuzey yarımkürede geceler gündüzlerden güney yarımkürede gündüzler gecelerden uzun olmaya başlar.
21 Haziran durumu
1. Güneş ışınları yengeç dönencesine dik gelir.
2. Yengeçdönencesine dikilen çubuğun saat 12 00 da gölge boyu ‘’ 0’’ dır.
3. Aydınlanma dairesi kutup dairesine teğet geçer.
4. Kuzey yarımkürede yaz, güney yarımkürede kış başlar.
5. Bu tarihten sonra kuzey yarımkürede gündüzler kısalmaya geceler uzamaya başlar.
6. Güney yarımkürede geceler kısalmaya gündüzler uzamaya başlar.
7. Kuzey kutup noktasına doğru gidildikçe gündüzler uzamaya güney kutup noktasına gidildikçe geceler uzamaya başlar.
8. Güneş ışınları en az yengeç dönencesinde en fazla güney kutup dairesinde tutulur.
21Aralık durumu
1. Güneş ışınları oğlak dönencesine dik gelir.
2. Oğlak dönencesi üzerine dikilen bir çubuğun saat 12 00 gölge boyu ‘’0’’ dır.
3. Aydınlanma çizgisi GKD teğet geçer.
4. Güney yarımkürede yaz kuzey yarımkürede kış yaşanır.
5. 21 Aralıktan sonra güney yarımkürede gündüzler kısalmaya geceler uzamaya başlar.
6. Kuzey kutbuna gidildikçe geceler güney kutbuna gidildikçe gündüzler uzamaya başlar.
7. Güneş ışınlarının atmosferde en az tutulduğu yer oğlak dönencesi en fazla kuzey kutup dairesine yakın alanlar.
Eksen eğikliği olmasaydı ?
Yani yörünge düzlemiyle ekvator düzlemi çakışsaydı
Yer ekseni ile yörünge düzlemi arasındaki açı 90 olsaydı
1. Güneş ışınları devamlı dik gelirdi ve sıcaklık ekvatordan kutuplara doğru düşerdi.
2. Aydınlanma çizgisi devamlı kutup noktalarından geçerdi. Devamlı gece gündüz eşitliği yaşanırdı.
Dönence ve kutup daireleri ortadan kalkardı.
3. Mevsimler oluşmazdı yani ekvatorda devamlı yaz, orta kuşakta devamlı bahar, kutuplarda devamlı kış olurdu.
Eksen eğikliği artsaydı 40 olsaydı !
1. Dönenceler 40 paralellerinden geçerlerdi
2. Güneş ışınları 40 paralellere dik açılarla gelir. Ülkemizde bunun içinde olduğu için ülkemiz güneş ışınlarını dik açılarla alırdı.
3. Orta kuşak daralır, kutup kuşağı ve sıcak kuşak genişlerdi.
4. Orta kuşak ve kutuplar yazın bugünkünden daha sıcak, kışın ise daha soğuk olurdu. Ekvatoral kuşakta ise ortalama sıcaklık azalırdı.
5. Türkiye yazın daha sıcak kışın daha soğuk olurdu.
Eksen eğikliği 15 olsaydı !
1. Dönenceler 15 paralellerden geçerlerdi.
2. Güneş ışınları 15 paraleller arasına dik gelirdi.
3. Sıcak kuşak ve kutup kuşağı daralır orta kuşak genişlerdi.
4. Aydınlanma çizgisi kutup daireleri 75 den geçerlerdi.
5. Sıcaklık kutuplarda azalır, orta kuşakta azalır, sıcak kuşakta artardı. Ülkemiz kışın daha sıcak yazın daha soğuk olurdu.