Sizce niçin kitap okumalıyız?

4.sınıf Türkçe dersi için verilen 1. Tema Okuma Kültürü KİTABIN BÜYÜSÜ Hazırlık Çalışmaları sorularından birisi.  Soru şu şekilde:

  • Sizce niçin kitap okumalıyız?

Kitaplar bizlerin en iyi arkadaşlarıdır. Bizi hiçbir zaman terk etmezler, bizleri can sıkıntısından kurtarırlar, bizlere yeni bilgilerin ve yeni dünyaların kapılarını aralarlar. Kitap okumak için herkesin farklı bir nedeni vardır. Kitaplar bazı kişiler için en yakın dost olurken bazıları için iyi bir öğretmen olur. İnsanların niçin kitap okudukları aşağıdaki şeklide sıralanabilir:

– Bilgi dağarcığını geliştirmek, yeni bilgiler öğrenmek için,

– Kelime dağarcığını arttırmak, düşüncelerini ifade etmeyi geliştirmek için,

– Empati yeteneğini geliştirmek ve başka hayatlar, başka insanlar, başka karakterler hakkında yeni bakış açıları kazanmak için,

– Bilgi birikiminin derinleşmesi, genişlemesi ve yaratıcılığının artması için,

– Kitap okuyarak rahatlamak ve daha kaliteli uyumak için,

– Hafızanızda her duruma uygun düşen alıntılara sahip olmak için,

KUŞKUCU HOROZ Dinleme Metni, 3.sınıf Türkçe

3.sınıf Türkçe dersi 8.Tema: Bilim Ve Teknoloji KUŞKUCU HOROZ Dinleme/İzleme Metni

KUŞKUCU HOROZ

Her şeyden kuşkulanan bir horoz vardı. Tavukların tavuk olduğundan, ağaçların ağaç olduğundan ve hatta kendisinin de horoz olduğundan kuşkulanıyordu.

Sabah doğan güneşin bir portakal olup olmadığından kuşkulanıyor, sonra bu düşüncesinden de kuşkuya düşüp: “Belki hiçbir şey görmüyorum.” diyordu.

Sürekli kuşku içinde olduğu için hep düşünceli bir hâlde dolaşıyordu. Bazı geceler rüyasında bile bir şeylerden kuşkulanıp uyanıyor; sabaha kadar kümeste bir o yana bir bu yana gidip geliyordu.

Bir gün bahçede, iki ile ikinin gerçekten dört edip etmediğini düşünüp dururken iki tavuğun konuşmalarına kulak kabarttı.

Tavuklardan biri diğerine Dünya’nın dönüşünden söz ediyor ve Dünya bir dakikacık dönmese başlarına gelecek çeşitli felaketleri anlatıyordu.

Horoz daha fazlasını dinlemedi ve iki kere ikiyi bir kenara bırakıp Dünya’nın dönüşü ile ilgili kuşkular geliştirmeye başladı. Dünya dönüyorsa bunun görünmesi gerekti.

Horoz bulabildiği en yüksek ağacın tepesine çıktı ve oradan Dünya’ya baktı. Dünya’nın döndüğü filan yoktu. Ağaçtan inip çevredeki en yüksek dağa çıkarak uzun uzun Dünya’ya baktı. Hayır, Dünya öylece duruyordu.

Horoz Dünya’nın dönmediğine kesin olarak inanmak üzereydi ki radyodan duyduğu bir haber nedeniyle bundan vazgeçti. Radyo haberine göre iki gün içinde, horoza çok yakın bir şehirden uzaya roket gönderilecekti. Kuşkucu horoz: “İşte! Dünya’nın dönüp dönmediğini anlamam için bulunmaz bir fırsat!” diye düşünüp hemen hazırlıklara başladı.

Horozun düşüncesine göre Dünya dönüyorsa bunu anlamanın en sağlıklı yolu Dünya’nın dışına çıkmak ve Dünya’ya oradan bakmaktı. Kuşkucu horoz hiç de haksız sayılmazdı. Bir şeyi görmenin en iyi yolu, o şeyi görebilecek uzaklıkta olmayı gerektirir. Karpuz çekirdekleri karpuzu göremezler…

Kuşkucu horoz roketin fırlatılacağı şehre vardığında roketin hareketi için sadece üç saat kalmıştı. Horoz, roketin parlak metal rengini görünce hiç düşünmeden kendisini de aynı renge boyadı. Sonra da ayaklarını tutkalla rokete sıkıca yapıştırdı. Böylece, hem kimse tarafından fark edilmemesini sağlamış hem de süper hız yüzünden düşme tehlikesini önlemişti.

Horoz hazırdı. Roket zaten hazırdı. Ve beklenen an geldi. Geri sayma işlemi başlamıştı. On, dokuz, sekiz… İki, bir ve sıfır! Roket korkunç bir homurtu ve sarsıntıyla yükseldi. Aşağıdaki insanlar ıslık çaldılar, bağırıp çağırdılar, alkışladılar… Ama bunlar horozun umurunda değildi.

Onun bütün yapmak istediği şey, roket atmosferden çıkarken roketten atlamak ve oradan Dünya’nın dönüp dönmediğine baktıktan sonra yeryüzüne inmekti.

Roket, atmosfer sınırını geçmek üzereyken horoz roketten atlayıp tarihi gözlemini yapmak istedi. Fakat atlayamadı. Tutkallar ayaklarını öyle sağlam yapıştırmıştı ki değil atlamak kıpırdaması bile imkânsızdı.

Roket müthiş hızlı ve horoz müthiş çaresizdi. Üstelik nefes almakta da güçlük çekiyordu. Ama yapabileceği hiçbir şey yoktu kuşkucu horozun. Uzayda ayaklarından yapışmış hâlde bir kader yaşıyordu.

Roket uzayda üç gün dolaştıktan sonra, insanların alkış ve ıslıkları arasında yeniden Dünya’ya indi.

Horoz, sağ salim Dünya’ya döndüğü için çok mutluydu. Roketin yanında kimse kalmadığından emin olunca uzun bir çabadan sonra ayaklarını roketten kurtarıp evine doğru yola koyuldu. Yürürken uzayda geçen üç günü düşündü; ne yazık ki hiçbir şey hatırlamıyordu.

Roketin hızı nedeniyle bütün görüntüler birbirine girmişti.

Bahçeye geldiğinde tavukların hâlâ Dünya’nın dönüşünden söz ettiklerini görünce çok kızdı.

Ve onlara: “Bana bakın, ben az önce uzaydan geldim. Dünya’nın döndüğü filan yok. Ama başım, evet başım fena hâlde dönüyor.” dedi ve uzanıp yatmak için kümese gitti.

Kuşkucu horoz Dünya’nın dönüşünü göremedi, ama… Olsun!

O Dünya’nın “ilk astronot horozu” olarak her zaman anılacaktır.

Mevlâna İdris ZENGİN

DİŞ KORUMA Dinleme Metni, 3.sınıf Türkçe

3.sınıf Türkçe dersi 7.Tema: Sağlık ve Spor DİŞ KORUMA Dinleme/İzleme Metni

DİŞ KORUMA

Dişlerine iyi bak,

Sabah, akşam fırçala.

Dikkat etmek gerekir

Bu önemli kurala.

 

Çok soğuk ve çok sıcak

Zarar verir dişlere.

Hele şu sert cisimler

Düşmandır minelere.

 

Dişler sağlam olmazsa

Sindirilmez besinler.

İnci gibi olmalı

Ağzımızdaki dişler.

Atila ÇAKIROĞLU

SULTAN ANA Dinleme Metni, 3.sınıf Türkçe

3.sınıf Türkçe dersi 6.Tema: Millî Mücadele ve Atatürk SULTAN ANA Dinleme/İzleme Metni

SULTAN ANA

İzmir zaferinden sonra Atatürk, ilk kez Adana’yı ziyaret ediyordu. Büyük kurtarıcıyı karşılama törenine katılan Adanalılar sevinç içindeydiler. Atatürk, hükümet konağına gidinceye kadar halkın isteği üzerine otomobilini sık sık durdurmak zorunda kalmıştı.

Hükümet konağında Atatürk, kentin ileri gelenleriyle tanıştı, il yöneticilerinden gerekli bilgileri aldı. Tanışma ve görüşmelerden sonra Atatürk ve yanındakiler kalktılar. Konağın geniş merdiveninden yine halkın alkışları arasında inmeye başladılar.

O sırada yaşlı bir köylü kadının, kucağında büyük bir çiçek demetiyle ve aşırı bir telaş içinde nefes nefese merdivenden yukarı çıkmakta olduğu görüldü.

Atatürk ve yanındakiler kadını görünce durdular. Köylü kadın, Atatürk’e iyice yaklaştı. Tanımı güç bir hayranlıkla uzun süre yüzüne baktı. Yaşlı kadıncağız, sevecenlik ve özlem dolu bir sesle:

— Ah, benim çakır oğlum! dedi. Yolunu bekledim. Bu çiçekleri senin için tarlamdan toplayıp derledim. Eğ başını da o sarı, altın saçlarını öpeyim… Bu, benim adağım… Çok görme!

Atatürk’ün sert yüz çizgileri yok olmuş gibiydi. İçini bir saygı ve sevgi duygusu kaplamıştı. Başını yaşlı kadına doğru eğdi. O da bu sarışın başı bağrına bastı, kokladı, öptü. Sonra, kucağındaki çiçekleri Atatürk’ün durduğu merdiven sahanlığına serperek:

— Adağım yerini buldu, koca yiğit! Tuttuğun altın, kılıcın keskin, her dileğin yerine gelsin! dedi.

Atatürk’ün yanındakilerden bir bölümü, bu köylü kadını tanımada hiç güçlük çekmediler. Çünkü o, Kurtuluş Savaşı’nda, Adana yöresinde Mehmetçik ile birlikte düşmana karşı savaşan “Sultan Ana” idi.

Ferhan OĞUZKAN

ÜŞÜDÜM Dinleme Metni, 3.sınıf Türkçe

3.sınıf Türkçe dersi 4.Tema: Çocuk Dünyası ÜŞÜDÜM Dinleme/İzleme Metni

ÜŞÜDÜM

Üşüdüm, üşüdüm,

A benim canım üşüdüm.

Kürkünü giy, kürkünü giy,

A benim canım kürkünü giy.

Kürküm yok, kürküm yok,

A benim canım kürküm yok.

Alsana alsana,

A benim canım alsana.

Nereden nereden?

A benim canım nereden?

Saraydan saraydan,

A benim canım saraydan.

Saraydan gelirler giderler,

En güzelini seçerler.

Ebru KANTAŞ

YAĞ SATARIM, BAL SATARIM Dinleme Metni, 3.sınıf Türkçe

3.sınıf Türkçe dersi 3.Tema: Millî Kültürümüz YAĞ SATARIM, BAL SATARIM Dinleme/İzleme Metni

YAĞ SATARIM, BAL SATARIM

Oyun Alanı: Açık alan.

Oyuncu Sayısı: Grup olarak oynanır (en az 5 kişi).

Malzeme: mendil.

Oyuncular arasından sayışmayla ya da gönüllü bir ebe seçilir. Çocuklar çember şeklinde sıralanıp yere çömelirler ve hep birlikte aşağıdaki şarkıyı söylerler:

Yağ satarım, bal satarım

Ustam ölmüş, ben satarım.

Ustamın kürkü sarıdır.

Satsam on beş liradır.

Zam bak zum bak.

Dön arkana iyi bak.

Bu sırada ebe de mendili elinde sallayarak diğer oyuncaların etrafında sekerek dolaşır. Bir süre sonra ebe elindeki mendili fark ettirmeden bir oyuncunun arkasına bırakır. Oyuncu bunu fark edip ebeyi kovalar. Ebe çemberin etrafında koşarak diğer oyuncunun yerine oturmaya çalışır. Eğer oturamadan diğer oyuncu ona mendil ile dokunursa ebe olarak oyuna devam eder. Eğer dokunamazsa mendil elinde kalan oyuncu ebe olarak oyuna devam eder.

SAATİM Dinleme Metni, 3.sınıf Türkçe

3.sınıf Türkçe dersi 2.Tema: Doğa ve Evren SAATİM Dinleme/İzleme Metni

SAATİM

Kara gözlü saatim,

Ak yüzün yusyuvarlak.

Uyanınca erkenden

İlk işim sana bakmak.

 

Geç mi kaldım okula

Sen olmasan bilemem.

Saati, benim gibi,

Senden öğrenir annem.

 

Ben daha uykudayken

Sen çın, çın, çın edersin.

“Kalk artık, yeter uyku,

“Yediye geldim.” dersin.

 

On ikiyi çalarken

Gösterirsin öğleyi.

Sanki dersin bize sen:

İşte öğle yemeği!

 

Yarı gece olunca

Yirmi dörde gelirsin.

Bir gün süren yolunu

Sevinçle bitirirsin.

 

Sonra gene, “Bir!..” deyip

Başlarsın yeni güne,

Durmadan, yorulmadan

İşlersin döne döne.

 

Sana benzerim ben de

Bıkmadan çalışırım.

Vaktinde iş yapmaya

Küçükten alışırım…

Hasan Âli YÜCEL

GÖÇMEN KUŞ Dinleme Metni, 3.sınıf Türkçe

3.sınıf Türkçe dersi 1.Tema: Erdemler GÖÇMEN KUŞ Dinleme/İzleme Metni

GÖÇMEN KUŞ

Bir ormandaki göçmen kuşlar kış gelmeden sıcak ülkelere göç etmişler. Ama kırlangıç, kanadı kırık olduğu için arkadaşlarıyla birlikte göç edememiş ve geride kalmış.

Kış bastırıp soğuklar başlayınca kırlangıç kuşu sığınacak bir yer aramış. Meşe ağacına gitmiş: “Bu kışı senin yanında geçirebilir miyim?” diye sormuş. Meşe ağacı: “Kusura bakma, gövdemde yer yok. Hem sen benim palamutlarımı yer bitirirsin.” demiş.

Kırlangıç uçup gürgen ağacına gitmiş ve ona sığınmak için izin istemiş. Fakat gürgen: “Sana ayıracak yerim yok. Kimseyle uğraşamam.” diye kırlangıcı kabul etmemiş.

Kırlangıç kuşu o gün akşama kadar ağaçtan ağaca gidip kışı geçirebileceği bir yer aramış. Fakat ağaçlar: “Bütün yaz kuşlar üzerimizde zaten, hiç olmazsa kışın rahat kalalım.” diyerek kırlangıç kuşunu misafir etmek istememişler.

Kırlangıç kuşu çok üzgünmüş. Sonunda bir ardıç ağacının altına konmuş. Ne yapacağını düşünürken ardıç ağacı ona seslenmiş: “Sevgili kırlangıç, seni çok üzgün gördüm. Neyin var, hem sen neden göç etmedin?” diye sormuş.

Kırlangıç kuşu ardıç ağacına başından geçenleri anlatmış. Ardıç ağacı: “Üzülme!” demiş, “Ben seni misafir ederim. Benim yanımda istediğin kadar kalabilirsin. Dallarımdaki meyvelerden de istediğin kadar yiyebilirsin.”

Kırlangıç kuşu, ardıç ağacının konukseverliğine çok memnun olmuş. Kışı, ardıç ağacının dalları arasında geçirmiş. Bu sürede kırık kanadı da iyileşmiş.

Sonraki senelerde arkadaşlarıyla birlikte sıcak ülkelere gidebilmiş. Fakat ardıç ağacını hiç unutmamış. Her sene onu ziyaret etmiş. Ardıç ağacıyla kırlangıç kuşunun dostluğu ömür boyu sürmüş.

Oyun alanının nasıl kurtarılabileceği ile ilgili hikayeyi tamamlayınız.

5.sınıf Türkçe dersi için verilen 1. TEMA: ÇOCUK DÜNYASI Ben Bir Çınar Ağacıydım etkinlik sorularından birisi.  Soru şu şekilde:

  • Aşağıda giriş bölümü verilen hikâyeyi tamamlayınız.

Mahallemizin en eğlenceli yeri kavak ağaçlarının altıydı…

Hep birlikte oyun alanımızı nasıl kurtarabiliriz diye düşünmeye başladık…

Arkadaşlarım ve ailelerimiz ile birlikte önce mahallemizin muhtarına gittik. Muhtar amca kendisinin bu konuda bir şey yapamayacağına ancak mahalle olarak birlik olursak bu sorunu çözebileceğimizi söyledi. Biz merakla ne diyeceğini beklerken, konuşmaya başladı; öncelikle Belediye Başkanı’ndan randevu alarak mahallenin ileri gelenleri ile birlikte bir toplantı yapacağız ve bu alanın mahallemiz ve çocuklar için ne kadar önemli olduğunu anlatacağız. Sonrasında mahalle olarak bu alanın alışveriş merkezi yapılmaması ve oyun alanı olarak kalması için imza toplayacağız diye sözlerine devam etti.

Mahallenin belediye başkanın ile görüşmesine mahalle çocuklarını temsilen bende katıldı. Belediye başkanın bizleri dinledikten sonra beni göstererek bu çocuğun gözlerindeki ışıltının kaybolmaması için elinden geleni yapacağını söyledi. Çocuklar olarak bizler oyun alanında hazırladığımız pankartlar ile sorunu tüm mahalleye duyurduk. Tüm mahalleli oyun alanının korunması ve kavakların kesilememesi için hazırlanan standın başında imza kuyruğu oluşturdu.

Bizlerin topladığı imzalar, Muhtarımızın ve Belediye başkanının çabaları sonuç verdi. Bu alanın çocuklar için ne kadar önemli olduğu, bu bölgede yeni bir alışveriş merkezine gerek olmadığı herkes tarafından anlaşıldı. Bizler de oyun alanımızı korumanın haklı gururunu yaşayarak  kavak ağacının gölgesinde güzel oyunlar oynamaya devam ettik.

“Ben Bir Çınar Ağacıydım” metninin özetleyiniz.

5.sınıf Türkçe dersi için verilen 1. TEMA: ÇOCUK DÜNYASI Ben Bir Çınar Ağacıydım etkinlik sorularından birisi.  Soru şu şekilde:

  • Aşağıdaki alana “Ben Bir Çınar Ağacıydım” metninin özetini yazınız. Özetinizi yazarken öğretmeninizin verdiği ipuçlarından yararlanınız.

Bir çınar fidanını ak saçlı bir kişi kucağına alır ve bir caddenin kenarına diker. Çınar fidanı gelecek ile ilgili hayal kurmaya başlar, insanlara ve çevreye nasıl faydalı olacağını düşünür. Çınar fidanı büyür, gövdesi kalınlaşır, dallarına kuşlar yuva yapar. Fakat bir gün elinde sapan olan bir çocuk ağacın dallarına yuva yapan anne kuşu vurur ve yavru kuşlar annesiz kalır, çınar ağacı çok üzülür. Yavru kuşların annesiz kaldığını gören sarı saçlı bir çocuk onlara sahip çıkar, çınar ağacı bu duruma çok sevinir. Çınar ağacının bazı günler sevenleri olur, bazı günler de ona zarar verenler olur. Bıçak ile gövdesine yazı yazanlar ve bir eşeğin kabuklarını kemirmesi sonucu çınar ağacı çok acı çeker. En sonunda birisi çınar ağacının incecik kalan kabuğunu bıçağı ile sıyırır ve çınar ağacının gövdesi ve yaprakları kurur, acı çekerek ölür.