2. Mesrutiyet Sonrasi Turk Edebiyati
II.Meşrutiyet sonrası Türk edebiyatı
II. MeÅŸrutiyetten sonra Servet-i Fünun mecmuası etrafında kendilerine Fecr-i Ati adını veren yeni bir nesil toplanmıştır. Kısa ömürlü olan bu topluluk, Servet-i Füsunculardan daha sade bir dil kullanmış sembolizm, empresyonizm ve romantizm gibi akımları eserlerine uygulamışlar, Avrupa Edebiyat ile Milli Edebiyat arasında baÄŸ oluÅŸturmuÅŸlardır. Aruz’la ÅŸiir yazan Fecr-i Ati ÅŸairlerinden tanınmış ve orijinali Ahmet Hacim’dir. BaÅŸlangıçta Fecr-i Ati roman ve hikayecisi olan Yakup Kadri KaraosmanoÄŸlu, Refik Halit Karay ise, gerçek kiÅŸiliklerini Milli Edebiyat akımı içerisinde göstermiÅŸlerdir. Fecr-i Ati topluluÄŸu dışında kalan İstiklal Marşı ÅŸairi Mehmet Akif Ersoy, Yahya Kemal Beyatlı kendi ÅŸiir anlayışlarına göre eserler veren ve daha sonra Milli Edebiyat akımına katılan ÅŸairlerdir. Modern Türk Edebiyatını yaratma amacıyla kurulan Tanzimat, Servet-i Fünun ve Fecr-i Ati toplulukları büyük hamleler yapmakla beraber ruhta büyük ölçüde Fransız sanatına baÄŸlı, dil ve üslupta Osmanlıcaydı sürdüren, milli kimlik ve kiÅŸiliÄŸe ulaÅŸamamış bir edebiyat vücuda getirmiÅŸlerdir. Osmanlı imparatorluÄŸunun dağılışı sırasında, Türk aydınlarının büyük bir bölümü, ümmete baÄŸlı Osmanlıcılığın terk edilerek milliyetçiliÄŸin benimsenmesinin, memleketin geleceÄŸi için gerekli olduÄŸuna inanıyorlardı. Bu inanç sonucunda Türkçülük ve Milliyetçilik akımları doÄŸmuÅŸ, her sahada milli kimlik ve kimlik arayışları baÅŸlamıştır. Türk Dili, Türk Vezni, Türk Zevki ve Kültürü ile Milli konuları, Milli Ülküleri iÅŸleyen Türk Edebiyatı ihtiyacı ve özlemi sonucunda 1911-1923 yılları arasında Milli Edebiyat akımı doÄŸmuÅŸtur. Bir kısmı daha sonra Cumhuriyet dönemi yazar ve ÅŸairleri arasında da yer alan bu edebiyatın temsilcilerinin en önemlileri, Ziya Gökalp, Ömer Seyfettin, Mehmet Emin Yurdakul, Yusuf Ziya Ortaç, Faruk Nafiz Çamlıbel, Enis Behiç Kor yürek, Kemalettin Kamu, Aka Gündüz, Yakup Kadri KaraosmanoÄŸlu, Halide Edip Adıvar, Refik Halit karay, ReÅŸat Nuri Güntekin, Ahmet Hikmet MüftüoÄŸlu, Necip Fazıl Kısakürek, Halide Nusret Zorlutuna, Şükufe Nihal, Peyami Safa, Ahmet Hamdi Tanpınar’dır. Cumhuriyet kültür, ideoloji, edebiyat alanlarında Milli Edebiyatçıları hemen bütünüyle devralmıştır. Milli Edebiyat akımının özellikleri, cumhuriyetin ilk on yılının da bir özeti olmaktadır. Bu çerçeve içerisinde, Milli Edebiyat akımının ilkeleri de ÅŸu ÅŸekilde belirtilebilir : Dilde yalınlık, halk edebiyatı ÅŸiir biçimlerinden yararlanma ve hece ölçüsü, konu seçiminde yerlilik. Yalın bir dille yazma, konularını hayattan ülke ÅŸartlarından seçme ve milli kaynaklara yönelme ilkelerinde birlenilmiÅŸtir. İslamcı, Osmanlıcı, gelenekçi görüşlere sahip yazarlardan , bireysel eÄŸilimli yazarlara kadar tüm edebiyatçılara açık bir bütünlük mevcuttur. Çünkü artık söz konusu olan Milli Edebiyat akımı kavramı deÄŸil, Milli Edebiyat dönemidir. Bu akım dilde ve duyuÅŸta 1911-1915 dönemi milliyetçilik fikirlerinin ön planda olduÄŸu roman, hikaye, tiyatro eseri ve ÅŸiirler verilmesine yol açmıştır.
Türk milletine mensup olma ÅŸuuru, tarih içinde devamlılık düşüncesi, kendi kalarak BatılılaÅŸma inancı, 1911-1923 yılları arasındaki akımın temelleridir. Bu dönemin bariz özelliÄŸi, Türk Romantizminin edebi tezahürlerini göstermesidir. Adını 1912′den itibaren duyurmakla beraber asıl şöhretini Milli Mücadele Devrinde kazanan Yahya Kemal Beyatlı, ölümüne kadar saf ÅŸiir peÅŸinde koÅŸmuÅŸ bir mısra kuyumcusudur. İslamcı ÅŸair olarak tanınan, baÅŸta İstanbul’da olmak üzere çeÅŸitli ÅŸehir ve ülkelerin geri kalmışlığını, çaresizliÄŸini, aydınların yabancı amacını anlatan Mehmet Akif Ersoy’un Safahat (Safhalar) adlı ÅŸiir kitabı hem aydınlar hem de geniÅŸ halk yığınları üzerinde büyük etki yapmıştır. Gerek Mehmet Akif Ersoy gerekse Yahya Kemal Beyatlı ÅŸiir dili ile konuÅŸma dili arasındaki uzlaÅŸmalığı ve Türk diline zor uyan aruzun engellerini ortadan kaldırıp yaÅŸayan Türkçe ile baÅŸarılı ÅŸiirler yazmışlardır. Yahya Kemal Beyatlı sadece bir ÅŸair olarak deÄŸil, medeniyet ve kültür araÅŸtırıcılığı, çok çeÅŸitli fikri ve edebi zenginlikleri ÅŸahsında toplamış, sohbetleri ile çığır açmış bir edebiyatçı olarak da tanınır. Birinci Dünya Savaşı ve Türk KurtuluÅŸ savaşından sonra Türkiye’de meydana gelen en önemli olay, tarihe karışan Osmanlı Devletiyle birlikte, onun dayandığı müesseseler, sosyal tabaka, hayat felsefesi, dil ve üslubun ortadan kalkarak, yeni bir rejime, zihniyete ve sosyal düzene dayanan yeni bir devletin kurulmasıdır. Cumhuriyet devri, halk iradesine dayanan parlamento rejimini getirdi. Bu rejimi kuran ilk nesil, KurtuluÅŸ savaşını kazanan subaylar, İkinci MeÅŸrutiyet devrinde yetiÅŸen münevverlerdir. Hem büyük bir kumandan hem de kültür ve medeniyet konularında ileri görüşlü olan Mustafa Kemal Atatürk,bu münevverlerle birlikte Türkiye’nin sosyal, iktisadi ve kültürel yapısını deÄŸiÅŸtiren inkılapları gerçekleÅŸtirdi. Cumhuriyet devri edebiyatının ilk dönem eserleri bu siyasi, sosyal ve kültürel çerçevenin etkilerini taşır. Cumhuriyet kuruluÅŸunu hazırlayan milliyetçilik ideolojisi içinde doÄŸan Milli Edebiyat akımı Cumhuriyetin ilk yıllarında en olgun eserlerini verdi. Cumhuriyet rejimi ve bu devirde meydana getirilen sosyal ve iktisadi müesseseler üstünde baÅŸlarında büyük Türk sosyolog ve düşünürü Ziya Gökalp’in bulunduÄŸu Türkçü ve Milliyetçi münevver zümre etkili oldu. Gökalp’in Türkiye ve Türkler için ÅŸekillendirdiÄŸi düşünceler baÅŸta Atatürk olmak üzere, Cumhuriyeti kuran birinci neslin dünya görüşünün kaynağını teÅŸkil etti. 1880 yıllarından sonra doÄŸan, II. MeÅŸrutiyeti, Balkan savaşını ve KurtuluÅŸ savaşını gören ve modern Türkiye Cumhuriyetinin aydın tabakasını meydana getiren nesil, felaketlerle olgunlaÅŸmış ve zenginleÅŸmiÅŸ hayat tecrübesine sahiptir. Halka ulaÅŸabilmek ve onunla bütünleÅŸebilmek için onun dilini kullanmak gerektiÄŸine bu nesilden yazarlar eserlerinde konuÅŸma dilini kullandılar. Halk dilini kullanırken gençlik yıllarında hayran oldukları Edebiyat-ı Cedide (Yeni Edebiyat) yazarlarının ince zevkini günlük dile aktardılar. Genç Kalemler Dergisinde baÅŸlayan bu çalışmalar baÅŸlangıçta Edebiyat-ı Cedide topluluÄŸunda yer alan ve II. MeÅŸrutiyet devrinde Türkçülük akımına katılan Ahmet Hikmet MüftüoÄŸlu devrinin ilk dönem ÅŸairleri Türkçülerin yaygınlaÅŸtırdığı sade dil ve hece veznini kullandılar. Memleket gerçekleri ve bir ölçüde günlük hayat ÅŸiir konuları arasına girdi. Mütareke yıllarında şöhret kazanan hececiler, Orhan Seyfi Orhon (1890-1972) ve Yusuf Ziya Ortaç’dan (1896-1967) sonra yetiÅŸen Faruk Nafiz Çamlıbel (1898-1973) ile Kemalettin Kamu (1901-1948) Anadolu’yu ve vasat insan tipini ÅŸiire soktular. Hece vezni ile serbest tarzda ÅŸiirler yazan Enis Behiç Koryürek’in (1892-1949) ÅŸiirleri tarihi ve milli heyecanları yansıtır. Kendine has üslubu, vatan, coÄŸrafya ve tarihini İstanbul dekoruyla canlandıran Yahya Kemal Beyatlı (1884-1958) hem ÅŸiirde hem de nesirde çok baÅŸarılı örnekler veren çok yönlü bir edebiyatçıdır.
Genç yaşında Rusya’ya giden ve oradan Marksist ve materyalist bir inançla dönen Nazım Hikmet Ran (1902-1963) Türkçe’nin estetiÄŸini Mayakovski tesirleri taşıyan yeni bir tarzda kullanarak ihtilalci ÅŸiirler yazdı. 1960′lı yıllardan sonra Türk Edebiyatı içinde yaygınlaÅŸan sosyalist akımının baÅŸlangıcı bu ÅŸiirler oldu. Ahmet Muhip Dıranas ÅŸiiri tamamen estetik olarak kabul eden ÅŸairlerdendir. Aynı nesilden olan Arif Nihat Asya (1904-1976) üslup ve ruh yönünden zenginliÄŸini ÅŸiirlerine aksettiren orijinal bir ÅŸairdir. Türk Edebiyatında küçük klasik hikaye yazma geleneÄŸinin kurucusu ve en baÅŸarılı temsilcisi olan Ömer Seyfettin’in (1884-1920) hikaye kitapları 144 baskı yaparken kendisi en çok okunan yazar oldu. Sait Faik Abasıyanık (1906-1948) ve Sabahattin Ali’nin 1935 yılından sonra yayınladıkları hikayeler, birbirinden farklı iki yeni çığır açtı. Sait Faik, konuları İstanbul’da geçen ve ÅŸahsi izlenimlerine dayanan ÅŸiir duygusuyla dolu hikayeler yazdı. Materyalist bir dünya görüşüne sahip olan Sabahattin Ali, dış tasvirlere ve sade olaylara fazla önem veren hikayeler yazdı. Bu iki yazarla birlikte 1960′lı yıllardan sonra yoÄŸunlaÅŸan günlük hayat ve olayların, düşünce ve beklentilerin edebiyata akması baÅŸladı. 1940-1945 yılları arasında Türkiye II. Dünya Savaşına katılmamakla birlikte, siyasi,sosyal,kültürel bakımdan büyük deÄŸiÅŸikliklere uÄŸradı. İdeolojik yönden Nazizm ve FaÅŸizme karşı açılmış olan bu savaÅŸ bütün dünyada olduÄŸu gibi, Türkiye’de de batılı demokrasiye ve sosyalist akımlara üstünlük saÄŸladı. Türkiye, bu yeni kuvvetler dengesi içinde Tanzimat’tan beri yöneldiÄŸi Batı medeniyetini ve örnek aldığı, Batı demokrasisini tercih etti. Demokrasiye baÄŸlı hürriyet ve tenkitle beraber sosyalist ve Marksist görüşler de Türkiye’ye girdi. Åžiirlerini 1941 yılında Garip adlı kitapta toplayan Orhan Veli Kanık’a ve onunla aynı tarzı paylaÅŸan Melih Cevdet Andan ve Oktay Rıfat, Garipçiler adıyla anıldılar ve Türk ÅŸiirlerinde yeni bir akım meydana getirdiler. Bu akımın esası, ÅŸiiri öteden beri vazgeçilmez unsurlar sayılan vezin, kafiye ve benzetmelerden sıyırarak, duyuların yalın ifadesi haline getirmekti. Orhan Veli, bu tarzda yazdığı baÅŸarılı ÅŸiirlerle kendisinden sonrakileri büyük ölçüde etkiledi. Cahit Sıtkı Tarancı (1910-1956) aynı sadeliÄŸi vezin ve kafiyeyi kullanarak saÄŸladı. Tarancı mısra içindeki belirli durakları kaldırarak veya deÄŸiÅŸtirerek hece vezninde yenilik yaptı. Bu neslin dünya görüşü Andre Gide’in tesiri ile varlık ötesi geçmiÅŸ ve gelecek tasavvurları olmaksızın anlık duyumlara dayanıyordu. Sait Faik’in eserleri de dahil olmak üzere bu grubun eserlerinde yaÅŸama sevinci hakimdir. Serbest ÅŸiir hızla yayılmış, Asaf Halet Çelebi, Fazıl Hüsnü DaÄŸlarca, Behçet Necatigil gibi baÅŸarılı temsilciler yetiÅŸmiÅŸtir. Asaf Halet Çelebi bazı ÅŸiirlerinde doÄŸu mistisizmi ile tasavvufu birleÅŸtirdi. İlk ÅŸiirlerinde serbest çaÄŸrışımlara yer veren Fazıl Hüsnü DaÄŸlarca, ÅŸuur altının karanlık akımlarını ifade eden sembollerle dolu orijinal ÅŸiirler yazdı. Behçet Necatigil, ÅŸiirlerinde büyük ÅŸehir hayatı içinde ezilmiÅŸ ve kaybolmuÅŸ insanın kırık, karanlık, dolaşık duygularını anlattı. Åžiirlerinde ahengi ihmal eden Necatigil, divan ÅŸiirinde olduÄŸu gibi, gittikçe derinleÅŸen bir arka planı iÅŸlemiÅŸtir. 1950 yılından itibaren Türk yazar ve ÅŸairlerinin büyük bir kısmı hayat görüşlerini “toplumsal gerçekçilik” adıyla edebiyata uyguladılar. Bu dönemde Batıdan gelen varoluÅŸculuk ve gerçeküstücülük akımları da hayata bakış tarzıyla beraber eserlerinin kompozisyon ve üslubunu da deÄŸiÅŸtirdi. Son kırk yıllık Türk Edebiyatı Batıdan gelen akımlar, sosyalist dünya görüşü, milli ve dini yaklaşımlar ve çok partili dönemde çeÅŸitlenen politik tercihler doÄŸrultusunda fevkalade çeÅŸitlilik göstermekte, edebiyat çok kere vasıta gibi kullanılmakta ve yeni arayışlar içinde görünmektedir. Kısa zaman içinde büyük şöhret kazanan veya adını pek az duyurabilen yazar ve ÅŸairlerin Cumhuriyet terkibi paralelinde kurulmakta olan yeni edebiyat geleneklerine katkıda bulunmakla beraber, bunlar hakkında içinde yaÅŸarken objektif tenkitler yapmak ve edebiyat tarihindeki yerlerinin belirlenmesi mümkün olamamaktadır. Özellikle 1960′lı yıllardan sonra geliÅŸen kadın yazar ve ÅŸairlerin sayılarının artmış olması feminist akımın da diÄŸer pek çok akım gibi Türk Edebiyatı içinde yer almasını saÄŸlamıştır. 1850-1986 yılları arasında isimleri en çok duyulan ve okunan roman ve hikayeciler şöyle sıralanabilir : Halide Nusret Zorlutuna, Nihal Atsız, Safiye Erol, Tarık Dursun K., Attila İlhan, YaÅŸar Kemal, Orhan Kemal, Kemal Tahir, Tarık BuÄŸra, Mustafa Necati SepetçioÄŸlu, Firuzan, Adalet AÄŸaoÄŸlu, Sevgi Soysal, Tomris Uyar, Emine Işınsu, Sevinç Çokum, Selim İleri, Cevat Åžakir (Halikarnas Balıkçısı), Bekir Büyükarkın, Necati Cumalı, Haldun taner, Mustafa Kutlu, Muhtar TevfikoÄŸlu, Bahaettin ÖzkiÅŸi, Durali Yılmaz, Rasim Özdenören, Åževket Bulut.
Bu dönemin ÅŸairleri: Behçet Kemal ÇaÄŸlar, Necati Cumalı, Ümit yaÅŸar OÄŸuzcan, Bekir Sıtkı ErdoÄŸan, Atilla İlhan, Yavuz Bülent Bakiler, Mehmet Çınarlı, Mustafa Necati Karaer, Munis Faik Ozansoy, Niyazi Yıldırım GençosmanoÄŸlu, İlhan Geçer, İlhan Geçer, Bedri Rahmi EyüpoÄŸlu, Turgut Uyar, Sezai Karakoç, Bahaettin Karakoç’tur.




Aaa Nazlanma ama Gel Yorum yaz