Külfetli Osmanlı Mirası
Balkanlar, Orta Doğu, Orta Asya, Kuzey Afrika’nın bir bölümü üzerinde 500 yıldan fazla hüküm süren Osmanlı İmparatorluğu, Türkiye Cumhuriyeti’ne büyük bir miras bırakmıştır: garez ve nefret. Ancak, Osmanlı’nın dağılışından sonra, daha evvel Osmanlı egemenliği altında olan devletlerin hiç biri içlerinde istikrarı sağlayamamış ve refah içinde yaşayamamıştır. Esasen, bu bölgeler, ya müstebit rejimin altındadırlar ya da anarşinin eşiğindedirler: Suriye, Irak, Bulgaristan ve Azerbaycan bu bölgelerdeki eski Osmanlı hükmü altındaki birkaç devlete emsaldir. Bölgede, Türkiye’nin başında olacağı bir birlik hatta yeni bir Osmanlı İmparatorluğu aslen bu devletlerin kurtuluşu olacaktır ancak ileri süreceğim tezim şudur ki, Türkiye bölgede lider ülke olabilecek bir çok vasfa sahip olmasına rağmen, geçmişten gelen bu nefret ve kin bu liderliği oldukça zorlaştıracaktır.
Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı’nın dağılmasından sonra 1923’te bölgede kurulmuş yeni bir devlettir. Yeni olmasına rağmen, Türkiye, gün be gün ilerlemiş, refah seviyesini yükseltmiş, iç ve bölgesel istikrarı sağlamıştır. Türkiye’nin halen süregelen bir takım siyasi ve ekonomik meseleleri olmakla birlikte, nitelikleri, Türkiye’nin bölgesel birliğin kurulması halinde bu birliğin başında olmayı hak ettiği açıktır. Bu niteliklerden bir tanesi kültürdür: nüfusun ekseriyetinin Türk ve Müslüman olduğu ve bu ittihâtın “kaslar arasında tabii ahenkli bir medeniyet yarattığı (Kaplan p.19) bir gerçektir. Türkiye, tamamen halkın ve kanunların mühim olduğu tam manasıyla demokratik bir ülke olma yolunda ilerlemektedir. Bunların yanı sıra, Türkiye bilimsel alanda da büyük gelişmeler kaydetmiştir. Ayrıca Türkiye Orta Doğu ve Avrupa arasında dünyanın en güçlü 3. ordusuna sahip bir pozisyonda yer almaktadır. Bu sebeple Türkiye, şu anda yeni Türk birliğinin en mümkün olduğu ülkedir.
Osmanlı’nın dağılmasının üzerinden 80 yıl geçmiş olmasına rağmen, daha evvel Osmanlı egemenliği altında yaşamış bir çok devlet, Osmanlı’nın yönetim biçimi sebebiyle halen Türkiye’ye nefret ve güvensizlik beslemektedirler. Ancak, Osmanlılar Türk’tü, Müslüman’dı ve çeşitli kültürlerin bir birleşimini taşıyan bir kültürü vardı. Yeni Türkiye Cumhuriyet Milleti de Türk’tür, Müslüman’dır ve yine böyle aynı kültüre sahiptir. İşte Osmanlı mirasının külfet teşkil etmesinin sebebi: Osmanlı’nın kimliği ve icraatlarıdır. Osmanlı her zaman genişlemeci bir politika izlemiş ve bir çok devleti fethetmiştir. Bu devletler ve yenileri İstanbul’un fethinden, Fransız İhtilaline kadar, yani Kanuni Sultan Süleyman zamanına kadar, Osmanlı’nın kontrolünde yaşamıştır. “Kanuni Sultan Süleyman kendisini 37 krallığın hâkimi ilan etmiştir” (Jason Goodwin p.1). Neticede Osmanlı kendine yakın olan ve kendi mevcudiyeti için ehemmiyet arz eden toprakları fethetmiştir. “14. yüzyılla 17. yüzyıl arasında Osmanlı, topraklarını Balkanlardan orta Doğu’ya kadar genişletmiş, bölgede dengeyi kurmuş, İstanbul’u fethetmiş ve iki kez Viyana’yı kuşatmıştır” (Huntington p. xl). Osmanlı’nın içinde kendi iradesiyle Osmanlı’ya katılmış Germiyanoğulları’nın yanı sıra, her zaman Osmanlı’ya karşı gelmiş ve iç karışıklıklara sebep olmuş Ermeniler de mevcuttur. “Ermeniler kimden nefret ettiklerini çok iyi biliyorlardı. Karabağ’ın sarp dağlarında, evlatlarını Türkleri öldürmek için yetiştirdiler.” (Kaplan p.63).
Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı’nın mirasına sahip ve aynı zamanda bir çok milleti ve devleti, kimisini tatminkar kimisini garez sahibi olarak, halen içinde barındıran bir federasyon gibidir.
Osmanlı, Türk kültürünü bir şekilde İslam ile bağlantılı hale getirmiştir. Bu kültür, Osmanlı Devleti içinde yer alan milletlere müsamaha göstermiştir. Dikkat etmek gerekir ki, çok uzun seneler Osmanlı egemenliğinde olmasına rağmen Türk olmayan milletler kültür alışverişi haricinde ciddi hiçbir değişikliğe uğramamışlardır. Buna sebep Osmanlı’nın hiçbir zaman, bünyesindeki halklara asimilasyon politikası uygulamamasından kaynaklanmaktadır. Peki buna rağmen, bu devletler neden Osmanlı’dan ve günümüzün Türkiye Cumhuriyeti’nden kısaca Türklerden bu denli nefret ediyorlar? Bulgar bir diplomatın sözleri aynen şöyledir : “Ayı, bizi havlayan köpekten koruyandı”. Bu devletler üzerinde uygulanan hiçbir asimile politikası olmamasına ve tarihi bir hazinenin paylaşılmasına rağmen, Türk devletleri bir araya gelebilir durumda değillerdir. “Azerbaycan, Türkiye’nin yalnızca bir Doğu uzantısı değildi. Orası, Türklerin, Rusların ve İranlıların “tokuştuğu” yerdi. 70 senelik totaliter rejim, ki Osmanlı mirasını yıkan öğedir, ve bu kültürel ayrımcılık hükümsüz bir karmaşa halini aldı” (Kaplan p.68). Bunlardan sonra, diğer devletlerin de Türkiye Cumhuriyeti’ne saygı göstermesi beklenemezdi.
Osmanlılar her zaman askeriye ve bilime önem verdikleri için dünyanın başat gücü konumundalardı ve saygı gösterilenlerdi. “Daha evvel İtalyan şehir devletlerinde Osmanlı Sultanlarına “Gran Turco denilirken, Osmanlı’nın güç kazanması ve büyümesinin ertesinde Osmanlı Sultanları “Gran Signor” olarak nitelendirildi” (Goodwin p.1). Ancak, İmparatorluklar kurulur, büyür, güçlenir, yavaşlar, düşer ve çöker. Bu zincirin en iyi örneği Osmanlı’dır. “19. yüzyıl sonları ve 20. yüzyıl başları Osmanlı’nın güç kaybetmesiyle, İngiltere, Fransa ve Italya Kuzey Afrika ve Orta Doğu’da bir batı hegemonyası kurdular” (Huntinton p.xl). Osmanlı Devleti’nin bünyesinde daha evvel memnun yaşayan milletlerin bir kısmı, Fransız İhtilali’nin etkisiyle milliyetçilik akımlarına kapıldı ve Osmanlı nefreti geliştirdi. “Guillermo bana şöyle söyledi: Türk köleliği hala bizim en büyük milli saplantımız” (Kaplan p.38). Aynı zamanda, birey olarak önemsenme de bu milletlerde geriye baktıklarında Osmanlı için bir nefret sebebi. “Osmanlı’nın yüzyıllar süren hakimiyeti esnasında birey, “ailesi” veyahut bağlantısı olmadığı sürece bir hiçti” (Almond p.28).
Netice olarak, her şeye rağmen, Orta Doğu halen istikrarsızlık ve belirsizlik içindendir ve bunun tek çözümü bir Türk birliğidir. Bölgede, stratejileri sebebiyle tehdit edilmiş ve hükmedilmiş bir çok devlet mevcuttur ve bu sebeplerden bu devletler Osmanlı’ya tepki duymanın yanı sıra Osmanlı’ya güvenmemektedirler. Neticede Türkiye Cumhuriyeti’nin de Türklerin vatanı olması sebebiyle, söz konusu devletlerin söz konusu çekinceleri sabittir ve bu Osmanlı mirası Türkiye Cumhuriyeti için her zaman ödenmesi gereken bir borç niteliği taşımıştır.




Aaa Nazlanma ama Gel Yorum yaz