<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Odevde Odev Odevler Odevi Odevleri BedavaOdev OdevBul OdevYukle Odevindir &#187; Odevler</title>
	<atom:link href="http://www.odevde.com/odev/odevler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.odevde.com</link>
	<description>Turkiyenin Odev ve Bilgi Portali</description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Jan 2012 13:00:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Tasarimlarinizi Musterilerinize begendirebilmek icin</title>
		<link>http://www.odevde.com/tasarimlarinizi-musterilerinize-begendirebilmek-icin.php</link>
		<comments>http://www.odevde.com/tasarimlarinizi-musterilerinize-begendirebilmek-icin.php#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Sep 2011 09:50:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Odevler]]></category>
		<category><![CDATA[müşteri]]></category>
		<category><![CDATA[müşteri memnuniyeti]]></category>
		<category><![CDATA[müşteri memnuniyeti nasıl sağlanır]]></category>
		<category><![CDATA[tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[web tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[web tasarım da memnuniyet]]></category>
		<category><![CDATA[web tasarım da müşteri memnuniyet]]></category>
		<category><![CDATA[web tasarım memnuniyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.odevde.com/?p=628</guid>
		<description><![CDATA[Web tasarımdan kazanç sağlayan arkadaşlar bu yazımızı kesinlikle okuyun.Bu yazımızda aldığınız web tasarım işini müşterinize nasıl beğendireceğiniz konusunda bilgiler sunacağız. 1. Müşterinizin beklentilerini aşağı çekin. Tamam, müşteriye şunu demenizi önermiyorum: ?Tasarımınız olacak.? Ama ŞUNU öneriyorum ki, müşterilerinizi gerçekçi beklentiler çerçevesinde tutun. Dünyaları söz vermeyin. Ve eğer dünyaları istiyorlarsa… onlara ne yapabileceğiniz hakkında dürüst olmanız gerekiyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Web tasarımdan kazanç sağlayan arkadaşlar bu yazımızı kesinlikle okuyun.Bu yazımızda aldığınız web tasarım işini müşterinize nasıl beğendireceğiniz konusunda bilgiler sunacağız.</strong><br />
<a href="http://www.odevde.com/wp-content/uploads/webtasarim-memnuniyet.jpg"><img src="http://www.odevde.com/wp-content/uploads/webtasarim-memnuniyet-300x150.jpg" alt="" title="webtasarim-memnuniyet" width="300" height="150" class="alignnone size-medium wp-image-629" /></a><br />
1. Müşterinizin beklentilerini aşağı çekin. Tamam, müşteriye şunu demenizi önermiyorum: ?Tasarımınız olacak.? Ama ŞUNU öneriyorum ki, müşterilerinizi gerçekçi beklentiler çerçevesinde tutun. Dünyaları söz vermeyin. Ve eğer dünyaları istiyorlarsa… onlara ne yapabileceğiniz hakkında dürüst olmanız gerekiyor. Bir projeyi kaybetme pahasına da olsa. Müşterinin ne bekleyeceğini bilmesi için neler yapabileceğimi tekrarlarım.</p>
<p>2. Taslaklarınızı/fikirlerinizi sınırlayın. Müşterinize 4 logo taslağı vermek yerine 8 logo taslağı vermenin daha iyi olduğunu düşünmeniz doğaldır, ama gerçekten öyle mi? İlk başta, müşteriniz ona en iyi birkaç tasarımı vereceğinize güvenmektedir. Seçenekleri en iyi birkaça indirme görevini siz üstlenmelisiniz. Müşterinize her ne göstermeye karar verdiyseniz, onun en son tercih edeceğiniz tasarımı seçeceği beklentisi içinde olun, hep öyle yaparlar. İkinci olarak, çok fazla seçenek kada karıştırıcıdır. Çok fazla olasılık, çok fazla stil, verilecek çok fazla karar vardır. Benim deneyimlerime göre 3 ila 5 arası seçenek en iyisidir. 3 ila 5 taslak, müşteriye durumu hala kontrol ederken iyi bir tercih yapacakları hissini vermek için yeterlidir.<br />
<span id="more-628"></span><br />
3. Müşteriler, parlayan renkli şeyleri siyah beyaz şeylere tercih ederler. Müşterilerin “göz alıcılıktan” (renk, jel, gloss, gölgeler ve lens parlaması benzeri efektler) etkilenmeleri büyük talihsizlik, ama ne yazık ki etkileniyorlar. Eğer müşterinize sunacağınız iki taslağınız varsa ve biri MÜKEMMEL bir taslaksa -ilki elinizde kurşun kalemle skeçlediğiniz ve ikincisi vasatsa, ama cilalı, bol bol jel ve gölge efektleriyle dolu renkli bir tasarımsa, müşterinizin hangisini seçeceğini tahmin edebilir misiniz? Her seferinde renkli olanı seçeceklerdir. Kurşun kalemle skeçlenmiş tasarımın ne kadar şık duracağı hakkında en ufak bir fikirleri yoktur. Onlar sadece bir skeç görürler. Yani, eğer müşterinizi dikkate değer olan tasarıma yönlendirmek istiyorsanız, onu satın; renk ekleyin, jel efekti ekleyin, ne olursa. Seçmelerini istediğiniz tasarımın diğerlerinden daha öne çıktığına, daha iyi göründüğüne emin olun.</p>
<p>4. Kötü haberleri hemen, telefonla eğer mümkünse yüz yüze verin. Eğer kötü bir şey olursa saklamaya çalışmayın. Sadece hemen dürüst olun. Sizin gösterdiğiniz bir hata, onların bulduğu hatadan yirmi kat daha iyidir. Diyelim ki bir broşür tasarladınız ve bir kelimeyi yanlış yazdınız. Sessizce bulamamaları için dua etmeyin, çünkü bulurlar! Yüz tane insan onlara gösterecektir. Genellikle bir hata yaptığımda tasarımın ücretsiz olmasını teklif ederim. Bu, paralarını bankamda tutmaya ve basitçe hatalarımı üzerimden atmamı sağlar. Ayrıca, müşteriler e-posta yoluyla gerçekten terbiyesizleşebiliyorlar. Eğer bir hata yaptıysanız, onlara telefonla söyleyin. Her zaman eğer telefonda konuşuyorlarsa veya yüz yüzeyseniz çok daha iyi olacaklardır.</p>
<p>5. Değişiklik manyaklarına karşı hazırlıklı olun. Bazı müşteriler, siz tasarım aşamasındayken değişiklik yapmayı severler. Buna göz yummayın, bir şeyler söyleyin! Müşteri bir değişiklik istediğinde,?bazı şeyleri işaret etmeniz gerekir, bu kararın tasarım sürecini nasıl etkileyeceğini ve yeni beklentiler yaratacağını açıklayın. Şimdi, şu tarz değişikliklerden bahsetmiyorum, ?Lütfen ilk cümleye ?Kimden? gibi bir kelime ekleyin.? Benim bahsettiğim, müşteri şöyle bir cümle kurduğunda, ?Hey, web siteme bir fotoğraf galerisi eklemek istiyorum.? şöyle bir cevap vermeniz gerekiyor, “Tamam, ama ek iş yapacaksak belirlediğimiz bitirme tarihini kaçırırız. Ayrıca bu size x dolara daha mâl olacaktır.</p>
<p>6. Seçenekleri azaltın. Eğer, bütün bu numaralara rağmen müşterimi memnun etmek hala zorsa, tasarım kararlarını azaltmaya çalışırım. Örneğin, bir renk planında uzlaşabilir miyiz? Sadece bir yazı tipi seçmeye odaklanabilir miyiz? Kullanmamı istedikleri esas resimlere yoğunlaşabilir miyiz? Onları tasarımın dışında, bu kararları vermeye yönlendirebilirim. Yani, bir daha bir konsept üzerinde çalıştığım zaman, kullanılacak renkleri, yazı tiplerini ve kullanılacak resimleri biliyor olurum. İşte o zaman sadece yerleştirme işiyle uğraşırım.</p>
<p>7. Sadece karar veren kişiyle çalışın. Çoğunlukla karar veren bir insanla çalışıyor olmazsınız. Siz ve kararı veren kişi arasındaki dalkavukla çalışırsınız. Kararları veren kişiyle çalışmak için gerçekten savaş veririm. Yoksa bir işi iki kere yaparsınız -bir kez dalkavuk için, sonra tekrar karar veren için.</p>
<p>8. Gruplarla çalışırken; lider görevlendirin. Gruplarla çalışmak yedinci kurala oldukça benzerdir. Bazen grup liderin kim olduğunu bilmez bile. Yani, gruptaki farklı insanlardan farklı mesajlar alırsınız. Ben her gruptan benimle iletişim işini üstlenmesi için bir kişi seçmesini isterim. Bu yolla, lider kişi gruptaki beş yada daha fazla kişiden mesajları toplarken, her birinin farklı olduğunu fark ederler. Bob rengi mavi yap der. Susan beyaz yap der. Matt ise sarı yap der. Bu hiçbir şey ifade etmeyecektir.</p>
<p>9. Proje uzun sürüyor veya geç başlıyorsa müşteriyle temasa geçin. Eğer bir projede gerçekten hızlı ilerleyemiyorsam ya da projenin başlangıcı ertelendiyse müşterime bir e-posta atarım. Genelde, şöyle bir şey derim: ?Hey Bob, şunu bilmeni istedim ki projede bocaladım ve Perşembe günü başlayacağım. Gecikme için üzgünüm. Bitirme tarihine yetişeceğiz, sorun yok.? Bu önleyici tedbirler alan yaklaşım, her zaman için şu soruyu cevaplamaktan iyidir: ?Projem nasıl gidiyor?”</p>
<p>10. Müşterilerinizi eğitin. Biliyorum ki bu çok zor, ama yine de denemek zorundasınız. Bir müşteri benden tasarım için iyi olmayan bir şey istediğinde,?BENİM yolumun neden ONUN yolundan daha etkili olacağını anlatmaya çalışır. Gücendirmeden iletişim kurmak bazı taktikler gerektirir, kibar ve yavaş olun.</p>
<p>11. Müşterinizle kavga etmeyin. Bazen gurunuzu içinize atıp müşteriye ne istiyorsa vermeniz gerekebilir, acınacak halde bir tasarıma dönüşse de. Eğer kötü olacağını bildiğiniz bir yönde tasarım yapmanız istenmişse, onlara öğretmeye ve daha iyi tasarım seçenekleri sunmaya çalışın. Ama, günün sonunda, kafalarını bir şeye takmışlarsa (rezalet bir şey de olsa) bunu onlara verin.</p>
<p>12. Biraz ekstra verin. Eğer küçük bir ekstra iş yaparsanız (bunu onların bilmesini sağlayın), çok müteşekkir olacaklardır. Çok büyük bir iş olması gerekmez. Çok küçük bir şey olabilir. Ama anlaşılmış işin dışında bir şey olması gerekir. Müşteriye küçük bir not şu şekilde atılabilir: ?Hey Bob, bana sağlamış olduğun logoda ufak bir sorun keşfettim. Bunu yok ettim ve temizledim. Bu projenin amacı değildi ama böyle pis bir logoyla etrafta gezmene izin veremem! Bu ek servis için bir ücret talep etmiyorum.?</p>
<p>13. Teşekkür ederim deyin. İnanılmaz. Tüm bilmem gereken, anaokulunda tek öğrendiğim şey. İnsanlar ?teşekkür ederim? lafının gücü üzerine çalışmalar yaptılar. Huysuz müşteriler, şu sözlerle bir anda memnun müşteriye dönüştürülebilir: ?Teşekkür ederim.? Yani, müşterilerine işleri için teşekkür edin. Bir ödeme yaptıklarında teşekkür edin. Size bir bira ısmarladıklarında teşekkür edin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.odevde.com/tasarimlarinizi-musterilerinize-begendirebilmek-icin.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Denizin suyu nasıl tuzlu olabiliyor ödevi</title>
		<link>http://www.odevde.com/denizin-suyu-nasil-tuzlu-olabiliyor-odevi.php</link>
		<comments>http://www.odevde.com/denizin-suyu-nasil-tuzlu-olabiliyor-odevi.php#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 Jan 2011 11:33:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Odevler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.odevde.com/?p=569</guid>
		<description><![CDATA[Denizlerin tuzu karadaki kayalardan gelir. Dağların kayaların üzerine yağan yağmurun içinde havadan aldığı bir miktar erimiş karbondioksit bulunur. Karbon dioksit ve suyun birlikteliğinden oluşan karbonik asit, yağmur suyunu birazcık asitli yapar. Yağmur kayayı aşındırır, asit ise kayanın bileşiminde bulunan parçacıkları erimiş bir durumda beraberinde taşır. Bu suyun içindeki iyonlar, akarsular, nehirler ve haliçlerle okyanuslara taşınır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Denizlerin tuzu karadaki kayalardan gelir. Dağların kayaların üzerine yağan yağmurun içinde havadan aldığı bir miktar erimiş karbondioksit bulunur. Karbon dioksit ve suyun birlikteliğinden oluşan karbonik asit, yağmur suyunu birazcık asitli yapar. Yağmur kayayı aşındırır, asit ise kayanın bileşiminde bulunan parçacıkları erimiş bir durumda beraberinde taşır. Bu suyun içindeki iyonlar, akarsular, nehirler ve haliçlerle okyanuslara taşınır.</p>
<p>Jeolojik zaman sürecinde suyun karadaki tuzları çözmesi ve eninde sonunda denizlere taşıması ile denizlerdeki minerallerin seviyesinde yavaş da olsa bir artış olmuştur. Bu olaya güneş enerjisi ile buharlaşma da eklenince bu enerjinin şiddeti ile bağımlı olarak denizlerdeki tuz miktari artmıştır.</p>
<p>Bu olay kutuplarda da aşırı soğuma sonucu olmakta ve deniz suyundan ayrışan buz geride tuzu yoğun deniz suyu bırakmakta ve deniz suyunun tuzluluğunu arttırmaktadır.</p>
<p>Ancak buzulların erimesi ve nehirler yağış tatlı suyu denizlere sokmakta ve bugün ulaştığımız deniz suyu dengesi uzun zamandan beri korunmaktadır.</p>
<p>Kaynak: A.Cemal Saydam &#038; Ece Balcı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.odevde.com/denizin-suyu-nasil-tuzlu-olabiliyor-odevi.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>deniz suyu neden tuzludur odevi</title>
		<link>http://www.odevde.com/deniz-suyu-neden-tuzludur-odevi.php</link>
		<comments>http://www.odevde.com/deniz-suyu-neden-tuzludur-odevi.php#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 Jan 2011 11:29:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Odevler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.odevde.com/?p=567</guid>
		<description><![CDATA[Yirminci yüzyılın başlarında bilim insanları bu konuyu çok basit bir şekilde açıklıyorlardı. Bu açıklamaya göre, her ne kadar nehirlerin suları tatlı ise de içlerinde bir miktar da erimiş mineral vardır. Yataklarındaki bu mineralleri ve içlerinde tuz bulunan kayaları erozyona uğratarak okyanuslara taşırlar. Bu mineraller içinde en çok olanı kimya dilinde sodyum klorür (NaCl) diye adlandırılan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yirminci yüzyılın başlarında bilim insanları bu konuyu çok basit bir şekilde açıklıyorlardı. Bu açıklamaya göre, her ne kadar nehirlerin suları tatlı ise de içlerinde bir miktar da erimiş mineral vardır. Yataklarındaki bu mineralleri ve içlerinde tuz bulunan kayaları erozyona uğratarak okyanuslara taşırlar. Bu mineraller içinde en çok olanı kimya dilinde sodyum klorür (NaCl) diye adlandırılan bildiğimiz sofra tuzudur ve bir daha karaya geri dönmez.</p>
<p>Bilim insanları bu teoriden yola çıkarak dünyanın yaşının da hesap edilebileceğine inanıyorlardı. Ancak nehirlerdeki tuz oranı ile okyanuslardaki tuz oranı mukayese edilerek yapılan hesaplamalarda dünyanın yaşı 300 milyon yıl çıktı. Dünyamız ise gerçekte 4,5 milyar küsur yaşındadır.</p>
<p>Ayrıca bu teoriye göre denizlerdeki tuzun her geçen yıl artması gerekir. Her ne kadar denizlerdeki tuz oranı bölgelere ve zamana göre değişiklik gösterse de içindeki belli başlı elementlerin yoğunluklarının yüz milyonlarca yıl hemen hemen aynı kaldıkları bilinmektedir. Öyleyse bu yüksek miktardaki tuz başlangıçta denizlere nereden gelmiştir? Bilim insanları da tam olarak bilemiyorlar ve emin değiller ama iyi bir tahminleri var.</p>
<p>Tuz iki çeşit atomdan yapılmıştır. Sodyum (Na) ve Klor (Cl). Bilim insanları Sodyum’un ilk teoride olduğu gibi nehirler yolu ile karalardan denizlere taşındığını, Klor’un ise dünya tarihinin ilk dönemlerinde, yer kabuğu ile yer merkezi arasında kalan katmanlardan, okyanusların diplerindeki çatlaklar ve volkanlar yolu ile denize karıştığını ve bu ikisinin birleşerek denizin tuzunu oluşturduklarını tahmin ediyorlar.</p>
<p>Ama hala niçin denizlerin gittikçe tuzlu olmadığının cevabını alabilmiş değiliz. Bilim insanları bunun açıklamasını da şöyle yapıyorlar: Tuz nehirler yolu ile denizlere ilave edilmektedir, ama aynı zamanda denizdeki diğer kimyasallarla birleşerek, okyanus tabanındaki kayalar tarafından emilerek veya deniz suyunun çözeltisinden ayrılıp çökelti haline gelerek bir şekilde deniz suyunun içinden eksilmektedir.</p>
<p>Yüz milyonlarca yıl, eksiltme ve ilave etme yolu ile deniz suyunun tuzluluk oranını hep aynı tutan bu müthiş ayar gerçekten çok etkileyici.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.odevde.com/deniz-suyu-neden-tuzludur-odevi.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>istiklal marsinin aciklamasi</title>
		<link>http://www.odevde.com/istiklal-marsinin-aciklamasi.php</link>
		<comments>http://www.odevde.com/istiklal-marsinin-aciklamasi.php#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Sep 2010 17:30:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Odevler]]></category>
		<category><![CDATA[istiklal marsi]]></category>
		<category><![CDATA[istiklal marsi odevi]]></category>
		<category><![CDATA[istiklal marsinin aciklamasi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.odevde.com/?p=511</guid>
		<description><![CDATA[Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak; O benimdir, o benim milletimindir ancak Mehmet Akif Türk milletine cesaret,ve tahammül aşılamak için ve onda bulunan duyguları harekete geçirmek için şiirine korkma sözüyle başlıyor. Bayrak bir milletin bir milletin geleceğinin ve bağımsızlığının sembolüdür. Bayrağın sönmesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;<br />
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.<br />
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;<br />
O benimdir, o benim milletimindir ancak</p>
<p>Mehmet Akif Türk milletine cesaret,ve tahammül aşılamak için ve onda bulunan duyguları harekete geçirmek için şiirine korkma sözüyle başlıyor. Bayrak bir milletin bir milletin geleceğinin ve bağımsızlığının sembolüdür. Bayrağın sönmesi türk milletinin istiklalini kaybetmesidir. Şair ülkemizde tek bir insan kalana kadar bu vatanı savunacağımızı belirtiyor. O halde en son Türk bireyi son nefesini vermeden türk istiklal ve bağımsızlığını yok etmek, Türk bayrağını söndürmek mümkün değildir. Zira bayrağımız milletimizin yıldızıdır. Bayrağın kaderi ile milletimizin kaderi birbirine bağlıdır. Bayrak bizimdir, biz yaşadıkça onu elimizden kimse alamaz.</p>
<p>Türk milletinin bütün fertlerini öldürmedikçe bağımsızlığını kimse yok edemez.</p>
<p>Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilal!<br />
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?<br />
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal…<br />
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal!</p>
<p>Şair ikinci kıtada bayrağımızın o zaman ki kırgın, küskün, öfkeli halini dile getiriyor. Türk vatanının bazı parçaları, işgal edilmiştir. Bu yüzden bazı bölgelerde bayraklarımız indirilmiş yerine düşman bayrakları asılmıştır. Kaş çatmak öfke halini ifade eder. Kaş ayrıca edebiyatımızda hilale benzetilir. Sevgilinin kaşları daima hilal şeklinde gösterilmiştir. Bayraktaki hilal de tıpkı nazlı bir sevgilinin kaşı gibi çatılmıştır. Kahraman türk milletini üzmektedir. Türkün beklediği, özlediği gülen bir bayraktır.</p>
<p>Türk bayrağının gülmesi göklerde dalgalanmasıdır. Bir aşığın sevgilisinden güler yüz beklemesi gibi bağımsızlığa aşık Türk milletide özgürlüğün sembolü olan bayraktan gülmesini beklemektedir. Bu milletimizin en doğal hakkıdır. Çünkü türkler bağımsızlıkları ve bayrakları uğruna pek çok kan dökmüşlerdir. Bu kanları bayrağa helal etmeleri için onun da nazlanmayı bırakıp göklerde dalgalanması gerekir. Türk milleti daima Allah’a inandığı ve taptığı için özgürlük onun hakkıdır.</p>
<p> Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.<br />
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!<br />
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.<br />
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım</p>
<p>Şair “ben” diyor.(Ancak kast ettiği mana aslında bizdir türk milleti adına konuşmaktadır) Türk milleti ezelden beri hür yaşamıştır,hür yaşayacaktır. Onun özgürlüğünü elinden almak isteyen ancak çıldırmış olmalı,zira böyle bir harekete kalkışanlar ağır bir şekilde cezalandırılır. Türk milleti bağımsızlığı uğrunda önüne çıkacak her engeli aşacak güçtedir. O; böylesine yüce bir amaç için dağları delecek, enginlere sığmayıp,denizleri taşıracaktır güçtedir.</p>
<p>Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,<br />
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.<br />
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,<br />
“Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?</p>
<p>Bu kıtada şair vatanımızı istilaya kalkışan avrupalılara meydan okuyor.<br />
20. asrın başında avrupa medeniyeti 19.yy. deki görkeminden oldukça uzaktır. O sebeple şair bayıyı tek dişi kalmış canavara benzetiyor. Ancak avrupa mevcut teknik imkanlarını seferber ederek topuyla, tüfeğiyle, tankıyla bizi yok etmeye çalışmaktadır. Mehmetçik ise bu güce topla, tüfekle, mızrakla, kılıçla cevap vermeye çalışmaktadır. Avrupalı kendini çelik zırhla korurken mehmetçik ona iman dolu altın göğsüyle karşılık vermektedir.</p>
<p>Arkadaş! Yurdumu alçakları uğratma, sakın.<br />
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.<br />
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın…<br />
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın</p>
<p>Şair kahraman Türk askerine hitap ediyor. Türk yurdunu alçakları uğratmaması için gerekirse canını feda etmesini öneriyor. Şehit gövdelerinin meydana getireceği siperler düşmana mani olacaktır. Mehmet Akif düşmanın çok kısa bir süre içinde bu hayasızca akına son vereceği Allah’ın Türk milletine Kuran-Kerimde vaad ettiği zafer gününün yarından bile daha yakın bir zamanda doğacağına inanmaktadır.</p>
<p>Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı:<br />
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.<br />
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:<br />
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.</p>
<p>Şair Türk ordusuna vatanın kutsallığını hatırlatıyor. Toprak ile vatan arasında büyük bir fark vardır. Toprağı vatan haline getiren onu elde etmek ve korumak için savaşan fertlerin varlığıdır. Kısacası sıradan bir toprak büyük bir değer taşımaz; ama vatan toprağı uğrunda şehit olan atalarımızın o topraktaki mezarlarıdır. Bu kutsal vatanı dünyalara değişmeyiz. Toprak dünyanın dünyanın her yerinde bulunur. Ancak atalarımızın kanlarıyla sulanan topraklar vatanımız üzerindedir.</p>
<p>Kim bu cennet vatanının uğruna olmaz ki feda?<br />
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!<br />
Canı, cananı, bütün varımı alsında Huda,<br />
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.</p>
<p>Bu vatan cennet kadar kıymetlidir. Şehit olanların ruhu dini inanışımıza göre doğrudan doğruya cennete gider. Şehitlerimiz bu vatan toprağında yattığı için cennetten farksızdır. Bir avuç toprağı sıksak şehitler fışkıracak sanırız. Canımızdan çok sevdiğimiz insanları varımızı yoğumuzu Allah alsında yalnız yaşadığımız sürece bizi vatanımızdan ayrı düşürmesin.</p>
<p>Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:<br />
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.<br />
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli-<br />
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli</p>
<p>Allah’a şair hitap ediyor. Mehmet Akif’in Allah’tan tek dileği ibadet yerlerinin göğsüne düşman elinin değmemesidir. Camilerimizden okunan ezanlar sonsuza kadar türk yurdunun üstünde inlemelidir. Çünkü bu ezanlar dinimizin temelidir.</p>
<p>O zaman vecd ile bin secde eder-varsa-taşım,<br />
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,<br />
Fışkırır ruh-ı mücerred gibi yerden na’şım;<br />
O zaman yükselerek arşa değer belki başım</p>
<p>Ezan sesleri yurdumuzun üstünde inledikçe şehitlerimizinde ruhları şaad olacaktır. Ezan sesi sadece yaşayanlara değil, ölülere hatta onların mezar taşlarına bile tesir eden yüce bir anlam taşır. Şehit atalarımızın her şeyden arınmış ruhları yerden fışkıracak, ezan sesiyle ayağa kalkacak ve dışa yükselecektir.</p>
<p>Dalgalan sen de şafakalar gibi ey şanlı hilal!<br />
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.<br />
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:<br />
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;<br />
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklal!</p>
<p>Şair zafer gününün heyecanını yaşıyor. Şanlı bayrağımız dalgalandıkça gökyüzünü şafakla yarış edercesine gökyüzünü kızıl renge boyamaktadır. Türk milleti yeniden bağımsızlığına kavuşmuştur. Atrık onun için yok olma korkusu kalmamıştır. Bayrağımız şehitleri mizin kanlarını hak etmiştir. Bağımsızlık Allah’a tapan ve doğruluktan ayırmayan Türk milletinin en doğal hakkıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.odevde.com/istiklal-marsinin-aciklamasi.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>FBI Fikrasi</title>
		<link>http://www.odevde.com/fbi-fikrasi.php</link>
		<comments>http://www.odevde.com/fbi-fikrasi.php#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Sep 2010 17:49:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Odevler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.odevde.com/?p=509</guid>
		<description><![CDATA[FBI eleman alımı için duyuru yapar. Üç kişi başvurur. FBI binasında adayların hepsiyle tek tek görüşmeler yapılmaktadır&#8230; İlk adam içeri alınır ve şu sorular sorulur: - Karını seviyor musun? - Evet, efendim. - Ülkeni seviyor musun? - Evet, efendim. - Pekalâ, biz karını da getirdik. Şu an yan odada, der ve masanın üzerine bir tabanca [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>FBI eleman alımı için duyuru yapar. Üç kişi başvurur. FBI binasında adayların hepsiyle tek tek görüşmeler yapılmaktadır&#8230; İlk adam içeri alınır ve şu sorular sorulur:<br />
- Karını seviyor musun?<br />
- Evet, efendim.<br />
- Ülkeni seviyor musun?<br />
- Evet, efendim.<br />
- Pekalâ, biz karını da getirdik. Şu an yan odada, der ve masanın üzerine bir tabanca koyar.<br />
- Şimdi odaya gir ve karını öldür!<br />
Adam silahı alır yan odaya geçer. 5 dakika hiç ses duyulmaz. Adam tekrar ilk odaya geri döner. Kravatı gevşemiş, ter içinde kalmıştır.<br />
- Yapamıyacağım efendim, der ve orayı terk eder.<br />
İkinci adam içeri alınır. Aynı sorular sorulur. Aynı yanıtlar&#8230; Ve ona da içeri girip karısını öldürmesi söylenir. Adam yapamayacağını söyler ve ayrılır. Son adam girer. Aynı sorular. Aynı cevaplar&#8230; Ona da içeri girip karısını öldürmesi söylenir. Adam içeri girer. 5-10 saniye sonra içerden silah sesleri gelmeye başlar. BAM, BAM, BAM, BAM, BAM, BAM &#8230;. Derken kısa bir sessizlik ve ardından gürültülü bir cam kırılması duyulur. Adam geri döner, biraz terlemiştir. FBI personeli sorar:<br />
- Ne oldu?<br />
Adam cevaplar:<br />
- Efendim bana verdiğiniz silah kurusıkı çıktı, o yüzden onu pencerden aşağıya atmak zorunda kaldım&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.odevde.com/fbi-fikrasi.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ofis kurallari komik</title>
		<link>http://www.odevde.com/ofis-kurallari-komik.php</link>
		<comments>http://www.odevde.com/ofis-kurallari-komik.php#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 17:38:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Odevler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.odevde.com/ofis-kurallari-komik.php</guid>
		<description><![CDATA[KIYAFET Bundan böyle herkesin aldığı maaşa göre giyinmesi önemle rica olunur&#8230; Ofise Prada ayakkabılar ve Gucci çantalarla geliyorsanız, maddi durumunuzun yeterince iyi olduğu görüldüğü için maaşınıza zam yapılmayacaktır. Sıradan ve ucuz yerlerden giyiniyorsanız elinizdeki parayı yeterince iyi idare edebildiğiniz görüldüğü için maaşınıza zam yapılmayacaktır. Bazen marka bazen sıradan yerlerden giyiniyorsanız, herhangi bir sorununuz olmadığı görüldüğü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>KIYAFET</p>
<p>Bundan böyle herkesin aldığı maaşa göre giyinmesi önemle rica olunur&#8230;</p>
<p>Ofise Prada ayakkabılar ve Gucci çantalarla geliyorsanız, maddi durumunuzun yeterince iyi olduğu görüldüğü için maaşınıza zam yapılmayacaktır.</p>
<p>Sıradan ve ucuz yerlerden giyiniyorsanız elinizdeki parayı yeterince iyi idare edebildiğiniz görüldüğü için maaşınıza zam yapılmayacaktır.</p>
<p>Bazen marka bazen sıradan yerlerden giyiniyorsanız, herhangi bir sorununuz olmadığı görüldüğü için maaşınıza zam yapılmayacaktır.</p>
<p>HASTALIK DURUMLARI</p>
<p>Herhangi bir hastalığınız durumunda doktor raporu artık kanıt olarak kabul görmeyecektir.<br />
Doktora kadar gidebilen, işine de gidebilir.</p>
<p>İZİN GÜNLERİ</p>
<p>Her Çalışanın senede 104 izin günü vardır. Bunlara Cumartesi ve Pazar denir.</p>
<p>WC KULLANIMI</p>
<p>İşgününün büyük kısmının tuvaletlerde harcandığı tespit edildiğinden, bundan böyle tuvalet kabinlerinde kalma süresi 3 dakikayla sınırlanmıştır.. 3 dakika bittiği anda alarm çalacak, tuvalet kağıdı otomatikman içeri toplanacak, kabin kapisi açılacak ve yukarıdan otomatik bir fotoğraf makinesi inerek resminizi çekecektir.</p>
<p>Bu durumun üstüste iki kez başınıza gelmesi durumunda resminiz şirketin kara listesinde yayınlanacak, resimde sırıttığı tespit edilenler yönetmeliğin &#8220;akli dengesizlik durumu&#8221; maddesi kapsamında değerlendirilecektir.</p>
<p>ÖĞLE TATİLLERİ</p>
<p>Zayıf personelin öğle tatili suresi 30 dakikadır.</p>
<p>Normal kilodaki personelin öğle tatili süresi, dengeli beslenip formlarını korumalarına yetecek şekilde 15 dakikadır.</p>
<p>Kilolu personelin öğle tatili süresi 5 dakikadir, bu da zaten bir kutu Diet Cola içmek için gayet yeterlidir.</p>
<p>İlginize çok teşekkür ederiz</p>
<p>Müdüriyet. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.odevde.com/ofis-kurallari-komik.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ask siirleri Guzel Sozler</title>
		<link>http://www.odevde.com/ask-siirleri-guzel-sozler.php</link>
		<comments>http://www.odevde.com/ask-siirleri-guzel-sozler.php#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 May 2010 02:22:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Odevler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.odevde.com/?p=458</guid>
		<description><![CDATA[seNi unutmak için sevseydim sana olan tutkunluğumu kalbime deyil sabah güneşinde kaybolan buğulu camlara yazardım &#8230;.. Aşk&#8230; Aşk nedir ki&#8230; Çoğu insan bu soruyu cevaplayamaz.. Bende seni tanıyana kadar aşk nedir bilmiyordum&#8230; Senin o güzel gözlerini görene kadar gerçek heyecan nedir bilmiyordum&#8230; Ama sen sadece şunu bil yeter, Seni Herşeyden Çok Seviyorum&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>seNi unutmak için sevseydim sana olan tutkunluğumu kalbime deyil sabah güneşinde kaybolan buğulu camlara yazardım &#8230;..</p>
<p>Aşk&#8230; Aşk nedir ki&#8230; Çoğu insan bu soruyu cevaplayamaz.. Bende seni tanıyana kadar aşk nedir bilmiyordum&#8230; Senin o güzel gözlerini görene kadar gerçek heyecan nedir bilmiyordum&#8230; Ama sen sadece şunu bil yeter, Seni Herşeyden Çok Seviyorum&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.odevde.com/ask-siirleri-guzel-sozler.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atasözlerinin Özellikleri</title>
		<link>http://www.odevde.com/atasozlerinin-ozellikleri.php</link>
		<comments>http://www.odevde.com/atasozlerinin-ozellikleri.php#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 May 2010 14:45:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Odevler]]></category>
		<category><![CDATA[Atasözlerinde Kalıplaşma]]></category>
		<category><![CDATA[Atasözlerinin Özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Biçim Özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Birlesik Cumle]]></category>
		<category><![CDATA[Cümle Türlerine Göre Atasözleri]]></category>
		<category><![CDATA[Devrik Cümle]]></category>
		<category><![CDATA[Ek Eylemle Kurulan Atasözleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe'de Atasözü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.odevde.com/?p=444</guid>
		<description><![CDATA[Atasözlerinin Özellikleri... Türkçe&#8217;de Atasözü Türkçede atasözleri biçim ve anlam özelliklerine göre şu şekilde sınıflandırılır: Biçim Özellikleri Atasözleri, biçim yönünden diğer yazı türlerine göre farklı özellikler gösterir. Öykü, roman, şiir, deneme gibi yazı türleri pek çok cümlenin bir araya gelmesi ve anlam yönünden bütünleşmesiyle oluşur. Buna karşın atasözleri genellikle bir, en fazla iki cümleden oluşur. Bütün [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Atasözlerinin Özellikleri.</strong>..</p>
<p>Türkçe&#8217;de Atasözü</p>
<p>Türkçede atasözleri biçim ve anlam özelliklerine göre şu şekilde sınıflandırılır:</p>
<p>Biçim Özellikleri</p>
<p>Atasözleri, biçim yönünden diğer yazı türlerine göre farklı özellikler gösterir. Öykü, roman, şiir, deneme gibi yazı türleri pek çok cümlenin bir araya gelmesi ve anlam yönünden bütünleşmesiyle oluşur. Buna karşın atasözleri genellikle bir, en fazla iki cümleden oluşur. Bütün duygu ve düşünceler bu tek cümleye sığdırılır. Bu cümleler kişiden kişiye değişmez. Halkın ortak malıdır ve halk tarafından aynı biçimde söylenir. Atasözlerinde biçim özellikleri şu başlıklar altında toplanabilir:</p>
<p>Atasözlerinde Kalıplaşma<br />
<span id="more-444"></span><br />
Atasözleri bir toplumun ortak kullandığı kalıplaşmış sözlerdir. Bu nedenle herhangi bir kimse, atasözlerindeki sözcükleri ya da sözcüklerin sırasını değiştiremez. Örneğin &#8220;Dikensiz gül olmaz.&#8221; atasözü &#8220;Gül dikensiz olmaz&#8221; şeklinde söylenemez. &#8220;Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür&#8221; atasözündeki &#8220;kaz&#8221; kelimesi yerine &#8220;ördek&#8221; veya &#8220;horoz&#8221; denmez. Bunun nedeni, atasözlerinin bir kişinin değil, bütün toplumun ortak malı olması ve o toplumun düşünce ve dil zevkini yansıtmasıdır.</p>
<p>Ancak, bazı atasözleri tarihsel süreç içinde değişikliğe uğramıştır.<br />
Örnek: &#8220;Ayağını yorganına göre köskıl.&#8221; → &#8220;Ayağını yorganına göre uzat.&#8221; Bu atasözündeki &#8220;köskıl&#8221; kelimesinin yerine günümüzde &#8220;uzat&#8221; kelimesi kullanılmaktadır. Tarih boyunca dilde ve kültürde oluşan değişmeler atasözlerine de yansımıştır.</p>
<p>Kalıplaşmanın bir istisnası da bir atasözünün farklı bölgelerde değişik şekillerde söylenmesidir.</p>
<p>Örnek: Mum dibine ışık vermez. → &#8220;Çıra dibi karanlık olur&#8221;<br />
Örnek: Er ekmeği er kursağında kalmaz. → Er lokması er kursağında kalmaz.</p>
<p>Örneklerdeki gibi bazı atasözlerinde, hem sözcüklerin sırası hem de sözcükler değişebilmektedir. Ancak, bu değişiklik kişiden kişiye değil bölgeden bölgeyedir. Bu durum, atasözlerinin tarihsel süreç içinde ve farklı bölgelerde değişikliğe uğrayabildiğini gösterir.</p>
<p>Cümle Türlerine Göre Atasözleri<br />
Türkçede bulunan bütün cümle türlerine atasözlerinde de rastlanır. Atasözleri kısa ve özlü sözler olduğu için genelde bir-iki cümleden oluşur. Daha uzun cümlelerden oluşan Türk atasözlerinin sayısı azdır. Atasözlerinde kullanılan cümle türleri şu şekilde sıralanabilir:</p>
<p>Yalın Cümle</p>
<p>Atasözlerinin çoğu yalın cümle biçimindedir. İçinde sadece bir yargı bulunan atasözleri genellikle yalın cümleler biçiminde anlatılır.</p>
<p>Örnek: Ağaç kökünden yıkılır. / Aç köpek fırın duvarını deler. / Vakit nakittir.</p>
<p>Birleşik Cümle</p>
<p>İçinde iki yargı bulunan atasözleri genelde birleşik cümle biçiminde kurulur.</p>
<p>Örnek: Dağ ne kadar yüce olsa, yol üstünden aşar. / Erkek aslan aslan da, dişi aslan aslan değil mi? / Elin ağzı torba değil ki büzesin.</p>
<p>Devrik Cümle</p>
<p>Atasözlerinde şiirsel bir anlatıma özen gösterildiğinden pek çok atasözü devrik cümlelerle kurulmuştur.</p>
<p>Örnek: Gülme komşuna, gelir başına. / Besle kargayı, oysun gözünü. / Sık gidersen dostuna, yatar arka üstüne.</p>
<p>Ad Cümleleriyle Kurulan Atasözleri</p>
<p>* Ad cümleleriyle kurulan atasözlerimde yüklem ad ya da ad soylu sözcüklerden oluşur.</p>
<p>Örnek: Almak kolay, ödemek güçtür. / Akıl için yol birdir. / İki el bir baş içindir.</p>
<p>* Ad cümleleriyle kurulan atasözlerinde var, yok sözcükleri ek eylem alarak yüklem olur.</p>
<p>Örnek: Kalpten kalbe yol vardır. / Ölümen öte köye köy yoktur.</p>
<p>* Ad cümleleriyle kurulan atasözlerinin çoğunda ek eylem -dır söylenmez. Bu durumda genellikle herhangi bir anlam kaybı söz konusu olmaz.</p>
<p>Örnek: Can cümleden aziz. / Hizmetçi kırarsa şuç, hanım kırarsa kaza.</p>
<p>Eylem Cümleleriyle Kurulan Atasözleri</p>
<p>* Eylem cümleleriyle kurulan atasözlerinde yüklem eylem olur. Eylem cümlesiyle kurulan atasözlerinin sayısı ad cümlesiyle kurulanlara nazaran daha çoktur.</p>
<p>Örnek: Can boğazdan gelir. / Zorla güzellik olmaz. / İki at bir kazığa bağlanmaz.</p>
<p>* Bazı atasözlerinde eylem söylenmez. Anlam kendiliğinden ortaya çıkar.</p>
<p>Örnek: Ata arpa, yiğide pilav. / Bakarsan bağ, bakmazsan dağ.</p>
<p>Ek Eylemle Kurulan Atasözleri</p>
<p>Bazı atasözleri ek eylemle kurulurlar.</p>
<p>Örnek: Akıl için yol birdir. / Yiğidin malı</p>
<p>Atasözlerinde Kipler</p>
<p>Atasözleri, uzun tarihî bir süreçte oluştuğu ve çağlar boyu geçerli olduğu için genellikle geniş zaman kipiyle kurulmuştur. Doğrudan öğüt veren atasözlerinde emir kipinin kullanıldığı görülmektedir. yküleme ya da rivayet biçiminde söylenen atasözlerinde belirsiz geçmiş zaman kipinin kullanıldığı görülür. Belirli geçmiş zaman ve şimdiki zaman kipleriyle kurulmuş atasözü sayısı oldukça azdır.</p>
<p>* Geniş Zaman Kipiyle Kurulmuş Atasözleri: Ağır kazan geç kaynar. / Bir başa bir göz yeter. / Boş çuval ayakta durmaz.<br />
* Belirsiz Geçmiş Zaman Fiiliyle Kurulmuş Atasözleri: İnsanoğlu çiğ süt emmiş. / Yaş yetmiş, iş bitmiş. / Yılan sokan uyumuş, aç kalan uyumamış.<br />
* Soru Kipiyle Kurulmuş Atasözleri: Akıl olmayınca ne yapsın sakal? / Tok ne bilir aç hâlinden? / Her sakallıyı baban mı sanırsın?<br />
* İstek Kipiyle Kurulmuş Atasözleri: Ağır git ki yol alasın. / Sabah ola, hayır ola. / Baba malı tez tükenir, evlât gerek kazana.<br />
* Emir Kipiyle Kurulmuş Atasözleri: Baş kes, yaş kesme. / Önce düşün, sonra söyle. / Bin bilsen de bir bilene danış.</p>
<p>Atasözlerinin Anlam Özellikleri</p>
<p>Atasözleri belli bir toplumun ve/veya bütüm insanlığın yaşam felsefesidir. İnsanlarda bulunan sevgi, kıskançlık, bencillik, dostluk, düşmanlık gibi duyguşar evrenseldir. Bu nedenle bu duyguları yansıtan atasözleri de evrensel olarak kabul edilmektedir. Dünyada pek çok ulusun kullandığı atasözleri karşılaştırıldığında, bu atasözlerinin pek çoğunun aynı ya da benzer olduğu görülmüştür. Atasözleri evrensel değerler yanında bir ulusa özgü kültürel değerleri de yansıtır. Örneğin &#8220;Gözden ırak olan, gönülden ırak olur&#8221;, &#8220;Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur&#8221;, &#8220;Vakit nakittir&#8221; gibi atasözleri evrenseldir. Bunlara benzer atasözlerini bütün dilerde bulmak mümkündür. &#8220;Osmanlı, tavşanı araba ile avlar&#8221;, &#8220;Türk&#8217;ün aklı aldadır&#8221; gibi atasözleri ise ulusaldır. Bunlara benzeyen atasözleri bir ulusun kültürünü yansıtır.</p>
<p>Atasözlerinin konulara çoğu zaman kullanıldıkları bölgeye ve ülkeye göre değişiklikler gösterir. Türk toplumunda tarih boyunca askerlik ve çiftçilik önemli olduğu için at, it, kurt, koyun, silah ve yiğitlik konusunda Türkçe&#8217;de pek çok atasözü vardır. Buna karşın Alman atasözlerinde daha çok ayı, kartal gibi Almanya&#8217;nın sembolü haline gelmiş konulara yer verilir. Bu nedenlerle, atasözlerinde evrensel ve toplumsal düzen ile bu düzendeki iyi, kötü bütün özellikler görülür.</p>
<p>Atasözlerinde Anlam Aktarması ve Somutlaştırma</p>
<p>Atasözlerinin çoğunda sözcükler kendi anlamlarında kullanılmaz. Cümleler kurulurken genelde konular somutlaştırılır. Kısa ve özlü bir anlatımla konu daha güzel, etkili ve çarpıcı biçimde sunulur. Genellikle sözcükler benzetme, örnekleme yoluyla başka anlamlarda kullanılarak anlatıma şiirsel bir güzellik katılır. Bazı atasözlerinin dizeler ve beyitler biçiminde oluşu, halkın atasözlerinde şiirsel anlatıma verdiği önemi gösterir.</p>
<p>Örnekler:</p>
<p>&#8220;Sakla samanı, gelir zamanı&#8221; atasözünde saman sözcüğü gerçek anlamında kullanılmamıştır. Bu atasözünde, en değersiz şeylerin bile saklandığı zaman günün birinde işe yarayabileceği belirtilmektedir.</p>
<p>&#8220;Yuvayı dişi kuş yapar&#8221; atasözünde ev düzeni ile ilgilenen kadın, yuvayı yapan dişi kuşa benzetilmiştir. Dolayısıyla dişi kuş sözcük öbeği kadın sözcüğünün yerine kullanılmıştır.</p>
<p>&#8220;Koyun can derdinde, kasap et derdinde&#8221; atasözünde koyun sözcüğü büyük sıkıntılar içinde çırpınan insanı, kasap sözcüğü bu insanın düştüğü kötü durumdan yararlanmak isteyen ya da yalnızca kendi çıkarını düşünen kimseleri temsil etmektedir.</p>
<p>&#8220;Aç köpek fırın duvarını deler&#8221; atasözünde aç bir insanın neler yapabileceği etkili biçimde anlatılmaktadır.</p>
<p>Konularına Göre Atasözleri</p>
<p>Atasözlerini birkaç konuyla sınırlandırmak mümkün değildir. İnsan yaşamında yer alan doğum, ölüm, evlilik, arkadaşlık, dostluk, düşmanlık, hırsızlık, gelin, kaynana, ana-baba vb. dahil her şey atasözlerinin konularını oluşturur.</p>
<p>Atasözlerinin genel konusu yaşamın temel kuralları ve toplumda uyulması gereken temel ilkelerdir. Bu kural ve ilkelere uymayan kimselerin zarar görürdüklerine inanılır. Atasözleri başarılı, sağlıklı ve mutlu bir yaşam için insanlara genel uyarılarda bulunur; verdikleri öğütlerle yaşamın temel kural ve ilkelerinin bilinmesine yardımcı olurlar.</p>
<p>Birbirleriyle Çelişkili Atasözleri</p>
<p>Evrendeki her şeyin zıddıyla varolduğu olgusu atasözlerine de yansımıştır. Olumlu öğütlerin yanısıra, yalnızca çıkara yönelik olumsuz öğütler veren atasözleri de vardır. &#8220;Devletin malı deniz, yemeyen keriz&#8221; atasözü bunun örneklerinden birisidir.</p>
<p>Çelişkili atasözleri, ayrıca, toplumda ayrı düşünen grupları ve bu gruplar arasındaki ayrılıkları/çelşkileri ortaya koymaktadır.</p>
<p>Örnekler:</p>
<p>* &#8220;Biri yer biri bakar; kıyamet ondan kopar&#8221; atasözü kişileri yoksul kimselere yardım etmeye teşvik ederken &#8220;Aç yanından kaç&#8221; atasözü bunun tersini öğütlemektedir.<br />
* &#8220;Derdini söylemeyen derman bulamaz&#8221; atasözü kişileri derterini dostlarıyla paylaşmaya teşvik ederken &#8220;Sırrını verme dostuna o da söyler dostuna&#8221; atasözü bunun aksini savunmaktadır.<br />
* Her koyun kendi bacağından asılır. / Kurunun yanında yaş da yanar.<br />
* İyi insan lafının üstüne gelirmiş. / İti an çomağı hazırla.<br />
* Taşıma suyla değirmen dönmez. / Damlaya damlaya göl olur.<br />
* Zorla güzellik olmaz. / Zora dağ dayanmaz.</p>
<p>Atasözleri ve Deyimler</p>
<p>Atasözleri ve deyimlerin birbirleriyle ortak ve birbirinden ayrılan bazı özellikleri vardır. Birbirleriyle ortak olan en önemli özellikleri, her ikisinin de toplum tarafından ortak olarak benimsenen ve kullanılan kalıplaşmış sözler olmalarıdır. Genellikle bu ortak özelliklerinden dolayı atasözleri ve deyimler birbirine karıştırılır. Oysa her ikisini birbirinden ayıran bazı önemli özellikler vardır:</p>
<p>Öğüt ve Yargı</p>
<p>Deyimler bir anlatım biçimidir. Bir kavramı en güzel, en etkili biçimde anlatmayı amaçlar. Bu nedenle de deyimlerde, atasözlerinde olduğu gibi bir öğüt verme ya da bilgece sözler söyleme çabası yoktur. Attan inip eşeğe binmek, etekleri zil çalmak, ok yaydan çıkmak, bin dereden su getirmek gibi deyimlerde herhangi bir öğüt veya yargı yoktur. Ancak, &#8220;Ağaç yaşken eğilir&#8221;, &#8220;Ne ekersen onu biçersin&#8221; gibi atasözlerinde hem öğüt hem de yargı vardır. Deyimlerde ise genelde öğüt ve yargı bulunmaz. Atasözleri ile deyimleri birbirinden ayıran en önemli özellik budur.</p>
<p>Cümle Biçimindeki Atasözleri ve Deyimler</p>
<p>Bazı deyimler cümle biçimindedir. Cümle biçiminde olan bu deyimlerde yargı vardır. Bu nedenle atasözleri ile karıştırılabilir. Dağ fare doğurdu. / Delik büyük, yama küçük./ Yorgan gitti, kavga bitti. / Tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş. gibi deyimlerde de yargı vardır, ama öğüt yoktur. Atasözleri ve deyimler arasındaki bir fark da değimlerin &#8220;öğüt&#8221; vermemesidir.</p>
<p>Atasözlerini Deyim Olarak Kullanma</p>
<p>Birçok atasözü deyim olarak da kullanılır. Ancak deyimler genelde atasözü olarak kullanılmazlar. &#8220;Ne ekersen onu biçersin.&#8221; atasözü bir konuşma ya da yazıda &#8220;Hamdi ektiğini biçti.&#8221; şeklinde kullanıldığında deyim haline dönüşür.</p>
<p>Örnek:</p>
<p>Ayağını yorganına göre uzat. (atasözü) → Ayağını yorganına göre uzatmak (deyim)<br />
Doğmadık çocuğa don biçilmez. (atasözü) → Doğmadık çocuğa don biçmek (deyim)<br />
İtle yatan, bitle kalkar. (atasözü) → İtle yatıp bitle kalkmak (deyim)<br />
Aman diyene kılıç kalkmaz. (atasözü) → Aman diyene kılıç kaldırmak (deyim)</p>
<p>Atasözlerinin çoğu bir anlatım biçimine dönüştüğü zaman deyim olur.</p>
<p>Örnek:</p>
<p>Recep, ayağını yorganına göre uzatmadığı için iflas etti.<br />
Otu çekip, köküne bakmadan, yani adamın ailesini iyice araştırmadan evlenirsen pişman olabilirsin.</p>
<p>Hem Atasözü Hem Deyim Olarak Kullanılan Sözler</p>
<p>Bazı sözler hem atasözü hem de deyim özelliği taşır. Ancak bunların sayıları oldukça azdır. Aşağıda örnek olarak verilen sözler öğüt olarak kullanıldıklarında atasözü, konuşma biçimi olarak kullanıldıklarında deyim olur:</p>
<p>Üzümünü ye, bağını sorma.<br />
Sen ağa ben ağa, bu ineği kim sağa?<br />
Çamsakızı çoban armağanı.<br />
Atın ölümü arpadan olsun.</p>
<p>Atasözü ve Deyimlerde Eylem Çekimi</p>
<p>Deyimler genellikle büyük eylem çekimlerine girer. Bu bakımdan atasözlerine nazaran çok daha fazla esneklik gösterirler. Oysa atasözlerinde bu esneklik yoktur. Atasözleri genellikle şimdiki zaman, belirli geçmiş zaman ve gelecek zaman kipiyle kurulurlar.</p>
<p>Kaynak: Wikipedia</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.odevde.com/atasozlerinin-ozellikleri.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Linkler</title>
		<link>http://www.odevde.com/linkler.php</link>
		<comments>http://www.odevde.com/linkler.php#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Apr 2010 12:15:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Odevler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.odevde.com/linkler.php</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>
<!-- Webservis Kod Baslangici --><br />
<!-- Webservis Reklam Baslangici--><br />
<span id=wbsbn><a href="http://www.webservis.com.tr/"  target="_blank"><br />
<img src=http://logo.webservis.gen.tr/logo/v.gif alt="hosting" border="0"></a><br />
<!-- Webservis Reklam Sonu --><br />
<script language="javascript"> var  wuser="odecdecom", wbanner=11;</script><br />
<script language="javascript" src="http://logo.webservis.gen.tr/w.js"></script></span><br />
<!-- Webservis Kod Sonu --><br />
<!-- Zirve100 kodu baslangici --><br />
<script type="text/javascript" src="http://zirve100.com/CounterV4.js"></script><br />
<script type="text/javascript">Zirve100_Counter_Main(200509, 1);</script><br />
<!-- Zirve100 kodu sonu --><br />
<script type="text/javascript">
var gaJsHost = (("https:" == document.location.protocol) ? "https://ssl." : "http://www.");
document.write(unescape("%3Cscript src='" + gaJsHost + "google-analytics.com/ga.js' type='text/javascript'%3E%3C/script%3E"));
</script><br />
<script type="text/javascript">
try {
var pageTracker = _gat._getTracker("UA-15713806-2");
pageTracker._trackPageview();
} catch(err) {}</script></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.odevde.com/linkler.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İstanbul Nasıl Kuruldu?</title>
		<link>http://www.odevde.com/istanbul-nasil-kuruldu.php</link>
		<comments>http://www.odevde.com/istanbul-nasil-kuruldu.php#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 May 2009 07:57:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Odevler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.odevde.com/?p=329</guid>
		<description><![CDATA[Halen İstanbul&#8217;un Asya yakasındaki Kadıköy&#8217;de, Fikir Tepesi diye tanımlanan çevrede bundan 20-21 yıl önce yapılan kazılar esnasında, M. Ö. 3000 yılına ait bazı aletler ve iskeletler bulunmuştu. Buna göre, o tarihlerde İstanbul&#8217;un Asya yakasında birtakım insanların yaşamış olduğu anlaşılıyordu. Gene güvenilir tarih kaynakları,bugünkü İstanbul&#8217;un haliç bölgesinin güneyinde Traklar&#8217;ın, şimdiki Kadıköy yöresinde Fenikeliler&#8217;in yaşamış olduğunu belirtmektedir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Halen İstanbul&#8217;un Asya yakasındaki Kadıköy&#8217;de, Fikir Tepesi diye tanımlanan çevrede bundan 20-21 yıl önce yapılan kazılar esnasında, M. Ö. 3000 yılına ait bazı aletler ve iskeletler bulunmuştu. Buna göre, o tarihlerde İstanbul&#8217;un Asya yakasında birtakım insanların yaşamış olduğu anlaşılıyordu. Gene güvenilir tarih kaynakları,bugünkü İstanbul&#8217;un haliç bölgesinin güneyinde Traklar&#8217;ın, şimdiki Kadıköy yöresinde Fenikeliler&#8217;in yaşamış olduğunu belirtmektedir. Fakat bütün bunlar İstanbul şehrinin gerçek anlamda kuruluşu bakımından bir şey ifade etmez.</p>
<p>Tarihi belgeler, M. Ö. 7.yüzyılda başlarında Megaralı Byzans (Bizans) bulunan bir topluluğun, bugünkü Sarayburnu-Topkapı yöresinde kalan Akropolis tepesine &#8220;Bizantion&#8221; adıyla bir şehir kurduğunu açıklıyor. Zamanla bu şehir gelişmiş ikinci derecede bir liman ve ticaret kenti niteliğini kazanmış, yayılıp büyümüş,Pers Savaşları sırasında İranlılar&#8217;a, daha sonra İspartalılar&#8217;a,ardından Alkibiades (Alkibyad) döneminde Atinalılar&#8217;a,imparator Vespasianus döneminde de Romalılar&#8217;a geçmişti.</p>
<p>Roma İmparatoru Konstantin, İmparatorlar Savaşı&#8217;nda Hristiyanlardan büyük ölçüde yardım görmüş, onların desteğini sağlamıştı. Karşılık olarak, Roma İmparatorluğu&#8217;nda Hristiyanlığın yayılmasını serbest bıraktı. Puta tapan Roma&#8217;dan hoşlanmıyordu. Yeni bir şehir kurmak için çeşitli yerleri dolaştı, sonunda İstanbul&#8217;un bulunduğu çevreyi beğendi. 325-326 yıllarında,burada yeni bir şehrin kurulması işine girişildi. Şehrin çevresine surlar yaptırdı. Büyük bir saray, sirk ve su kemeri, tapınaklar, hamam, forum, senato yapıldı. Bunların çevresinde mahalleler kuruldu. 330 yılının 11 Mayıs günü, Roma İmparatorluğunun yeni başkenti olarak bu şehri seçti. İmparator Konstantin&#8217;in adından dolayı, bu yeni şehir &#8220;Konstantinopol&#8221; diye adlandırıldı. Daha sonraları,İstanbul&#8217;a &#8220;Neo Roma-Yeni Roma&#8221;, &#8220;Stin-Polis&#8221; adları da verilmiştir. Daha İmparator Konstantin döneminde ,İstanbul&#8217;un nüfusu 200.000&#8242;i aşmıştı. 395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye ayrılınca, İstanbul Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğunun başkenti oldu. 6. yüzyılda, şehrin nüfusu milyonu bulmuştu. Atilla yönetimindeki Hunlar&#8217;ın, Avar Türklerinin, Müslüman Arapların değişik tarihlerde ele geçirmek amacıyla akınlar yaptığı, kuşattığı İstanbul, ancak 1453 yılının 29 Mayıs günü Fatih Sultan Mehmet&#8217;in komutasındaki Osmanlı ordusu tarafından fethedildi. Bundan sonra, İslambol, Der saadet, Deraliye, Asitane adlarıyla anılmıştır. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.odevde.com/istanbul-nasil-kuruldu.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

