<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Odevde Odev Odevler Odevi Odevleri BedavaOdev OdevBul OdevYukle Odevindir &#187; Saglik</title>
	<atom:link href="http://www.odevde.com/odev/saglik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.odevde.com</link>
	<description>Turkiyenin Odev ve Bilgi Portali</description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Jan 2012 13:00:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Eseyli Ureme</title>
		<link>http://www.odevde.com/eseyli-ureme.php</link>
		<comments>http://www.odevde.com/eseyli-ureme.php#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Dec 2007 20:02:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anatomi]]></category>
		<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Saglik]]></category>
		<category><![CDATA[dollenme]]></category>
		<category><![CDATA[Eseyli Ureme]]></category>
		<category><![CDATA[Ure]]></category>
		<category><![CDATA[Ureme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.odevde.com/eseyli-ureme.php</guid>
		<description><![CDATA[EŞEYLİ ÜREME Eşeyli üreme iki ayrı eşey (cinsiyet) hücresinin biraraya gelmesiyle oluşur. Bitki ve hayvanların çoğunda eşeyli üreme görülür. Tür içi farklılığı sağlar. Dişi üreme hücresi = Yumurta Dişi üreme organı = Yumurtalık (ovaryum) Erkek üreme hücresi = Sperm Erkek üreme organı = Erbezi (testis) Yavru canlının oluşabilmesi için dişi ve erkek üreme hücreleri birleşerek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>EŞEYLİ ÜREME<br />
Eşeyli üreme iki ayrı eşey (cinsiyet) hücresinin biraraya gelmesiyle oluşur.<br />
Bitki ve hayvanların çoğunda eşeyli üreme görülür.<br />
Tür içi farklılığı sağlar.<br />
Dişi üreme hücresi = Yumurta<br />
Dişi üreme organı = Yumurtalık (ovaryum)<br />
Erkek üreme hücresi = Sperm<br />
Erkek üreme organı = Erbezi (testis)<br />
Yavru canlının oluşabilmesi için dişi ve erkek üreme hücreleri birleşerek yeni bir hücre oluştururlar.<br />
Dişi ve erkek üreme hücrelerinin birleşmesine DÖLLENME denir.<br />
Kurbağa ve balıklarda olduğu gibi yumurta ve sperm organizma dışında birleşiyorsa dış döllenme olur. Sürüngenler, kuşlar ve memelilerde olduğu gibi, sperm ve yumurtanın canlı vücudunda birleşmesine iç döllenme denir.</p>
<p>Dişi ve erkek üreme hücrelerinin birleşmesiyle oluşan hücreye ZİGOT denir.<br />
Zigot 2n sayıda kromozoma sahiptir<br />
Kurbağa ve balıklarda sperm ve yumurta hücreleri canlı vücudu dışında birleşir.Bu tür döllenme DIŞ DÖLLENME dir.<br />
Döllenmiş yumurta (zigot) büyüme ve gelişme aşamaları ile yavruyu oluşturur.<br />
Bitkilerde üreme organı çiçektir.<br />
Polen kesesinde erkek üreme hücreleri (polen) üretilir<br />
Yumurtalıkta ise dişi üreme hücresi (yumurta) üretilir.<br />
Polenler yağmur,rüzgar, böcekler gibi dış etkenlerle dişi organa taşınır.TOZLAŞMA<br />
Tozlaşmadan sonra polenler yumurtalıktaki yumurtaya ulaşır.<br />
Yumurtalıkta yumurta ve sperm hücreleri birleşir.<br />
DÖLLENME<br />
Döllenme ile ZİGOT denen hücre oluşur.<br />
Zigot mitoz bölünmeler geçirerek EMBRİYO denen yapıyı oluşturur.<br />
Embriyonun etrafına besin ve kabuk sarılmasıyla TOHUM denen yapı oluşur.<br />
Tohum uygun şartlarda çimlenerek yeni bitkiyi oluşturur.<br />
• Çimlenme:Embriyonun topraktan su alarak ilk kök ve fotosentez yapabilecek ilk yaprakları oluşturmasına kadar geçen büyüme evresidir. Tohumun olgunlaşmasından çimlenmesine kadar geçen süreye UYKU HALİ denir. Uykudaki tohumlar canlıdır fakat metabolizmaları minimum seviyededir.<br />
Çimlenme için yeterli H2O,sıcaklık, O2 ve enzimler gereklidir</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.odevde.com/eseyli-ureme.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Besinler ve Ozellikleri</title>
		<link>http://www.odevde.com/besinler-ve-ozellikleri.php</link>
		<comments>http://www.odevde.com/besinler-ve-ozellikleri.php#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Dec 2007 19:58:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Saglik]]></category>
		<category><![CDATA[Besin]]></category>
		<category><![CDATA[Besinler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.odevde.com/besinler-ve-ozellikleri.php</guid>
		<description><![CDATA[Besinler ve Sindirim Sistemi I. Besinler ve Özellikleri Beslenme sırasında vücuda alınan yiyecek ve içeceklere besin denir. Besin maddelerinin hücre ve vücutta kullanılmasına da beslenme denir. Tüm canlılar beslenme özelliğine sahiptir. Beslenmede kullanılan besin maddeleri yardımıyla; vücudun büyümesi, hücrelerin çoğalması, yaralanan yerlerin onarılması yaşamsal enerji üretilmesi, organların çalışması… gibi canlılık faaliyetleri gerçekleştirilir. Alınan besinin kaynağına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Besinler ve Sindirim Sistemi</p>
<p>I. Besinler ve Özellikleri</p>
<p>Beslenme sırasında vücuda alınan yiyecek ve içeceklere besin denir. Besin maddelerinin hücre ve vücutta kullanılmasına da beslenme denir. Tüm canlılar beslenme özelliğine sahiptir.<br />
Beslenmede kullanılan besin maddeleri yardımıyla; vücudun büyümesi, hücrelerin çoğalması, yaralanan yerlerin onarılması yaşamsal enerji üretilmesi, organların çalışması… gibi canlılık faaliyetleri gerçekleştirilir.<br />
Alınan besinin kaynağına göre de 2 çeşit beslenme gurubu bulunur.<br />
Bitkisel Beslenme : Üretici canlılar olan bitkilerin tüketilmesidir. Bitkilerin ürettiği meyve, sebze, yaprak, tohum… gibi besinler bu gruba girer.<br />
Hayvansal beslenme : Tüketici canlıların yenmesidir. Et, süt, yumurta, bal… gibi besinler bu gruba girer.</p>
<p>Not : Su, madensel tuzlar, protein, yağ ve vitaminler hayvansal ve bitkisel besinlerde ortak olarak bulunabilirken şeker ve nişasta sadece bitkisel besinlerde bulunur.</p>
<p>Besinlerin Gruplandırılması<br />
Enerji Verici Olanlar<br />
Yapıcı – Onarıcı Olanlar<br />
Düzenleyici Olanlar<br />
Karbonhidratlar<br />
Proteinler<br />
Vitaminler<br />
Yağlar<br />
Yağlar<br />
Su<br />
Proteinler<br />
Karbonhidratlar<br />
Madensel Tuzlar</p>
<p>Su<br />
Proteinler</p>
<p>Madensel Tuzlar</p>
<p>a)Enerji verici besinlerin hücrede yakılma sırası</p>
<p>I.Karbonhidratlar<br />
II.Yağlar<br />
III.Proteinler şeklindedir.</p>
<p>b)Enerji verici besinlerin hücrede enerji oluşturma sırası</p>
<p>I.Yağlar (9,5 KCal)<br />
II.Proteinler (4,3 KCal)<br />
III.Karbonhidratlar (4,2 KCal) şeklindedir.</p>
<p>Besin Çeşitleri ve Görevleri<br />
Karbonhidratlar</p>
<p>Karbon, hidrojen ve oksijen elementlerinden (C, H, O) oluşmuştur. İlk olarak fotosentez sonucunda üretilir. Karbonhidratların fazlası bitkilerde nişasta olarak depo edilirken, hayvanlarda, glikojen olarak depo edilir. Özel reaksiyonlarla yağ, protein ve vitaminlerin sentezinde kullanılabilir.<br />
Hücrelerde enerji üretmede şekerler öncelikle kullanılır. Bitkisel besinlerde bol miktarda bulunur. Fotosentez sonucu üretilen şekerler yapı ve kullanım yerlerine göre de çeşitleri oluşturulur.</p>
<p>·Glikoz (C6H12O6)<br />
Karbonhidratların en küçük yapı taşıdır. Fotosentez ile bitkilerde üretilir. Çok sayıda glikoz özel bağlarla birleşerek nişastayı, selülozu ve glikojeni oluşturur. Kan sıvısında bulunan kan şekeri glikozdur.</p>
<p>·Nişasta<br />
Çok sayıda glikozun özel bağlarla birleşmesinden oluşmuştur. Şekerin bitkilerdeki depo şeklidir. Nişasta, ayıracı olan iyot çözeltisi ile mavi renge boyanır.</p>
<p>·Selüloz<br />
Yalnızca bitkilerde bulunur. Bitki hücresinin çeperini oluşturur. (Yapı maddesi) Hayvanlar tarafından sindirilemez. (Bazı kuş ve geviş getirenler hariç)</p>
<p>·Glikojen<br />
Yalnızca hayvan hücrelerinde bulunur. Glikozun hayvanlar ve insanlardaki depo şeklidir. Karaciğer ve kas hücrelerinde bol miktarda bulunur.</p>
<p>Yağlar<br />
Karbon, hidrojen ve oksijen elementlerinden (C, H, O) oluşmuştur. En küçük yapıtaşı yağ asidi ve gliseroldür. Yağlar, beyaz kağıt üzerine bıraktığı parlak leke ile tanınır.<br />
Vücudun ısı yalıtımını sağlar. Hücre zarının, hormon ve vitaminlerin yapısına katılır. Derinin esnek olmasını sağlar. Kış uykusuna yatan canlılarla göçen kuşlarda depolanmış enerji ham maddesi olarak kullanılır. Karın bölgesindeki iç organları darbelere karşı korur.</p>
<p>Proteinler<br />
Karbon, hidrojen, oksijen ve azot elementlerinden yapılmıştır. En küçük yapıtaşı amino asitlerdir (aa). Amino asitler özel bağlarla birleşerek proteinleri meydana getirir.</p>
<p>(C+H+O+N) → Amino Asitler → Protein</p>
<p>Proteinler, ayıracı olan Nikrik asit (HNO3) ile sarı renge boyanır. Süt, et, yumurtada bol miktarda bulunur. Hücrelerin ve vücudun temel yapıtaşıdır. Enzimlerin yapısını oluştururlar. Hücre zarının, kasların, antikorun, vitamin ve hormonların yapısına katılırlar.</p>
<p>Vitaminler<br />
Organların çalışma düzenini etkileyerek vücudun direncini artırırlar. Vücuttaki kimyasal olayları düzenlerler. Tüm tüketici canlılarca genellikle bitkilerden alınırlar. Bazı vitaminler (B ve K) insan bağırsağındaki mikroorganizmalar tarafından üretilir. Karaciğerde A, deride D vitamini üretilebilir. Vitaminler sindirilmeden kana karışır ve enerji verici olarak kullanılmazlar. A, D, E, K vitaminleri yağda eriyip vücutta depolanırken B, C vitaminleri suda eriyip vücutta depolanmaz. Eksikliğinde çeşitli hastalıklar görülür.</p>
<p>A Vitamini eksikliğinde → Gece körlüğü<br />
B Vitamini eksikliğinde → Beriberi hastalığı<br />
C Vitamini eksikliğinde → Diş eti kanaması<br />
D Vitamini eksikliğinde → Raşitizm<br />
E Vitamini eksikliğinde → Kısırlık<br />
K Vitamini eksikliğinde → Kanın pıhtılaşmaması hastalıkları oluşur.</p>
<p>Mineraller<br />
Yeryüzünde, maden şeklinde bolca bulunurlar. Canlılarca tabiattan hazır olarak alınır. Sindirilmeden kana karışırlar. Kemiklerin, dişlerin oluşmasında, kasların kasılmasında, sinirlerde uyartıların iletilmesinde, enzimlerin çalışmasında… görev yapar.</p>
<p>Su<br />
Vücutta en fazla ihtiyaç duyulan besindir. Vücuttaki kimyasal olaylar ancak sulu ortamda gerçekleşir. Su iyi çözücü olduğundan besinlerin sindiriminde, emiliminde, taşınmasında ve boşaltımında kullanılır. Sıcak ve soğuk kanlı canlılarda vücut sıcaklığının yayılmasında kullanılır.</p>
<p>II. Sindirim Organları</p>
<p>Büyük yapılı organik besinlerin, su ve sindirici enzimler etkisi ile kendilerini oluşturan en küçük yapı taşlarına ayrılması olayına sindirim denir. Bu olayı gerçekleştiren sisteme de sindirim denir. Sindirim bir çeşit hidroliz (parçalanma) olayıdır.</p>
<p>Enzim : Canlılardaki kimyasal reaksiyonlara girerek reaksiyonları hızlandıran ve daha kısa sürede gerçekleşmesini sağlayan canlılık yapılarıdır. (Biyolojik katalizör) Proteinden yapılmış olup tekrar tekrar kullanılabilirler.</p>
<p>Sindirime Uğrayacak Besinler ;</p>
<p>Büyük yapılı, hücre zarından geçemeyen karbonhidratlar, yağlar, proteinlerdir.<br />
A. Sindirim Çeşitleri<br />
Yapılma Şekline Göre Sindirim Çeşitleri<br />
a)Fiziksel Sindirim : Büyük yapılı besin maddelerinin enzim kullanılmadan bazı organlar tarafından küçük parçalara ayrılması olayıdır.<br />
Örnek : Katı besinlerin dişler etkisiyle öğütülmesi… gibi.</p>
<p>b)Kimyasal Sindirim : Besin maddelerinin enzim kullanılarak yapıtaşlarına kadar parçalanması olayıdır.<br />
Örnek : Proteinlerin mide ve ince bağırsakta aminoasitlere kadar parçalanması… gibi.<br />
Gerçekleştiği Yere Göre Sindirim Çeşitleri<br />
a)Hücre içi sindirimi : Hücre içerisine alınan büyük moleküllü besinlerin lizozom enzimleri ile sindirilmesine denir. Örnek olarak amipin beslenmesi gibi.<br />
b)Hücre dışı sindirim : Besinlerin hücre dışında ve organlar içerisinde enzimlerle sindirilmesi olayıdır. Sindirilen besinler daha sonra porlardan hücre içine emilir. Örneğin ince bağırsaktaki sindirim gibi.</p>
<p>B. İnsanda Sindirim Sistemi</p>
<p>İnsanda sindirim sistemi kanallı bir özellik taşır. Ağızda başlar ve anüste biter.</p>
<p>Ağız<br />
Dil, diş ve tükürük bezlerinden oluşur. ağza alınan besinler tükürük bezinden salınan tükürükle yumuşatılır ve dişlerle çiğnenerek küçük parçalara ayrılır. Böylece besinlerin yüzeyi artırılır. Bu olay besinlerin enzimler tarafından parçalanmasını kolaylaştırır. Tükürük bezlerinden karbonhidratların sindirimi için amilaz (pityalin) enzimi salgılanır. Dil ile, çiğnenen besin yutağa itilir.<br />
Dişler : Çiğneme olayı ile besinlerin parçalanması ve öğütülmesi işlemini yaparlar. Büyük yapılı besinleri fiziksel olarak sindirip yutabilmesine olanak sağlarlar. Dişler, boyuna kesit alındığında dıştan içe doğru 3 tabakadan oluşur.<br />
Mine tabakası : Dişin taş kısmı olup beyaz renkli yeridir. % 98 oranında kalsiyum ve fosfor minerallerinden oluşur ve dişin en sert kısmıdır.<br />
Fildişi tabakası : Dişin kemik kısmı olup dişi çene kemiğine bağlar.<br />
Diş özü tabakası : Kan damarlarının, sinirlerin bulunduğu yerdir. Dişin beslenmesini ve büyümesini sağlar.</p>
<p>Yutak<br />
Soluk borusu ile yemek borusunu birbirinden ayırır. Besinleri, ağızdan yemek borusuna iletir. Kaslı bir yapıya sahip olup yutkunmayı sağlar. Dışarıdan alınan solunum havasını da nefes borusuna gönderir.</p>
<p>Yemek Borusu<br />
Sindirim borusunun yutakla mide arasındaki kısmıdır. Burada kimyasal sindirim yapılmaz. Yutulan besinlerin mideye taşınması sağlanır.</p>
<p>Mide<br />
Karın boşluğunun sol üst kısmında bulunur. Yenen besinlerin bir süre depolanmasını ve parçalanmasını sağlar. Mide, özsuyu ve tuz asidi (HCl) salgılar. Tuz asidi proteinlerin sindirimini yapan pepsin enzimini aktif (çalışır) hale geçirir. Pepsin enzimi de proteinleri parçalar.<br />
Mide duvarında güçlü düz kaslar bulunur. Bu kasların kasılması ile besinler su ile karıştırılıp bulamaç haline (kimus) getirilir. Ayrıca midedeki tuz asidi (HCl) besinlerle mideye ulaşan mikropları öldürür.</p>
<p>İnce Bağırsak<br />
Tüm besin çeşitlerinin kimyasal sindiriminin asıl yapıldığı ve tamamlandığı yerdir. Mideden sonraki ilk kısmına oniki parmak bağırsağı denir. İç yüzeyinde emilimi sağlayan çok sayıda villüs (Tümür) bulunur. Villüsler sindirilen besinlerin emilmesini sağlar.<br />
Karaciğer ve pankreas organları özel kanallarla ince bağırsağa sindirici sıvı gönderirler. İnce bağırsak ile kalın bağırsak arasında kör bağırsak bulunur. Kör bağırsak, üzerindeki apandis ve lenf bezleri etkisiyle kalın bağırsaktan ince bağırsağa, çürükçül mikroorganizmaların ulaşmalarını önler.</p>
<p>Kalın Bağırsak<br />
Sindirim artıklarının depolanıp zaman zaman dışarı atılmasını sağlayan bölümüdür. İhtiyaç halinde su ve minerallerin emilmesi sağlanır.</p>
<p>Anüs<br />
Sindirim borusunun son kısmı olup sindirilemeyen artıkların dışarıya atılmasını sağlar.</p>
<p>Sindirime Yardımcı Organlar<br />
a)Karaciğer : Ürettiği safra tuzları, ve sıvısı oniki parmak bağırsağına geçerek yağların sindirimini kolaylaştırır.<br />
Kan şekerini ayarlamaya yardımcı olur. Glikoz ve vitamin depo eder. Zehirli maddeleri etkisiz hale getirir.<br />
b)Pankreas : Hem iç hem de dış salgı yapan bir organdır. Protein, yağ ve karbonhidratların sindirimi için enzim salgılar. Salgılarını özel bir kanal ile onikiparmak bağırsağına döker.<br />
İnsülin ve glukagon hormonu salgılar. Bu hormonlar yardımıyla kan şekerinin dengesini ayarlar ve kan şekerinin seviyesini sabit tutar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.odevde.com/besinler-ve-ozellikleri.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gelisimde Sporun Önemi</title>
		<link>http://www.odevde.com/gelisimde-sporun-onemi.php</link>
		<comments>http://www.odevde.com/gelisimde-sporun-onemi.php#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Dec 2007 19:50:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anatomi]]></category>
		<category><![CDATA[Saglik]]></category>
		<category><![CDATA[Sporun]]></category>
		<category><![CDATA[Sporun Onemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.odevde.com/gelisimde-sporun-onemi.php</guid>
		<description><![CDATA[Spor, özellikle grup sporu, çocuğun kendi yeteneklerinden haberdar olmasına ve onları başkalarının yetenekleriyle karşılaştırabilmesine fırsat verir. Spor,özellikle grup sporu, çocuğun ve gencin bedensel,zihinsel ve sosyal gelişimine yardımcı olur.Spor sağlığı koruma ve güçlendirme amacı taşıdığı gibi, bedensel enerjinin ve duygusal gerilimin boşaltılmasına katkıda bulunduğu için, tedavi işlevi de yüklenebilmektedir. Altı veya yedi yaşından itibaren çocuk kendi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Spor, özellikle grup sporu, çocuğun kendi yeteneklerinden haberdar olmasına ve onları başkalarının yetenekleriyle karşılaştırabilmesine fırsat verir. Spor,özellikle grup sporu, çocuğun ve gencin bedensel,zihinsel ve sosyal gelişimine yardımcı olur.Spor sağlığı koruma ve güçlendirme amacı taşıdığı gibi, bedensel enerjinin ve duygusal gerilimin boşaltılmasına katkıda bulunduğu için, tedavi işlevi de yüklenebilmektedir. Altı veya yedi yaşından itibaren çocuk kendi yeteneğini akranlarının performansına bağlı olarak değerlendirmeye başlar.Bu dönemde anne-baba ve öğretmen, performansı yerine çabanın ve bedenin gelişiminin önemini vurgularsa, çocuğun gözünde kazanma ve kaybetme daha az önem taşıyacaktır.Bu bağlamda anne ve baba ‘ÖNEMLİ OLAN PERFORMANS DEĞİL ÇABADIR’ düşüncesinden hareketle, çocuğu bedensel gelişimine katkısı nedeniyle spor yapmaya özendirmeli, ama kaybettiği maç skorunu önemsemeden,onu çabasından dolayı taktir etmelidir.</p>
<p>Sporun bireyin ruh sağlığına getirdiği katkılardan bazıları bu şekilde sıralanabilir.<br />
A ) Öz güvenin ve yaşama sevincinin artması<br />
B ) Boş zamanlarının olumlu yönde değerlendirilmesi<br />
C ) Bireyin toplumsallaşmasına olan olumlu etkisi<br />
D ) Çocukluk çağında karşılaşılan davranış bozukluklarının giderilmesinde sporun tedavi edici işlevi.</p>
<p>ÖZ GÜVENİN ARTMASINDA SPORUN ROLÜ<br />
Güven istenilen davranışı başarıyla sergileyebilme konusunda bireyin inancıdır.Spor ortamında çocuk veya genç ,gerçekçi bir biçimde yeteneklerini bilir,kendini iyi tanır ve kabul eder.O, sorumluluklarının bilincindedir ve duygularını kontrol altına alabilmeyi öğrenmiştir.Basketbol takımının bir üyesi olarak çocuk, hata bulmak yerine paylaşmayı öğrenir.Öz güveni olan bir sporcu,başarma konusunda yüksek bir güdüye(motivasyon)ve başarıda yüksek bir beklentiye sahiptir.</p>
<p>ÖRNEK VAKA:Babası vefat etmiş 9 yaşındaki anne ve anneannesiyle birlikte yaşayan erkek çocuğu,okulda başarısızdır.Aile dışında hiç kimseyle görüşmemekte,hiçbir arkadaşa sahip bulunmamaktadır.Aileye çocuğu hafta sonları basketbol okuluna göndermeleri önerilmiştir.Önceleri bilinçli aidiyet duygusunu yaşamakta zorlanan ve paslaşmaktan kaçınan çocuk, zamanla gruba uyum sağlamış ve koşmaya, pas alıp vermeye başlamıştır. Evdeki potasında kendini idmanlara hazırlayan çocuk, başarıyla potaya top atabilen ve koşarak basketbol çalışmalarına devam eden bir çocuk haline gelmiştir. Çocuğun basket takımına uyumu,ardından yakın çevreyle ve arkadaşlarıyla iletişimi olumlu etkilenmiş ve bunu hızla artan okul başarısı izlemiştir.Bu örnek vakada çocuğun kendine güven eksikliğinden kaynaklanmaktadır.</p>
<p>İşte bir kollektif spor olan basketbol bu eksikliği gidererek ona yaşam sevinci vermeye başlamıştır.<br />
Uyum ve okul başarısı da onu izlemiştir.</p>
<p>Bunun yanı sıra spor yapmakta olan genç,dikkatini iyi kullanmayı öğrenir.O,Gerektiğinde dikkatini daraltma ve genişletme becerisini çok iyi kullanır.Bunları yaparken düşünmez,hisseder ve yapar.O duyguları kontrol edebilmeyi öğrenmiştir.Hakeme veya koçuna kızdığında çileden çıkmaz olumsuz duygularını kontrol etmeyi bilir.Spor yapmakta olan genç her zaman yapabileceğinin en iyisini ortaya koymaya odaklanır.</p>
<p>BİREYİN TOPSULLAŞMASINDA SPORUN ETKİSİ:Spor ,özellikle ergenlikte artan beden enerjisinin en uygun biçimde kanalize edileceği alandır.Aktifspor yaparken genç bir gruba ait olma ve o grupla dayanışmaya girme şeklinde sosyal bir işlevi yerine getirmektedir.bu nedenle spor,toplumla bir uyum sağlamış ve bütünleşmiş kişiliklerin oluşmasına katkıda bulunur.Çocuk sporun yapısını öğrendikten sonra diğer oyunculara yanıt vermeye başlar.Çocuğun kuralları anlayarak yanıt vermesi toplumsal normları anlamakla eş değerdedir başka bir değişle, bu günün sporun kurallarını öğrenerek uygulayan çocuğu,yarının toplum ve hukuk kurallarını benimsemeye ve uygulamaya aday bir yetişkindir.Grup sorunu yapan çocuk veya genç,yüksek başarının koşulları arasında,olumlu grup içi ilişkilerle gerilimsiz bir ortamın geldiğinin bilinci içindedir.Bu nedenle o spor adına ve spor amacına dönük olarak, arkadaşlarıyla olumlu bir diyalog kurmanın önemini kabul etmiştir.Çünkü başkalarıyla uyumlu ve olumlu etkileşim başarılı sporcu için esastır.</p>
<p>ÇOCUKLUK ÇAĞINDA KARŞILAŞILAN DAVRANIM BOZUKLUKLARININ GİDERİLMESİNDE SPORUN TEDAVİ EDİCİ İŞLEVİ:<br />
Bireysel özelliklere veya yakın çevre etkilerine bağlı olarak sergilenen uyum ve davranış bozukluklarının tedavisinde spor önemli bir görev üstlenmektedir.Spor yoluyla birey,gerilimden arınarak, bir boşalım ve buna bağlı olarak rahatlama yaşamaktadır.Tırnak yeme,altını ıslatma,dışkı kaçırma,çalma,okuldan kaçma vb. gibi davranış bozukluğu gösteren çocuklarda spor,kendine güven ve uyum gibi önemli görevleri yerine getirmektedir.</p>
<p>ÖRNEK VAKA:10 yaşındaki erkek çocuğu ailedeki iki çocuktan büyüğü,okuldan kaçmakta,derslerinde başarısızlık görülmekte ve babasından habersiz aldığı parayla kendisine pahalı oyuncaklar almaktadır.</p>
<p>Tanım:Kardeş kıskançlığı,baba ilgisizliğine bağlı olarak belirlenen davranış bozukluğu.Tedavi:Aile yönlendirilmiş ve çocuğa bireysel tedavi uygulanmıştır.Baba çocuğu düzenli olarak hafta sonları basket okuluna götürmüş ve idman sonrası birlikte bazı etkinliklerde bulunmuştur.Bir ay gibi kısa bir süre içinde çocukta uyum ve davranış bozuklukları sona ermiş, çocuk okulda başarılı bir öğrenci haline gelmiştir.Bu gelişmenin gerisinde,kuşkusuz babanın çocuğa zaman ayırmasıyla onun benlik saygısındaki artışın etkisi büyüktür.</p>
<p>Yapılan araştırmalar göstermektedir ki spora harcanan zaman boşa harcanmamaktadır.Spor yapan çocukların okul başarıları, yapmayanlara kıyasla daha büyüktür.Bu nedenle anne ve babaların çocuklarını spor yapmak konusunda cesaretlendirmeleri, programlı bir yaşam için dersin yanı sıra aktif bir spor etkinliğine zaman ayırmaları konusunda onları uyarmalarının yararı açıktır.</p>
<p>İstanbul üniversitesinde 3820 öğrenci üzerinde gerçekleştirdiğimiz bir araştırma sonucuna göre,gençlerimiz üniversitede spor imkanlarının olmamasını ilk sorunları olarak dile getirmişlerdir.Oysa gençlerin mevcut enerjilerini kanalize edecekleri bir sporla,ilgi ve yetenekleri doğrultusunda gerçekleştirecekleri boş zamanlarını değerlendirme etkinliğine ihtiyaçları büyüktür.</p>
<p>Sonuç olarak: Anne,baba ve okul yöneticilerinin bu bilimsel görüş ve öneriler ışığında, çocuk ve gençlerin sorumluluk duyguları ve öz güvenlerini geliştirmek, kendilerini yönetebilmelerini sağlamak ,uyumlu ve başarılı birer birey olmalarına yardımcı olmak üzere onlara spor yapma olanağı hazırlamaları öncelikli görevleri arasındadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.odevde.com/gelisimde-sporun-onemi.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

