<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Odevde Odev Odevler Odevi Odevleri BedavaOdev OdevBul OdevYukle Odevindir &#187; Sosyal Bilgiler</title>
	<atom:link href="http://www.odevde.com/odev/sosyal-bilgiler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.odevde.com</link>
	<description>Turkiyenin Odev ve Bilgi Portali</description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Jan 2012 13:00:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Canakkale savasi</title>
		<link>http://www.odevde.com/canakkale-savasi.php</link>
		<comments>http://www.odevde.com/canakkale-savasi.php#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Oct 2008 10:59:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Canakkale]]></category>
		<category><![CDATA[zaferi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.odevde.com/?p=135</guid>
		<description><![CDATA[Çanakkale Savaşı (Çanakkale Zaferi) I. Dünya Savaşı&#8217;nda, Osmanlı Devleti&#8217;nin, Çanakkale Boğazı&#8217;nı geçmek isteyen İtilâf kuvvetleriyle yaptığı savaşlar (1915). Bahriye Nazırı Churchill&#8217;in teklifleri ve İngiltere&#8217;nin ısrarıyla İtilâf devletlerince girişilen harekâtın amacı, Rusya ile doğrudan temasa geçmek, onlara silâh ve malzeme yardımı yapabilmekti. Bu yolla, Süveyş Kanalı ve Hint yolu üzerindeki Türk baskısı da kaldırılmış olacak; savaşa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çanakkale Savaşı (Çanakkale Zaferi)<br />
I. Dünya Savaşı&#8217;nda, Osmanlı Devleti&#8217;nin, Çanakkale Boğazı&#8217;nı geçmek isteyen İtilâf kuvvetleriyle yaptığı savaşlar (1915).<br />
Bahriye Nazırı Churchill&#8217;in teklifleri ve İngiltere&#8217;nin ısrarıyla İtilâf devletlerince girişilen harekâtın amacı, Rusya ile doğrudan temasa geçmek, onlara silâh ve malzeme yardımı yapabilmekti. Bu yolla, Süveyş Kanalı ve Hint yolu üzerindeki Türk baskısı da kaldırılmış olacak; savaşa katılmak istemeyen Balkan devletleri, İtilâf devletleri yanında yer almağa zorlanacaktı.<br />
Yapısı bakımından, savunmaya elverişli olan boğaz, Türkler tarafından mayınlanmıştı. Tabyalar, toprak ve taştandı. Zırhlı veya betondan tabya yoktu; ayrıca birçok sahte mevzi yapılmıştı. Savunma düzeni, dış, orta ve iç bölgeler olmak üzere üçe ayrılmıştı. Bunların kumandası Miralay Cevdet Bey&#8217;de idi. Savaş ilânından birkaç gün sonra, 3 Kasım 1914&#8242;te İngilizler, Seddülbahir ve Kumkale tabyalarını topa tuttular. 19 Şubat 1915&#8242;te boğazın dış tabyaları tahrip edildi. Ayrıca, karaya çıkarılan askerler, tahrip işini tamamladılar. Bu harekâtta Türkler, 19 top kaybetti. Dış savunmanın düşmesi, bazı ülkelerde büyük yankılara yol açtı. Bulgaristan, çekingen bir durum aldı. İtalya, İtilâf devletlerine meyletti. Yunanlıların İstanbul&#8217;a girmelerini istemeyen Ruslar, 40 bin kişilik yardımcı bir kuvvet göndermeyi teklif etiler. Bunun üzerine İngilizler ve Fransızlar, boğazları Ruslara vermeyi vaat ettiler. Bundan sonraki büyük taarruzun, Marmara Denizi&#8217;ne geçmek amacıyla, Fransız ve İngiliz savaş gemileri tarafından, 18 Mart 1915&#8242;te yapılması planlandı. Orta savunma tabyaları, sürekli olarak bombardıman edildi. Dış hatlara komandolar çıkarıldı. Boğazdaki mayın tarama ve temizleme işi başarıyla yürütüldü. Fakat 7-8 Mart gecesi, Yüzbaşı Hakkı Bey kumandasındaki Nusret mayın gemisi, karanlık limana, sezdirmeden tekrar mayın döşedi. İtilâf kuvvetlerinin 16 harp gemisi, 18 Mart 1915&#8242;te boğaza girerek, tabyaları ateşe tuttular. Gerek mayınlar ve gerekse bataryaların atışları ile İtilâf kuvvetleri birçok gemi kaybederek geri çekildi.<br />
18 Mart hücumu, Çanakkale&#8217;nin, karadan yardım görmedikçe geçilemeyeceğini gösterdi. Bunun üzerine, İngiliz, Fransız ve Anzaklardan (Avustralya, Yeni Zelanda ordusu) kurulan 70 000 kişilik kuvvet, 25 Nisan 1915&#8242;te Seddülbahir ve Arıburnu bölgelerinde karaya çıkarıldı. Düşman kuvvetleri, 109 harp ve 308 nakliye gemisi ve özel çıkarma araçlarıyla denizden desteklenmekteydi. Bu çıkarmaya karşı savunma görevi, 5. Orduya verildi.<br />
<span id="more-135"></span><br />
İlk çıkarmalar Seddülbahir, Arıburnu ve Kumkale&#8217;ye yapıldı. Bazı yerlerde başarı kazanan düşman, kesin sonuca gidemedi. Seddülbahir ve Arıburnu&#8217;nu almayı başaramadı. Binbaşı Mahmud Bey idaresindeki Türk kuvvetleri, düşmanın içi bölgelere sızmasını engelledi. İlk çıkarma günü, 19. Tümen kumandanı Mustafa Kemal Bey (Atatürk), 17. Piyade Alayını, Conkbayırı&#8217;na vaktinde yetiştirerek, Kocaçimen tepesinin düşman eline geçmesini önledi. Düşman, 25 Nisan 1915 harekâtında, büyük kayba karşılık küçük bir köprübaşı elde edebildi, orada tutundu. Türk kuvvetleri, gecenin karanlığından faydalanarak düşmanı denize dökmek istediyse de, bu harekâtta yer alan Arap askerlerinin başarısızlığı ve çıkarttıkları gürültü, buna imkân vermedi. Öte yandan, 15 000 kişilik Anzak kuvveti de karaya çıkarılmıştı. Aynı günlerde düşman Saros Körfezi&#8217;ne, Beşike Limanı&#8217;na gösteriş çıkarmaları yaptı. Sonraki günlerde de Alçıtepe ve Arıburnu&#8217;nda Kocaçimen tepesini elde etmek için harekete geçti. Fakat, 5. Ordu kuvvetleri, büyük kayıplara rağmen, düşmanı püskürttü. Bu arada yapılan Seddülbahir, Arıburnu ve deniz savaşları çok kanlı geçti. Düşman, Seddülbahir&#8217;e 26 Nisan günü, top ateşiyle hücuma başlamıştı. 1 Mayıs gecesi ve daha sonraki günlerde, 17 000 kişilik Türk kuvveti karşı saldırıya geçti. Fakat, bunda başarı kazanılamadı ve Türkler, 16 000 kayıp verdiler. İngilizlerin kaybı, 14 000 kişiydi.<br />
Düşmanın ikinci hücumu, 6-8 Mayıs arasında, Alçıtepe&#8217;yi ele geçirmek oldu. Birkaç kere siperlere giren Fransızlar püskürtüldü. Sadece birinci hat siperleri, düşman elinde kaldı. 26 Nisan&#8217;da ve daha sonraki günlerde denizde savaşlar oldu. Türklerin Nurulbahir adlı gemisi battı. Gülcemal vapuru yara aldı. Buna karşılık, İtilâf kuvvetlerinin Goliath zırhlısı batırıldı.<br />
14 Mayıs&#8217;ta İngiliz harp komitesi, savaşa devam kararı aldı ve İngiliz kabinesinde bazı vekiller değiştirildi. 18 Mayıs&#8217;a kadar nemli çarpışma olmadı. Haziran ayında, kanlı siper muharebeleri yapıldı. 4 Haziran&#8217;da 50 000 kişilik İngiliz ve Fransız ordusu, 25 000 kişilik Türk ordusu üzerine, top ateşi desteğinde taarruza geçti. Taarruzda zırhlı araçlar da kullanıldı. Bu hücum, Çanakkale&#8217;deki en kanlı muharebe oldu. Düşman, bazı Türk siperlerine girdi. 9 Temmuz&#8217;da Seddülbahir kumandanlığına Vehip Paşa getirildi. Biraz sonra Kerevizdere savaşları başladı. Çıkarmanın başlamasından 70. güne kadar Türk ordusu, 100 000 kayıp verdi. Her şeye rağmen düşman ilerlemeyi başaramadı, yeni bir çıkarma yapmaya karar verdi. Amaç, Anafartalar platosunu ve Kocaçimen&#8217;i ele geçirmekti. Taze kuvvetler, Ağustos başında Suvla kıyılarına, baskın halinde çıkarma yaptılar. Bunun üzerine Mustafa Kemal&#8217;in emriyle 28. ve 41. alaylar, 10 Ağustos&#8217;ta hücuma hazırlandı. Kumandanın kısa bir konuşmasından sonra, süngü hücumu başladı. Düşman, siperlerinde bastırıldı. Türkler, Şahinsırt&#8217;a kadar ilerledi. Savaş sırasında, Mustafa Kemal&#8217;in göğsüne bir şarapnel parçası çarptı. Düşman, Mustafa Kemal&#8217;in yönettiği bu harekâtla, ağır kayıplar vererek püskürtüldü.<br />
1915 yılının sonbahar ayları, kanlı fakat sonuç alınamayan çarpışmalarla geçti. Türk başkumandanlığı, 1. Orduyu Gelibolu&#8217;ya yolladı. Böylece Türk ordusu, 21 tümene çıktı. Başlangıçta üç gün içinde Çanakkale Boğazını geçeceklerini sanarak giriştikleri savaşı bir an önce sonuçlandırmak isteyen İtilâf Devletleri, yeni kuvvetler sağlamağa çalıştılarsa da sonuç alamadılar. General Charles Monroe, Çanakkale&#8217;nin boşaltılması gereğini belirten bir rapor verdi. Bunun üzerine, 5 Aralık tarihinde iki İngiliz tümeni, Selânik&#8217;e gönderildi. Kasım ayında başlayan yağmur ve kar fırtınası, siperlerde birçok askerin boğulmasına sebep oldu. Bu felâkette düşmanın kaybı da çoktu.<br />
Limanda birçok küçük gemi battı. Neticede çıkarma sahaları, düşman tarafından boşaltıldı. Gizlice yapılan boşaltma harekâtı sonucu, Ocak 1916&#8242;da Gelibolu yarımadası tamamen bırakılmış oldu. Bu arada bazı çarpışmalar da oldu. Anafartalar ve Arıburnu çekilmesi sırasında dikkati dağıtmak için, düşman, 19 Aralık günü Seddülbahir bölgesine saldırdı. Buraya döşenmiş olan mayınlar, Türklerin düşmanı takibine imkân vermedi.<br />
Çanakkale, I. Dünya Savaşında Türkiye&#8217;nin çarpıştığı on cepheden biriydi. Türk kara ordusu, savaş araç ve gereçleri bakımından çok zayıftı. Burada görev alan Türk deniz kuvvetleri, 1911-1912 İtalyan ve 1912-1913 Balkan savaşlarında yıpranmış durumdaydı. Savaş sırasında Türkiye, müttefiklerinden beklediği yardımı göremedi. Sadece Alman subayları, Türk subayları yanında görev aldılar. Avusturya&#8217;nın yardımı, iki bataryadan ibaret kaldı. Beklenen silah ve malzeme yardımı sağlansaydı, sonuç çok daha farklı olabilirdi.<br />
Çanakkale savaşları, 8,5 ay sürdü. Türk ordusunun karşı koymasıyla, Çanakkale, Irak, Filistin cephelerinde bir milyona yakın İngiliz ve Fransız askeri, batıdaki ana cephelerinden uzak tutulmuş oldu. Savaşlar, iki taraf için de büyük kayıplara sebep oldu. İtilâf devletleri, Çanakkale&#8217;ye önce 70 000 kişi göndermişlerdi. Sonradan bu kuvvet 500 bin kişiye çıkarıldı. Bunun 400 000&#8242;i İngiliz, 79 000&#8242;i Fransız ordusundandı. İngilizlerin kaybı, 115 000&#8242;i ölü, yaralı, esir ve memleketine gönderilen, 90 000&#8242;i hasta olmak üzere 205 000 idi. Fransızların kaybı 47 000&#8242;di. Türklerde ise şehid, yaralı ve hasta sayısı, 252 300&#8242;ü buldu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.odevde.com/canakkale-savasi.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni Lisan Hareketi</title>
		<link>http://www.odevde.com/yeni-lisan-hareketi.php</link>
		<comments>http://www.odevde.com/yeni-lisan-hareketi.php#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Oct 2008 10:39:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sosyal Bilgiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.odevde.com/?p=122</guid>
		<description><![CDATA[Genç Kalemler dergisi etrafında toplanarak, &#8220;Yeni Lisan&#8221; hareketini başlatanlar da devrin Türkçülük hareketini yürüten sanat ve fikir adamlarıdır. Türkçe&#8217;nin sadeleşmesi konusunda en kalıcı atılımı, Yeni Lisancılar başarmıştır 1911&#8242;de Selânik&#8217;te Genç Kalemler dergisi etrafında toplanan Yeni Lisancılar ilk defa Millî Edebiyat kavramını da ortaya atmışlardır. Ömer Seyfettin, Ziya Gökalp, Ali Canip, Âkil Koyuncu&#8217;nun öncülüğündeki Genç Kalemler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Genç Kalemler dergisi etrafında toplanarak, &#8220;Yeni Lisan&#8221; hareketini başlatanlar da devrin Türkçülük hareketini yürüten sanat ve fikir adamlarıdır. Türkçe&#8217;nin sadeleşmesi konusunda en kalıcı atılımı, Yeni Lisancılar başarmıştır 1911&#8242;de Selânik&#8217;te Genç Kalemler dergisi etrafında toplanan Yeni Lisancılar ilk defa Millî Edebiyat kavramını da ortaya atmışlardır.<br />
Ömer Seyfettin, Ziya Gökalp, Ali Canip, Âkil Koyuncu&#8217;nun öncülüğündeki Genç Kalemler ve Yeni Lisan hareketi Milli bir edebiyat milli bir dille yaratılabilir&#8221; görüşünü ortaya atıp, Türkçe&#8217;nin sadeleşmesi için şu ilkeleri kabul ve ilân etmişlerdir:</p>
<p>1- Arapça ve Farsça gramer kurallarının kullanılmarnası, bu kurallarla yapılan terkiplerin kaldırılması,</p>
<p>2- Arapça ve Farsça kelimelerin Türkçe&#8217;de söylendikleri gibi yazılması,</p>
<p>3- Başka Türk Lehçelerinden kelimeler alınmaması,</p>
<p>4- İstanbul konuşması esas alınarak yeni bir yazı dilinin meydana getirilmesi,</p>
<p>5- Dil ve edebiyatın doğu-batı taklitçiliğinden kurtarılması,<br />
<span id="more-122"></span><br />
Türk şair, yazar ve fikir adamları arasında kısa zamanda yayılan bu yeni lisan ve millî edebiyat anlayışı, bir edebiyat akımı halini almış ve devrin hemen bütün şair ve yazarları bu anlayışla eserler vermişlerdir. Bu dönemde sade dille eser veren şair ve yazarlardan bazıları şunlardır: Ziya Gökalp, Ömer Seyfettin, Faruk Nafiz, Halit Fahri, Orhan Seyfi Yusuf Ziya Enis Behiç, Halide Edip, Yakup Kadri, Refik Halid, Reşat Nuri, Yahya Kemal; Türkçü hareketin içinde bulunmamak beraber Mehmet Akif, Süleyman Nazif ve daha bir çok isim.</p>
<p>Günümüz Türkçesinin sadeleşmesinde ve gelişmesinde Yeni Lisan Hareketi ilk devre, başlangıç devresi olarak düşünülürse, ikinci devresi de 1930&#8242;larda başlayan &#8220;Dil İnkılâbı&#8221; devresidir. Bu devrede Atatürk&#8217;ün öncülüğü ile Türkçe&#8217;ye devlet elî uzanmış, sadeleşme ve Türkçecilik bir &#8220;devlet politikası&#8221; haline getirilmiştir. 1928&#8242;de Lâtin Alfabesi&#8217;nin kabulü ve 1932&#8242;de Türk Dil Kurumunun kuruluşu, Türkçe&#8217;nin sadeleştirilip zenginleştirilmesi yanında araştırılıp incelenmesini de sağlamıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.odevde.com/yeni-lisan-hareketi.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vatandaslik Hak ve Gorevleri</title>
		<link>http://www.odevde.com/vatandaslik-hak-ve-gorevleri.php</link>
		<comments>http://www.odevde.com/vatandaslik-hak-ve-gorevleri.php#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Oct 2008 10:12:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sosyal Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[gorevleri]]></category>
		<category><![CDATA[haklari]]></category>
		<category><![CDATA[vatandas]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaslik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.odevde.com/?p=108</guid>
		<description><![CDATA[a- Seçme ve Seçilme Hakkı b- Kanunlara Uymak c- Vergi Vermek d- Askerlik Yapmak Seçme ve Seçilme Hakkı : Kendi içinizden en, nitelikli, en becerikli, bilgili, ahlaklı kişiyi belirlemek için görevimizi yerine getiririz. 18 yaşını dolduranlar seçime katılabilir. Sadece er ve erbaşların, askeri öğrenci oy kullanamaz. Kanunlara Uymak : Toplum huzuru ve barışın sağlanabilmesi, hak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>a- Seçme ve Seçilme Hakkı</p>
<p>b- Kanunlara Uymak</p>
<p>c- Vergi Vermek</p>
<p>d- Askerlik Yapmak</p>
<p>Seçme ve Seçilme Hakkı : Kendi içinizden en, nitelikli, en becerikli, bilgili, ahlaklı kişiyi belirlemek için görevimizi yerine getiririz. 18 yaşını dolduranlar seçime katılabilir. Sadece er ve erbaşların, askeri öğrenci oy kullanamaz.</p>
<p>Kanunlara Uymak : Toplum huzuru ve barışın sağlanabilmesi, hak ve özgürlüklerin korunabilmesi, devlet otoritesinin ve devamlılığın sağlanabilmesi için bu şarttır.</p>
<p>Vergi Vermek : Vergi devletin vatandaşlarının ihtiyaçlarını karşılıyabilmek için gelirine göre vatandaşından aldığı belirli bir miktar paradır. Daha iyi şartlarda yaşamak, daha iyi hizmetlerle karşılaşabilmek istiyorsak vergimizi düzenli olarak vermek zorundayız.</p>
<p>Askerlik Yapmak : Devletin varlığını devam ettirebilmek için kendisine yönelik tehlikelere karşı hazır olabilmek için ordu oluşturulur. Bizde zamanı geldiğinde orduya katılırız. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.odevde.com/vatandaslik-hak-ve-gorevleri.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Osmanli Devleti Kurulus Donemi</title>
		<link>http://www.odevde.com/osmanli-devleti-kurulus-donemi.php</link>
		<comments>http://www.odevde.com/osmanli-devleti-kurulus-donemi.php#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Dec 2007 20:38:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sosyal Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanli]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanli Devleti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.odevde.com/osmanli-devleti-kurulus-donemi.php</guid>
		<description><![CDATA[OSMANLI DEVLETİNİN KURULUS DEVRİ(1299-1453) KURULUS DEVRİ HÜKÜMDARLARI: I.Osman, Orhan Bey, I.Murat, I.Bayezid(Yıldırım), I.Mehmet(Çelebi), II.Murat, II.Mehmet(Fatih) in ilk iki yılı KAYI BOYU: Osmanlılar oğuzların Bozok kolunun Kayı boyuna mensuptular. Kayılar Malazgirt Zaferi&#8217;nin ardından Anadolu&#8217;ya gelmisler, Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından kendilerine yurtluk olarakverilen Ankara yakınlarındaki KARACADAĞ yöresine yerlesmislerdir. Burada bir süre kalan Kayılar Ertuğrul Gazi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>OSMANLI DEVLETİNİN KURULUS DEVRİ(1299-1453)<br />
KURULUS DEVRİ HÜKÜMDARLARI:<br />
I.Osman, Orhan Bey, I.Murat, I.Bayezid(Yıldırım), I.Mehmet(Çelebi), II.Murat, II.Mehmet(Fatih) in ilk iki yılı</p>
<p>KAYI BOYU:<br />
Osmanlılar oğuzların Bozok kolunun Kayı boyuna mensuptular. Kayılar Malazgirt Zaferi&#8217;nin ardından<br />
Anadolu&#8217;ya gelmisler, Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından kendilerine yurtluk olarakverilen Ankara yakınlarındaki KARACADAĞ yöresine yerlesmislerdir. Burada bir süre kalan Kayılar Ertuğrul Gazi yönetiminde Söğüt ve Domaniç yöresine yerlesmislerdir.</p>
<p>OSMAN BEY DÖNEMİ (1281-1324)<br />
ÖNEMLİ OLAYLAR: Karacahisarı Bizanstan almıs, uc beyliğine atanmıstır. Bilecik, inegöl, Yarhisar ve Yenisehri alarak, İzmite yaklastı. Bizans Tekfurlarını KOYUNHİSAR savasında yendi. Koyunhisar savasının sebebi: Osmanlıların İzmit&#8217;e yaklasmalarından korkuya kapılan Bizans Tekfurlarını anlasarak Osmanlılar üzerine yürümesi.<br />
Sonuçları ve Önemi: Bu savası Osmanlılar kazandı.Böylece Bursa&#8217;nın kuzeyi hariç üç tarafıOsmanlı topraklarıyla çevrildi. Mudanya fethedilmis, Bursa kusatılmıstır.<br />
OSMAN BEY HAKKINDA: Ertuğrul Gazi&#8217;nin ölümünden sonra beyliğin basına geçmis, 1320 den itibaren rahatsızlığı sebebiyle askeri harekatın basına oğlu Orhan Beyi geçirmisti. Seyh Edebalinin kızıyla evlenmis, ahilerin desteğini kazanmıstır. Türbesi Bursa&#8217;da GÜMÜSLÜ KÜMBET&#8217;dedir.</p>
<p>ORHAN BEY DÖNEMİ(1324-1362)<br />
ÖNEMLİ OLAYLAR: Bursa&#8217;nın alındı(1326) Maltepe (Palekanon) Savası (1329) yapıldı. İznik ve Kocaeli fethedildi. Karesioğulları Beyliği Osmanlılara katıldı.<br />
Rumeli&#8217;ye geçildi Bursa&#8217;nın fethi: Osman Gazi döneminde baslayan kusatma, tekfurun sehri teslimiyle son buldu.(1326) Maltepe (Palekanon) Savası (1329):<br />
Sebep: Osmanlıların Kocaeli Yarımadasındaki fetihleri ve İznik&#8217;i kusatmaları<br />
Savas: Bizans imparatoru III.Andreanikos ile Osmanlı hükümdarı Orhan Bey<br />
arasında yapıldı (1329)<br />
Sonuçları ve Önemi: Savas Osmanlıların zaferiyle sonuçlandı. O güne kadar dikkat çekmeyen Osmanlılar ön plana çıktı. İznik ve Kocaeli&#8217;nin Fethi: Maltepe savasından sonra İznik fethedildi, Kocaeli yarımadasının fethi büyük ölçüde tamamlandı. Karesioğulları Beyliğinin Alınması: Karesi Bey&#8217;in ölümüyle, oğulları arasındaki<br />
taht kavgasından yararlanan Orhan Bey bu beyliği Osmanlı sınırlarına kattı.<br />
Önemi:<br />
Osmanlılar karesi topraklarına sahip olarak, Marmara kıyılarına ve Çanakkale boğazına ulastılar.<br />
Osmanlılar Karesi Donanmasına sahip oldular.<br />
Hacı İlbey, Evrenus Bey, Ece Halil gibi değerli Karesi komutanları Osmanlı hizmetine girdiler.<br />
Osmanlılar Rumeli&#8217;ye geçmeyi düsünmeye basladılar.<br />
Rumeli&#8217;ye Geçis:<br />
Rumeli&#8217;ye Geçisi Kolaylastıran Sebepler:<br />
Osmanlıların Karesi topraklarına ve Donanmasına sahip olması.<br />
Osmanlıların Hırıstiyanlara ait topraklara sahip olma ideali (Gaza).<br />
Türkmenlere Yurt bulma ihtiyacı.<br />
Bizans&#8217;ın Balkan milletlerine karsı Orhan Beyden yardım istemesi.<br />
OLAY: Bizans İmparatoru Kantakuzen Edirne&#8217;yi kusatan Sırp ve Bulgarlara karsı Orhan Bey&#8217;den yardım istedi. Orhan Bey bunun üzerine oğlu Süleyman Pasa&#8217;yı yardıma gönderdi. Edirne&#8217;yi kusatan Sırp ve Bulgarları yenen Süleyman Pasa&#8217;nın yardımlarına karsılık Bizans Gelibolu Yarımadası&#8217;ndaki ÇİMPE kalesini Osmanlılara verdi.(1353)<br />
NOT: Çimpe kalesi Osmanlıların Balkanlardaki fetihleri için önemli bir üs olmustur.</p>
<p>ORHAN BEY DÖNEMİNDE RUMELİ&#8217;DEKİ FETİHLER:<br />
Orhan bey&#8217;in oğlu Süleyman Pasa Gelibolu&#8217;yu ele geçirerek Kesan, Malkara, Tekirdağ, Çorlu ve<br />
Lüleburgaz&#8217;ı fethetmistir.<br />
ORHAN BEY DEVRİNDE DEVLET TESKİLATINDAKİ GELİSMELER:<br />
Geçici divan teskilatı kuruldu.<br />
YAYA ve MÜSELLEM adıyla ilk düzenli ordular olusturuldu.<br />
İznik&#8217;de ilk Osmanlı Medresesi kuruldu.<br />
OSMANLILARIN RUMELİ&#8217;DEKİ İSKAN SİYASETİNİN ÖZELLİKLERİ:<br />
Yeni fethedilen yerlere öncelikle göçebe Türkler yerlestirilir, böylece bunların yerlesik hayata geçmeleri sağlanırdı.<br />
Fethedilen yerdeki yerli halktan ayaklanma çıkarma ihtimali olanlar baska yerlere iskan edilirlerdi.<br />
Göçmenler iskan yerine yakın yerden alınırlardı. Böylece halkın yeni yere uyumu daha kolay olurdu.<br />
İskan edilenlere ihtiyacı olan malzeme verilir ve bir süre vergi alınmazdı.</p>
<p>I. MURAT DÖNEMİ (1362-1389) Orhan Bey&#8217;in ölümüyle yerine oğlu I.Murat (Hüdavendigar) geçti.<br />
I. MURAT DÖNEMİNDE ANADOLUDA GELİSMELER: Ankara Karamanoğullarından geri alındı. Oğlu Yıldırım Bayezıd&#8217;ı Germiyan Beyi&#8217;nin kızıyla evlendirerek onlardan Kütahya, Tavsanlı, Simav ve dolayları çehiz olarak alındı. Hamitoğullarından Eğridir ve çevresi satın alındı. Karaman Beyi Alaaddin Ali Beyle kızını evlendirerek dostluk kurmaya çalıstı. Ancak Karamanoğullarının düsmanca tavırlarını sürdürmeleri üzerine harekete geçerek, Karamanoğullarını yendi. Alaaddin Ali Bey&#8217;i affederek barıs yaptı.</p>
<p>I. MURAT DÖNEMİNDE BALKANLARDA GELİSMELER:<br />
Edirne(1362) ve Filibe&#8217;nin Fethi, Sırpsındığı Savası (1364) Çirmen Savası (1371) Sırplarla yapılan bu savası Osmanlılar kazandı.) I. Kosova Savası (1389)<br />
EDİRNE VE FİLİBE&#8217;NİN FETHİ: I. Murat&#8217;ın ilk hedefi Edirne olmustur. Lala Sahin Pasa komutasındaki Osmanlı Ordusu 1362 yılında Edirne&#8217;yi fethetmistir. Ardından Filibe alınmıstır.<br />
NOT: Edirne&#8217;nin Fethinin Önemi: Sırp ve Bulgarların Bizansla bağlantısı kesildi.</p>
<p>SIRPSINDIĞI SAVASI (1364):<br />
Sebep: Edirne ve Filibe&#8217;nin Osmanlıların eline geçmesi Sırp ve Bulgarları rahatsız etmis, bunların papaya basvurmaları üzerine Balkan Devletlerinden olusan (Sırp, Bulgar, Macar, Eflak-Boğdan ve Bosnalılar) bir Haçlı ordusu kurulmustur. Savas: Haçlı Ordusunu HACI İLBEY komutasındaki bir akıncı birliği ani bir baskın<br />
sonucu yok etmistir.<br />
Önemi: Bu zaferle Balkan Devletleri üzerindeki Macarların etkisi kırılmıs, Türklerin Balkanlardaki<br />
ilerlemeleri hız kazanmıstır. Zaferden sonra Edirne baskent yapılmıstır.</p>
<p>I. KOSOVA SAVASI (1389):<br />
Sebep: Osmanlıların Balkanlarda ilerleyisini durdurmak için Sırp Kralı LAZAR&#8217;ın öncülüğünde Haçlı<br />
Ordusunun kurulması.<br />
Sonuç: I. Murat komutasındaki Osmanlı Ordusunun zaferiyle sonuçlandı. I. Murat sehit oldu, yerin<br />
oğlu Yıldırım Bayezıd geçti.<br />
I. MURAT DÖNEMİNDE DEVLET TESKİLATINDAKİ GELİSMELER: Divan teskilatı sistemli ve sürekli hale getirildi. Kapıkulu Ocakları kuruldu.</p>
<p>YILDIRIM BAYEZIT DÖNEMİ (1389-1402)<br />
ÖNEMLİ OLAYLAR: Niğbolu Savası(1396), Anadolu&#8217;da Türk Birliğinin Sağlanması, İstanbul Kusatmaları,<br />
Ankara Savası (1402) NİĞBOLU SAVASI (1396):<br />
Sebepleri:<br />
a)Kusatma altında bulunan Bizans&#8217;ın Avrupa&#8217;dan yardım istemesi,<br />
b)Macarlar&#8217;ın Osmanlıların Balkanlar&#8217;daki ilerleyisi karsısında papadan yardım istemesi.<br />
Savas : Avrupa Devletlerinin ordularından olusan (Macar, Fransız, Alman, İngiliz,Polonya, Venedik ve diğerleri)Haçlı ordusunun Niğbolu kalesini kusatması üzerine, Yıldırım Bayezid İstanbul kusatmasını kaldırarak, Niğbolu önlerinde Haçlı ordusunu yendi.<br />
Önemi :<br />
a)Bu zaferden sonra bulgaristan tamamen Türk topraklarına katıldı.<br />
b)Bu zafer Anadolu Türk Birliğinin sağlanmasında da etkili oldu.<br />
c)Mısır&#8217;daki halife Yıldırım&#8217;a &#8220;Rum Diyarının Sultanı&#8221; ünvanını verdi.</p>
<p>ANADOLU&#8217;DA TÜRK BİRLİĞİNİN SAĞLANMASI:<br />
Hatırlanacağı gibi anadolu&#8217;da Türk birliğinin sağlama çabaları Orhan Bey zamanında baslatılmıs, bu<br />
dönemde Karesi beyliği Osmanlılara bağlanmıs, Ankara Ahilerden alınarak Osmanlı topraklarına katılmıstı. I. Murat devrinde beyliklerle akrabalık yoluyla dostluk kurulmaya çalısılmıs, Germiyanoğullarından çehiz olarak bazı topraklar alınmıs, Karaman Bey&#8217;i akrabalığa rağmen düsmanca davranıslarını sürdürünce üzerine sefer düzenlenmis, yine Hamitoğullarından para karsılığı bazı topraklar satın alınmıstı. YILDIRIM BAYEZID Anadolu birliğini sağlamak için iki sefer düzenledi.<br />
Bu seferler sonucunda:<br />
a)Batı Anadolu&#8217;daki beyliklerden Germiyan, Aydın,Saruhan, Mentese ve Hamitoğullarına son verildi.<br />
b)Candaroğullarına son verildi.<br />
c)Kadı Burhanettin Beyliği (Eretna devleti) ile yapılan KIRKDİLİM savasında Osmanlı kuvvetleri yenildi. Sehzade Ertuğrul sehit oldu. Kadı Burhaneddin&#8217;in Akkoyunlu Devletiyle yaptığı savasta ölmesi üzerine bu beyliğin toprakları da Osmanlılara katıldı.<br />
d)1401 yılında Karamanoğullarına son verildi.<br />
e)Dulkadir oğulları Beyliği Osmanlılara bağlandı.</p>
<p>İSTANBUL KUSATMALARI:<br />
Yıldırım Bayezıd 1291-1400 yılları arasında İstanbul&#8217;u 4 kez kusatmıs, bu kusatmalar sırasında Bizans&#8217;a Karadenizden gelecek yardımı engellemek için boğazın Anadolu yakasına Anadolu Hisarını(Güzelcehisar) yaptırdı.<br />
Bu kusatmaların basarısız olma sebepleri:<br />
a)Karamanoğullarının problem çıkarması<br />
b)Haçlı Saldırıları (Niğbolu)<br />
c)Timur tehlikesi</p>
<p>OSMANLI-BİZANS ANTLASMASI: Yıldırım Timur tehlikesinin belirmesi üzerine Bizans ile anlasma imzalayarak 4. kusatmayı kaldırdı. Bu antlasmaya göre:<br />
a)İstanbul&#8217;da Türk mahallesi kurulacak ve bir cami yapılacak.<br />
b)Türkler ticaret amacıyla serbestçe İstanbul&#8217;a girebilecek.<br />
c)İstanbul&#8217;da Türklerin davalarına bakmak için kadı bulunacak.<br />
d)Bizans Osmanlı Devletine vergi verecek.</p>
<p>ANKARA SAVASI (1402):<br />
15. yüzyıl baslarında Osmanlılar doğuda Memlük ve Timur Devletiyle komsu olmuslardı. Timur Çağatay<br />
Hanlığına son vererek büyük bir devlet kurmus, Altınorda devletinin parçalanmasına yol açmıs, İran,Irak ve kuzey Hindistan&#8217;ı topraklarına katıp, 1400 yılından itibaren Osmanlı topraklarına saldırmaya baslamıstı.<br />
ANKARA SAVASININ SEBEPLERİ:<br />
a)Yıldırım tarafından toprakları alınan Anadolu Beylerinin Timur&#8217;a sığınarak, onu kıskırtmaları.<br />
b)Timur tarafından toprakları alınan Irak hükümdarı Celayiroğlu Ahmet ve Karakoyunlu hükümdarı Kara Yülük Osman&#8217;ın Yıldırım&#8217;a sığınmaları<br />
c)Timur&#8217;un Çin&#8217;e yapacağı sefer öncesinde arkasında güçlü bir devlet bırakmak istemeyisi.<br />
d)Timur&#8217;un Osmanlı&#8217;dan kabul edilemez istekleri.<br />
NOT: Timur Yıldırım Bayezıt&#8217;dan Anadolu Beylerinin topraklarını iade etmesini, Celayiroğlu Ahmet ve Kara Yülük Osman&#8217;ın kendisine teslim edilmesini, Osmanlı Devletinin kendisine bağlılığını bildirmesini istemisti.<br />
SAVAS: İki ordu arasında savas, Ankara&#8217;da Çubuk ovasında yapıldı. KARATATARLAR&#8217;ın ve Anadolu<br />
beylikleri askerlerinin saf değistirmesi Osmanlı ordusunun savası kaybetmesine ve Yıldırım Bayezıt&#8217;ın esir düsmesine neden oldu.<br />
SONUÇLARI:<br />
a)İlk ve son kez bir Osmanlı padisahı savasta esir düstü.<br />
b)Osmanlı Devleti 11 yıl sürecek Fetret devrine girdi.<br />
c)Anadolu Türk birliği yeniden bozuldu, beylikler yeniden kuruldu. (Karesi ve Kadı Burhaneddin beylikleri hariç)<br />
d)Balkanlar&#8217;da Osmanlı ilerleyisi bir süre durdu, hatta bazı topraklar kaybedildi.<br />
e)Bizans&#8217;ın alınması 50 yıl gecikti.</p>
<p>FETRET DEVRİ (1402-1413)<br />
Timur&#8217;un asıl amacı kendisine rakip olabilecek büyük bir Osmanlı Devleti&#8217;nin olusmasını engellemekti. Bu nedenle savası kazandıktan sonra Anadolu Beylerinin topraklarını geri vererek, Anadolu Türk birliğini parçaladı. Osmanlı ülkesini Yıldırım&#8217;ın oğullarına bıraktı. Timur&#8217;un Anadolu&#8217;dan çekilmesinden sonra Yıldırım Bayezid&#8217;in 4 oğlu arasında baslayan ve 11 yıl süren taht kavgası dönemine Osmanlı Tarihinde FETRET DEVRİ denir.</p>
<p>I.MEHMET (ÇELEBİ MEHMET) DÖNEMİ (1413-1421)<br />
Kardesleri Süleyman, İsa ve Musa Çelebiyle giristiği taht kavgasından basarıyla çıktı. Devleti kardesleriyle paylasma fikrine katılmadı. Böylece Osmanlı Devletini parçalanma ve yıkılmakdan kurtardı. Bu nedenle Çelebi Mehmet devletin 2. KURUCUSU sayılır.<br />
ÇELEBİ MEHMET DEVRİ ÖNEMLİ OLAYLARI:<br />
1)Eflak Osmanlılara yeniden bağlandı.<br />
2)Venediklilerle İLK DENİZ SAVASI yapıldı.(1416) (Ancak bu savası Venedikliler kazandı.)<br />
3)Anadolu Türk birliğini yeniden sağlamaya çalıstı. ( Aydın ve Saruhan beyliklerini ortadan kaldırdı. Candar ve Mentese beylikleri Osmanlılara bağlandı. Karamanoğullarıyla savastı.)<br />
4)Seyh Bedreddin ve Mustafa Çelebi isyanlarını bastırdı.</p>
<p>SEYH BEDREDDİN İSYANI(1418-1420)<br />
Osmanlı devletinde kazaskerliğe kadar yükselmis olan Seyh Bedreddin mülkiyetin ortak olduğu seklinde fikirlerle ve İslam&#8217;a aykırı düsüncelerle etrafına çok sayıda mürid topladı. Fetret döneminin olusturduğu siyasi ve ekonomik bozukluklardan yararlanarak ayaklandı, sonunda yakalanarak idam edildi.<br />
NOT: Seyh Bedreddin İsyanı devletin gücünü sarsan, Anadolu Selçuklu Devleti<br />
döneminde meydana gelen BABA İSHAK isyanına benzer.</p>
<p>MUSTAFA ÇELEBİ İSYANI (DÜZMECE MUSTAFA)<br />
Timur Ankara savasından sonra Yıldırım Bayezıt&#8217;ın oğlu sehzade Mustafa Çelebiyi rehin alarak yanında Semerkant&#8217;a götürmüstü. Timur&#8217;un ölümüyle serbest kalarak Anadolu&#8217;ya gelen Mustafa&#8217;nın gerçek Mustafa olup olmadığı bilinmediğinden &#8220;Düzmece Mustafa&#8221; da denilmistir. Mustafa Çelebi, kardesi Mehmet Çelebi&#8217;ye karsı taht kavgasına girmis, ancak yenilerek Bizans&#8217;a sığınmıstır. Çelebi Mehmet Mustafa&#8217;nın gözaltında tutularak kontrol edilmesi için Bizans&#8217;la anlasmıstır.</p>
<p>II.MURAT DÖNEMİ (1421-1451)<br />
II. Murat önce Bizans tarafından serbest bırakılan amcası Çelebi Mustafa( Düzmec Mustafa) isyanını bastırmıs, Mustafa&#8217;yı ortadan kaldırdı. Sonra Mustafa&#8217;yı serbest bırakarak destekleyen Bizans&#8217;ı kusattı. Ancak bu defa da Bizans ve Karamanoğullarının kıskırması sonucu ayaklanan Kardesi Sehzade Mustafa ile<br />
uğrasmak zorunda kaldı.</p>
<p>BALKANLAR&#8217;DAKİ ÖNEMLİ OLAYLAR:<br />
EDİRNE-SEGEDİN ANTLASMASI(1444): Macar, Sırp, Bosna ve Eflak kuvvetlerinin olusturduğu<br />
Haçlı ittifakına karsı Osmanlı kuvvetleri basarısız olunca, bu antlasma imzalanmıstır. Osmanlıların bu<br />
antlasmayı imzalamak zorunda kalıslarının bir nedeni de Karamanoğullarının problem çıkarmasıdır.<br />
Edirne-Segedin Antlasmasına göre:<br />
a)İki taraf 10 yıl savasmayacak,<br />
b)Tuna Nehri iki taraf arasında sınır olacaktı.<br />
NOT: Bu antlasmadan sonra II.Murat yrini 12 yasındaki oğlu II.Mehmet&#8217;e (Fatih) bıraktı.</p>
<p>VARNA SAVASI (1444):<br />
Sebep: II. Mehmet&#8217;in küçük yasta tahta geçmelesini fırsat bilen Haçlıların Edirne- Segedin Antlasmasını bozmaları.<br />
Sonuç: II. Murat tekrar tahta geçerek Haçlı ordusunu Varna&#8217;da yendi.</p>
<p>II. KOSOVA SAVASI (1448):<br />
Osmanlıları Avrupa topraklarından atmak için Macarlar&#8217;ın öncülüğünde hazırlanan Avrupa Devletlerinin kuvvetlerinden olusan Haçlı ordusu ağır bir yenilgiye uğradı.<br />
Önemi:<br />
a)Balkanlardaki Osmanlı egemenliği kesinlik kazandı.<br />
b)Hırıstiyan Avrupa Türklere karsı bir daha Haçlı seferine girisemeyerek, savunmaya çekildi.<br />
c)İstanbul&#8217;un fethi kolaylastı. (Fatih&#8217;in kusatmasında Bizans, Avrupadan beklediği yardımı bulamadı.)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.odevde.com/osmanli-devleti-kurulus-donemi.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tekalifi Milliye</title>
		<link>http://www.odevde.com/tekalifi-milliye.php</link>
		<comments>http://www.odevde.com/tekalifi-milliye.php#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Dec 2007 20:35:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sosyal Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.odevde.com/tekalifi-milliye.php</guid>
		<description><![CDATA[Tekalif-i Milliye Emirleri&#8221; 7 ve 8 Ağustos 1921 günleri yayımlanmıştır ve on emirden oluşmaktadır. &#8220;Tekalif-i Milliye Emirleri&#8221; çok kapsamlı olup bir taraftan aynı vergi mahiyetindeki uygulamayı içermekte, diğer taraftan da hizmet vergisi mahiyetindeki uygulamayı öngörmektedir. 1) Her ilçede kaymakamın başkanlığında malmüdürü ve ilçenin en büyük askeri amiri ile idare meclisi, belediye ve ticaret odalarının seçtikleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tekalif-i Milliye Emirleri&#8221; 7 ve 8 Ağustos 1921 günleri yayımlanmıştır ve on emirden oluşmaktadır. &#8220;Tekalif-i Milliye Emirleri&#8221; çok kapsamlı olup bir taraftan aynı vergi mahiyetindeki uygulamayı içermekte, diğer taraftan da hizmet vergisi mahiyetindeki uygulamayı öngörmektedir. 1) Her ilçede kaymakamın başkanlığında malmüdürü ve ilçenin en büyük askeri amiri ile idare meclisi, belediye ve ticaret odalarının seçtikleri üyelerden oluşan Tekalif-i Milliye Komisyonları (Milli Yükümlülükler Komisyonları) Kurulacaktır. Bu komisyonlara o yörenin Müdafaa-i Hukuk Dernekleri merkez kurulundan iki üye ile köylerde imamlar ve muhtarlar tabii üye olarak katılacaklardır.<br />
Tekalif-i Milliye Komisyonları derhal toplantılara başlayacak ve hiçbir komisyon üyesine hizmetleri karşılığı ücret ödenmeyecektir. Ayrıca her komisyon iki ay süre ile askeri hizmetleri ertelenmek üzere altı memur çalıştıracaktır.<br />
Tekalif-i Milliye Komisyonları, savaş ekonomisine giren ve Tekalif-i Milliye Emirlerinde belirtilen malları toplayarak kendisine bildirilen cepheye gönderecek, ayrıca bu emirlerin hizmet yükümlülüğüne ilişkin hükümlerini uygulayacaktır. Komisyon üyelerinden görevinde ihmal gösterenler, vatana ihanet suçu işlemiş sayılacak ve ona göre cezalandırılacaktır.<br />
2) Kentler, kasabalar ve köylerdeki her ev birer kat çamaşır (kilot, fanila veya benzeri iç giyim), birer çorap, birer çift çarık hazırlayacak, belirli süre içinde komisyona teslim edecektir. Ordu ihtiyaçlarında kullanılacak bu giyeceklerin, yöresel özellikler gözönünde tutularak hazırlanmasına dikkat edilecektir.<br />
3) Tüccar ve halk elinde bulunan çamaşırlık bez, amerikan patiska, yıkanmış veya yıkanmamış yün ve tiftikle, erkek elbisesi yapımına yarayan her türlü yazlık ve kışlık kumaş, kösele, taban astarlığı, sarı ve siyah meşin sahtiyan mamül veya yarı mamül çarık, fotin, demir kundura çivisi, kundura ve saraç ipliği, nal, nal yapımında kullanılan demir, yem torbası mıh, yular, belleme, kolan, kaşağı, gebre, semer ve urganların yüzde kırkı Tekalif-i Milliye Komisyonlarına teslim edilecektir. Teslim edilen malların bedelleri daha sonra devlet tarafından ödenecektir.<br />
4) Tüccar ve halkın elinde bulunan mevcut buğday, un, saman, arpa, kuru fasulye, bulgur, nohut, mercimek, koyun, keçi, kasaplık sığır, şeker, gazyağı, pirinç, sabun tereyağı, zeytinyağı, tuz, çay ve mum stoklarının yüzde kırkına ordu adına el konulacaktır. El konulan malların bedelleri daha sonra devlet tarafından ödenecektir.<br />
5) Ordu içinde alınan taşıt araçlarının dışında halkın elinde kalan her türlü taşıt aracıyla (at arabası, yaylı, öküz arabası, kağnı, at, eşek, katır, deve, kamyon, kamyonet, motorlu tekne, taka) halk ayda bir kez olmak ve yüz kilometreyi aşmamak şartıyla orduya ait malları istenen yere kadar taşıyacaktır. Taşıma hizmetleri parasız yürütülecek, kimseye ücret ödenmeyecektir.<br />
6) Ülkeyi terk etmiş olanların hazineye geçmiş olan mallarından ordu ihtiyacını karşılamaya yarayacak olanlara el konulacaktır.<br />
7) Halkın elinde bulunan savaşta yararlanılabilecek her türlü silah ve cephane, en çok üç gün içinde Tekalif-i Milliye Komisyonlarına teslim edilecektir. El konulan silah ve cephane için ücret ödenmeyecektir.<br />
8) Halkın, tüccarın ve nakliyecilerin elinde bulunan benzin, vakum, gres yağı, makina yağı, don yağı, saatçi ve taban yağları, vazelin, otomobil lastiği, kamyon lastiği, lastik yapıştırıcısı, solüsyon, buji, soğuk tutkal, Fransız tutkalı, telefon makinası, kablo, çıplak tel, pil tecrit edici madde ve bunlara benzer malzeme ile sülfirik asit stoklarının yüzde kırkına ordu adına el konulacaktır. Alınan mal ve malzemenin bedelleri daha sonra devlet tarafından ödenecektir.<br />
9) Demirci, marangoz, dökümcü, tesviyeci, saraç ve araba yapan esnaf ile imalathaneler tespit edilecek, bunların üretim, onarım ve yapım kapasiteleri hesaplanacaktır. Ayrıca süngü, kılıç, mızrak ve eğer yapabilecek zanaatkarlar da aranıp belirlenecektir. Söz konusu edilen esnaf, imalathane ve zanaatkarlar savaş araç ve gereçleri üretimi, onarım ve yapımı ile görevlendirilecektir. Sürekli görevlendirileceklere geçimlerine yetecek ücret ödenecektir.<br />
10) Daha önce halka bırakılmış olan dört tekerlekli yaylı araba, dört tekerlekli at ve öküz arabalarının bütün donatımları ve hayvanları dahil olmak üzere yüzde yirmisi, binek atı, top çekebilecek hayvanlar, yük taşıma atı, katır, eşek ve develerin yüzde yirmisi ordu adına alınacaktır. Bütün bu alınanların bedeli daha sonraları devlet eliyle ödenecektir</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.odevde.com/tekalifi-milliye.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ayaklanmalar</title>
		<link>http://www.odevde.com/ayaklanmalar.php</link>
		<comments>http://www.odevde.com/ayaklanmalar.php#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Dec 2007 20:33:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sosyal Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[afyon ayaklanmasi]]></category>
		<category><![CDATA[ali Bati isyani]]></category>
		<category><![CDATA[anzavur isyani]]></category>
		<category><![CDATA[Ayaklanma]]></category>
		<category><![CDATA[Ayaklanmalar]]></category>
		<category><![CDATA[bolu ve duzce isyanlari]]></category>
		<category><![CDATA[bozkir isyani]]></category>
		<category><![CDATA[isyanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.odevde.com/ayaklanmalar.php</guid>
		<description><![CDATA[ANZAVUR İSYANI Kurtuluş Savaşı&#8217;nın başladığı günlerde Osmanlı Padişahının ve İngilizler&#8217;in kışkırtmaları ve teşviki ile Milli kuvvetleri yok etmek için hilafet ordusu adı ile kurulan Kuvva-i İnzibatiye tarafından çıkarılan ayaklanmalardır. (Birincisi:1 Ekim 1919-25 Kasım 1919,ikincisi:16 Şubat 1920-16 Nisan 1920) Anzavur halkın huzursuzluğundan faydalanarak Çerkes köylerinde Milli teşkilatı kötüleyici konuşmalar yapmaya başladı. Bu kışkırtma üzerine Pomaklardan Gavur [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ANZAVUR İSYANI Kurtuluş Savaşı&#8217;nın başladığı günlerde Osmanlı Padişahının ve İngilizler&#8217;in kışkırtmaları ve teşviki ile Milli kuvvetleri yok etmek için hilafet ordusu adı ile kurulan Kuvva-i İnzibatiye tarafından çıkarılan ayaklanmalardır. (Birincisi:1 Ekim 1919-25 Kasım 1919,ikincisi:16 Şubat 1920-16 Nisan 1920) Anzavur halkın huzursuzluğundan faydalanarak Çerkes köylerinde Milli teşkilatı kötüleyici konuşmalar yapmaya başladı. Bu kışkırtma üzerine Pomaklardan Gavur İmam ve Şah İsmail etrafına topladıkları kuvvetlerle Anzavur&#8217;un yanın gelmişlerdir. Anzavur&#8217;da topladıkları adamları Gavur İmam&#8217;a bırakarak Yeniceye hareket eder. Bu sırada gerek İngilizlerin ve gerekse saray Anzavur&#8217;a ulaştırılmak üzere, bir çok silah, cephane ve parayı hep birlikte İstanbul&#8217;dan yola çıkardılar. Bu suretle İstanbul hükümetinden para yardımı alan Anzavur arkadaşları ile Biga ve Gönen ilçelerini ele geçirmek için plan hazırlamaya başlamışlardır. Durumu haber alan Ankara Hükümeti, Süleyman ve Rahmi Bey&#8217;in Kumandasındaki kuvvetler ile ,Biga&#8217;ya doğru yola çıkmışlardır. 14.Kolordu komutanı Yusuf İzzettin Paşa ,bütün milis kuvvetlerinin Balıkesir&#8217;de toplanmasını emretmiştir. Bu sırada Biga&#8217;yı yağmalayan Anzavur Ahmet, Balıkesir&#8217;den Susurluk ve Gönen yönüne geçmiştir.16 Nisan 1920&#8242;de Anazavur kuvvetleri Susurluk&#8217;un güneyindeki Yahya köyde sıkıştırılmış ve yapılan çarpışmada bozguna uğratılmıştır. Bu yenilgi üzerine Anzavur Ahmet, Önce Karabiga&#8217;ya sonra da deniz yolu ile İstanbul&#8217;a kaçarak canını kurtarılmıştır.<br />
AFYON AYAKLANMASI<br />
Yozgat ayaklanmasının çıktığı sırada Yunanlıların kışkırtmasıyla Afyon bölgesinde de, Çopur Musa çevresindekilerle ayaklandı. Çopur Musa din elden gidiyor propagandası yapmaya başlamıştı. Kuvay-i Milliye birliklerinin Çopur Musa&#8217;nın üzerine gitmesiyle, Çopur Musa Yunan tarafına sığındı.<br />
ALİ BATI İSYANI<br />
Kurtuluş Savaşını başladığı günlerde düzensizlik ve karışıklıklardan faydalanarak çıkarılan isyandır.(11 Mayıs-18 Ağustos 1919) Ali Batı, Midyatın güneyinde hayatlarını sürdüren bir aşiretin başına geçtikten sonra İngilizlerden de yardım alarak isyan etmiştir. Onun asıl gayesi burada bir Kürdistan devleti kurmak olduğu için, silahlı adamları ile Nusaybin&#8217;e girmiştir. İsyan haberini alan Mardin 5. Tümen Kumandanlığı, 3. Tabur Kumandanı Yüzbaşı Yusuf Ziya&#8217;yı Nusaybin&#8217;e göndermiştir. Yusuf Ziya&#8217;nın müfrezesi Karakurt köyü yakınlarında Ali Batı&#8217;nın askerleri ile savaşa tutuşmuş ve kaçan Ali Batı&#8217;yı saklandığı Medah denilen yerde kıstırarak iki saat süren çarpışma sonunda ölü olarak ele geçirmiştir.<br />
BOLU VE DÜZCE İSYANLARI<br />
Kurtuluş savaşı sırasında gerek İstanbul Hükümeti&#8217;nin ve gerekse İngiliz&#8217;lerin kışkırtması ile milli kuvvetlere karşı girişilen ayaklanmalardır.(13 Nisan1920-31 Mayıs 1920) İstanbul hükümeti tarafından desteklenen Kuva-i İnzibatiye Kuvvetleri Düzce&#8217;de ayaklanma çıkarmışlardır. Asiler ilçenin dışında bulunan Müfreze Karargahını basarak, Müfreze Kumandanını esir almışlardır. Asilerin elebaşları arasında Berzak Sefer, Çerkez Koçi Bey, Maan Ali gibi kimseler bulunmaktadır. Düzce ayaklanması kısa zamanda Bolu&#8217;ya da sıçramış, Beypazarı&#8217;ndan bir kısım halk da bunlara katılmıştır. Bolu boğazını tutan jandarmalar, asileri durdurmayı başaramayınca ayaklanma Gerede ve Mucur taraflarına da sıçramıştır. Kısa zamanda bütün bölgeyi tesiri altına alan bu ayaklanmayı bastırmak üzere Binbaşı Şemsettin ve Kaymakam Arif Beyler kumandasında milli kuvvetler harekete geçirilmiştir. Kısa zamanda çeşitli yerlerde yapılan çarpışmalar sonunda Bolu, Beypazarı, Nallıhan, Çarşamba, Mudurnu, Düzce, Hendek ve Gerede kasabaları asilerden temizlenmiştir, halkı kışkırtan elebaşları idam edilmişlerdir.(26 Mayıs 1920) Birinci Düzce isyanından hemen sonra, milli kuvvetlerin Yozgat isyanını bastırmak için görevlendirilmesi üzerine, bu durumdan faydalanmak isteyen Abaza ve Çerkezler, İkinci defa Düzce ve Hendek dolaylarında ayaklanmışlardır. Bolu dağına gönderilen birlik, gece yarısı asiler tarafından pusuya düşürülmüş ve asiler bir çok milli kuvvet subayını şehit etmişlerdir. Bu durum üzerine görevlendirilen yeni milli kuvvetler bir buçuk ay sonra ikinci defa bu bölgede çıkan ayaklanmayı bastırmışlardır.<br />
BOZKIR İSYANI<br />
Kurtuluş savaşı sırasında Bozkırlı Zeynel Abidin tarafından iki defa çıkarılan ayaklanmadır. (27 Eylül &#8211; 4 Ekim 1919, 20 Ekim -4 Kasım 1919) Konya Valisi Cemal Bey ve İngilizlerin İstanbul&#8217;da bulunan papazı ile sıkı ilişkiler kurarak işe başlayan Bozkırlı Zeynel Abidin, bunlardan aldığı yardım ve direktiflerle Bozkır&#8217;a girmiş, karşı koyanları öldürerek jandarmaların ellerinde bulunan silah ve malzemeleri ele geçirmiştir. Bu sırada Beyşehir&#8217;den gelen süvari kuvvetlerini de esir eden asiler, Konya&#8217;dan gelen uyarıcı konuşmalar sonunda dağılmışlardır. Fakat asiler Konya&#8217;nın güvenlik altına alınacağı haberini alınca, tekrar harekete geçerek başlarında Bozkırlı Zeynel Abidin, Hoca Abdullah, Hoca Sabit ve Hoca Abdülhalim Efendiler bulunan asiler Bozkır&#8217;ın güney-batı sırtlarına kadar gelmişlerdir. Kasabaya haber göndererek Milli Kuvvetleri istemediklerini bildiren asiler,kendilerine tatmin edici bir cevap verilmediği gerekçesi ile tekrar Bozkır&#8217;a girmişlerdir. Asilerin isyanını bastırmak görevini alan Yarbay Arif Bey bütün kuvvetleri ile isyancıları Adana&#8217;da sıkıştırmış ve hemen hepsini yok etmiştir. İsyanın elebaşları daha sonraları çeşitli yerlerde yer yer ayaklanmalar çıkarmışlarsa da Milli Kuvvetler tarafından ezilmişlerdir.(4 Kasım 1919)<br />
CEMİL ÇETO İSYANI<br />
Kurtuluş Savaşı sırasında Fransız ve İngilizlerden yardım alarak Bahtiyar Aşireti Reisi tarafından çıkarılan ayaklanmadır.(7 Haziran 1920) Bahtiyar Aşireti Reisi olan Cemil Çeto, Kürt Teali Cemiyeti prensiplerine uygun olarak İngilizlerden yardım almış ve Doğu&#8217;da bir Kürdistan Devleti kurmak için ayaklanmıştır. Milli kuvvetler Cemil Çeto kuvvetlerinin kısa zamanda dağıtmış ve kendisi ile oğlu birlikte yakalanarak idam edilmiştir.<br />
ÇERKEZ ETHEM AYAKLANMASI<br />
Yunanlıların İzmir&#8217;i işgalinden sonra, Çerkez Ethem topladığı kuvvetlerle Salihli Cephesi&#8217;ni kurmuş ve kendini de cephe komutanı ilan etmişti. Kuvayi Seyyare adıyla anılan süvari birlikleri ,yalnız istilacı düşmana karşı değil, Anzavur&#8217;un ezilmesinde, Düzce, Adapazarı ve Yozgat ayaklanmalarının bastırılmasında yararlılık gösterdi. Ankara hükümeti Erkanıharbiye reisi İsmet Bey (İnönü), Ethem&#8217;in birliklerinin kesin olarak disiplin altına alınması için emir verdi. Batı cephesinin harekete geçtiğini gören Ethem T.B.M.M. Reisliğine Meclisi&#8217;de aşağılayan ve Mustafa Kemal&#8217;in Bilecik&#8217;ten dönerken Ankara&#8217;ya götürdüğü İstanbul Hükümetinin temsilcilerinin hemen serbest bırakılmasını isteyen bir telgraf çekti. Bunu üzerine Meclis&#8217;de Kuvayi Seyyareye karşı çıktı. Batı Cephesi komutanlığı Ethem ve Tevfik Beylerin vatana ihanet suçu işlediklerini öne sürerek teslim olmalarını istedi. Fakat mebus Reşit Bey&#8217;in de kendilerine katılmasıyla üç kardeş Uşak&#8217;ta Yunanlılarla görüştüler. Düzenli ordu İsmet Bey ve Refet Bey&#8217; in (Bele) komutasında 1921 yılı ocak ayında Kuvayı Seyyare&#8217;nin tuttuğu Gediz-Kütahya üstüne yürüdü. Çerkez Ethem&#8217;in yanındaki kuvvet iyice küçülmüştü.1.Süvari Grubu komutanı binbaşı Derviş Bey takip ediyordu. Derviş Bey Ethem&#8217;in arkadaşı olduğu için Yunanlılara sığınmadan önce silahlarını bırakmasını sağladı.<br />
KOÇGİRİ İSYANI<br />
Erzincan ve çevresinde 1920 sonlarında eşkıyalık olayları alıp yürümüştü. Bu durumu önlemek üzere Zara&#8217;dan İmranlı&#8217;ya gönderilen süvari alayının varlığı, eşkıyayı rahatsız ettiği için, İmranlı bucak müdürü Haydar&#8217;ın akrabaları, askeri bölgeden uzaklaştırmak amacıyla burada bir ayaklanma hazırladılar. Bir yandan da, bölgede bağımsız bir kürt devleti kurulacağı yolunda propaganda yapıyorlardı. Nitekim 7 aşiret reisi, 8 nisan 1921&#8242;de TBMM&#8217;ye gönderdikleri bir mektupla bölgede bir Kürt vilayeti kurulmasını, valiliğe bir kürdün atanmasını istediler. Ayaklanmayı bastırmakla görevlendirilen Nurettin Paşa komutasındaki Merkez Ordusu Koçhisar, Zara, Muş, Ovacık, Kemah, Kangal, Koçgiri bölgesinde geniş bir tarama harekatına girişti ve ayaklananlarla, 15 yerde çarpışmak zorunda kaldı. Mayıs sonunda doğru eşkıya grupları sindirilmiş, bunlardan bir kısmı teslim olmuş, 500 kadar da öldürülmüştü.<br />
KONYA AYAKLANMASI<br />
Kurtuluş savaşı yıllarında baş gösteren ve Konya&#8217;nın bir süre isyancıların elinde kalmasına neden olan ayaklanmadır. (Ekim-Kasım 1920) 1919&#8242;daki Bozkır Ayaklanmaları&#8217;nın elebaşlarından olan Delibaş Mehmed Ankara Hükümeti&#8217;ni tanımadığını ilan ederek çoğu asker kaçağı 500 kadar silahlı kişiyle Konya&#8217;nın Çumra nahiyesini bastı; nahiye müdürünü tutukladı ve Konya ile haberleşmeyi kesti. (2 Ekim 1920) Ayaklanma kısa sürede Koçhisar, Karapınar, Karaman, Akşehir ve Alanya&#8217;ya kadar yayıldı. Ayaklanmayı haber alan Ankara Hükümeti Dahiliye Vekili Miralay Refet Bey&#8217;i (Bele) ayaklanmayı bastırmakla görevlendirdi. Ayaklanmayı bastırmaya gelen Kuvayi Milliye birlikleri kentin kuzeybatısında toplanıyordu. 6 Ekim 1920&#8242;de ayaklanmacılar Kuvayi Milliye&#8217;nin bulunduğu noktaya doğru saldırdı, fakat Kuvayi Milliye birlikleri ayaklanmacıları Konya&#8217;dan çıkarttı. Kuvay-ı Milliyenin ayaklanmacıları izlemesi, Kasım 1920 sonlarına kadar sürdü. Demirci Mehmed Efe ve Yarbay Osman Bey&#8217;e bağlı birliklerinde bastırma harekatına katılmasıyla ayaklanmacıların gücü iyice kırıldı. Demirci Mehmed Efenin bastırma harekatının son noktası olan Isparta&#8217;ya girmesiyle 22 Kasım 1920&#8242;de Konya ayaklanması tümüyle sona erdi.<br />
KUVAY-I İNZİBATİYE (HALİFELİK ORDUSU)<br />
Kuvay-ı Milliye İzmit ve çevresine kadar olan bölgeyi kontrollerinde tutuyordu. Buralarda Kuvay-ı Milliye&#8217;nin olması İngilizlerin işine gelmiyordu. Onlar açısından boğazlar tehlikeye düşüyordu. İngilizler her tarafta düzeni ve güvenliği sağlamak için İstanbul Hükümeti&#8217;ne Kuvay-ı İnzibatiye adıyla bir ordu kurdurdular. Bu orduyu saraya bağlı paşalar yönetiyordu. Bu ordu her yönüyle Kuvay-ı Milliye birliklerinden üstündü. Gevye&#8217;ye saldıran ve halkı kışkırtan Kuvay-ı İnzibatiye&#8217;ye karşı Kuvay-ı Milliye birlikleri büyük bir başarı kazandılar. Ali Fuat Paşa&#8217;nın orduyu ustaca yönetmesi başarılı olunmasında etkili oldu.<br />
MİLLİ AŞİRET İSYANI<br />
Kurtuluş Savaşı sırasında İngilizler ve Fransızların kışkırtması üzerine Urfa&#8217;da Milli Aşiret tarafından çıkarılan ayaklanmadır. (8 Eylül 1920) Milli Aşiret&#8217;in reisi İsmail ile birlikte Halil, Bahur, Abdurrahman ve Mahmut adlı elebaşıları, Doğu&#8217;da bir Kürdistan Devleti kurmak düşüncesi ile ayaklanmışlardır. (24 Ağustos 1920) Büyük bir kuvvetle harekete geçen asiler, Viranşehir&#8217;i aldıktan sonra Karakeçi Aşireti&#8217;ne mensup olanları öldürmüşler, fakat daha sonra yapılan çatışmada, büyük çoğunluğu ortadan kaldırılmıştır.<br />
PONTUS İSYANI<br />
Kurtuluş Savaşı sırasında Yunalılar&#8217;ın kışkırtması ile Kuzey Anadolu&#8217;da Rumlar tarafından çıkarılan ayaklanmadır. (1920-1923) 1904 yılında kurulan Pontus Cemiyeti, Anadolu&#8217;nun düştüğü kötü durumdan faydalanarak harekete geçmiştir. İtilaf Devletleri&#8217;nin Yunanlıları desteklemesinden cesaret alan Rum çeteleri, Anadolu&#8217;nun kuzeyinde yaşlı Türkleri öldürmeye; kadın ve çocukları yok etmeye başlamışlardı. Samsun, Merzifon, Tokat, Vezirköprü, Çarşamba, Terme, Ladik ve Amasya yörelerinde Ermeniler&#8217;le birleşerek büyük bir vahşet örneği veren Rumlar&#8217;a karşı Topal Osman Ağa, Milli Kuvvetlerle birlik olarak harekete geçmiş ve Pontus Cemiyetine ait Rum çetelerini teker teker ortadan kaldırmaya muvaffak olmuştur. Kurtuluş Savaşı kazanıldıktan sonra Rumlar&#8217;ın hepsi Anadolu&#8217;dan sürülmüş ve böylece Pontus Devleti kurma çabaları da söndürülmüştür.<br />
YOZGAT İSYANI<br />
Kurtuluş Savaşı sırasında Hürriyet ve İtilaf Fırkası reisi Çapanoğlu Edip ve Celal tarafından Yozgat ve yöresinde çıkarılan ayaklanmadır. (15 Mayıs 1920-30 Aralık 1920) Çapanoğlu Edip ve Celal kardeşlerin kışkırtması ile Yozgat yöresinde, Ankara Hükümeti&#8217;ne karşı başlatılan ayaklanma iki ayrı dönemde olmuştur. İlk ayaklanma Yıldızeli&#8217;nde Erzurumlu Hüseyin Nazım ve Kara Mustafa&#8217;nın elebaşılığında çıkarılmıştır. Milli Kuvvetler bu ayaklanmayı 30 Aralıkta bastırmaya muvaffak olmuşlardır. İkinci isyan ise avukat Zileli Ali, Bucak Müdürü Naci ve arkadaşları tarafından çıkarılmıştır. Kısa sürede yaygın bir duruma gelen ayaklanma Yozgat&#8217;a da yayılmıştır. Yozgat isyanını bastırmakla görevlendirilen Çerkez Ethem, kuvvetleri ile birlikte Yozgat&#8217;a girmiş, elebaşlarından bir çoğunu idam ederek ayaklanmaya son vermiştir.<br />
ZİLE AYAKLANMASI<br />
Kurtuluş Savaşı sırasında, Tokat ve Zile yöresinde patlak veren ayaklanmadır. (Mayıs-Haziran 1920) Yozgat ve Yıldızeli ayaklanmalarından ve Damat Ferid Paşa&#8217;nın desteğinden cesaret alan Zileli dava vekili Ali Bey ,görevden alınan eski nahiye müdürü Naci Bey ve İhsan Bey, 30 kadar atlıyla Zile köylerini dolaşarak propaganda yapmaya başladılar. Bu olayın haber alınması üzerine, Ankara hükümeti 3 Haziran 1920&#8242;de Zile&#8217;ye süvari binbaşı Hilmi Bey komutasında birbirlik gönderdi. Bu arada eylemlerine son verenlerinde bağışlanacakları duyuruldu. Postacı Nazım adında biri Ankara&#8217;ya haber göndererek, TBMM Hükümeti&#8217;ni tanımadığını bildirdi. Ardından 400 kişilik bir kuvvetle 6 Haziranda Zile&#8217;ye saldırdı. Olayların büyümesi üzerine Ankara hükümeti, Tokat&#8217;taki 5. Tümen&#8217;i de Zile&#8217;ye gönderdi. Ama Cemil Cahit Bey&#8217;in komuta ettiği tümen, Zile eşrafının önemli bir bölümünün de ayaklanmacılara katıldığını ve kentteki jandarma birliklerinin Postacı Nazım&#8217;a teslim olduklarını öğrenince kente düzenlemeyi planladıkları saldırıdan vazgeçtiler. Zile&#8217;ye Sivas Erzurum&#8217;dan yeni birlikler gönderildi. Ayaklanma takviye edilmiş 5.Tümen&#8217;in yoğun çatışmalardan sonra 12 Haziran&#8217;da Zile&#8217;ye girmesiyle bastırıldı.<br />
a</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.odevde.com/ayaklanmalar.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lale devri</title>
		<link>http://www.odevde.com/lale-devri.php</link>
		<comments>http://www.odevde.com/lale-devri.php#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Dec 2007 19:53:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sosyal Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Lale]]></category>
		<category><![CDATA[Lale Devri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.odevde.com/lale-devri.php</guid>
		<description><![CDATA[LALE DEVRİ Türkiye Tarihinde 1718-1730 yillari arasindaki döneme, Mesrutiyetten sonra verilen ad. Bu devirde Istanbul&#8217;da Lâle zevki artip, yetistirilmesi yayginlasmistir. Devlet adamlari dahil, istanbullularin bahçelerinde lâle yetistirip zevk edinmelerinden dolayi sair ve tarihçiler tarafindan bu yillara &#8220;Lâle Devri&#8221; denilmistir. Lâle Devri, Osmanli Sultani Üçüncü Ahmed Hân (1703-1730) ve Vezir-i âzam Nevsehirli Damad ibrahim Pasa zamaninda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>LALE DEVRİ</p>
<p>Türkiye Tarihinde 1718-1730 yillari arasindaki döneme, Mesrutiyetten sonra verilen ad. Bu devirde Istanbul&#8217;da Lâle zevki artip, yetistirilmesi yayginlasmistir. Devlet adamlari dahil, istanbullularin bahçelerinde lâle yetistirip zevk edinmelerinden dolayi sair ve tarihçiler tarafindan bu yillara &#8220;Lâle Devri&#8221; denilmistir.</p>
<p>Lâle Devri, Osmanli Sultani Üçüncü Ahmed Hân (1703-1730) ve Vezir-i âzam Nevsehirli Damad ibrahim Pasa zamaninda Osmanhli-Rus-Avusturya-Venedik harplerinden sonra imzalanan Prut ve Pasorofca Andlasmasi ardindan basladi. Yillarca süren harpler ve isyanlardan bikmis olan ahali, andlasmalardan sonra korku ve endiseden uzak bir hayat sürmeye basladi. Istanbul&#8217;da sünnet ve dügün merasimleri artarak, mevsimine göre kir, deniz seyahatlari ve helva sohbetleri tertiplendi. Padisah dahil, devlet adamlari, baharda, Lâle mevsiminde Sa&#8217;dâbâd, Serefâbâd Bag-i Ferah, Emnâbâd, Hüsrevâbâd, Hümayunâbâd. Kasr-i Süreyya, Vezirbahçesi kösklerinde, Tersane bahçesi, Çiragan bahçesi, Besiktas Yalilarina giderlerdi. Devlet adamlari, ahali ve çiçekçi esnafi, ikiyüzden fazla lâle çesidi yetistirip, bu bitkiye karsi alâka artmistir. &#8220;Mahbud&#8221;, devrin en meshur ve pahali lâle çesididir. Istanbul basta olmak üzere bütün memleket sathinda park, bahçe tanzimi, kösk, saray, çesme, sebil, imaret, medrese, kütüphane ve camiler dahil pek çok san&#8217;at eseri yapildi. Insa ve tamir edilen san&#8217;at eserlerinin süslenip, tezyini için Istanbul&#8217;a Çini fabrikasi kuruldu. Bugünkü Nevsehir, bu devrin eseridir. Yine bu devirde, onaltinci yüzyildan beri Istanbul&#8217;da ve diger Osmanli sehirlerinde Arapça, Ermenice, Ibranice, Rumca kitap basan matbaalarin ardindan, Seyh&#8217;ül-Islâm Abdullah Efendi&#8217;nin fetvasi ile Osmanlica kitap basimi da serbest oldu. Matbaada basilacak kitaplarin kontrolü için de âlimler vazifelendirildi. Istanbul&#8217;da bulunan ve bütün dünyada kiymetli eserlerin yazilmasini sagliyan doksanbin kadar hattatin durumlari dikkâte alinarak ilk zamanlar dinî kitap basilmadi. Hattatlikla ugrasan kalem ehlinin bir kismi matbaada tab islerinde musahhilik yaparak zamanla denge saglandigindan dinî kitaplarin da basimina geçildi. Matbaanin ve hattatlarin ihtiyacini karsilamak için kâgit fabrikasi kuruldu. Avrupa ile münasebetler arttirilip, Viyana&#8217;ya konsolos tayin edilerek, çesitli bassehirlere dostluk nameleri gönderildi.</p>
<p>Sonradan Lâle Devri diye adlandirilan 1718-1730 tarihleri arasindaki yillar sulh, sükun ve huzurla geçtiginden Osmanli kültür, san&#8217;at ve ilim âleminde kiymetli sahsiyetler yetisti. Hattatlar vasitasiyla eski eserler çogaltilarak, her tarafa dagitildi. Damad Ibrahim Pasa tarihe merakli oldugundan bir çok tarih kitaplarinin yazmalari kontrol edilip, karsilastirmali olarak hattatlara yazdirilarak, çogaltildi. Ilmi encümen, hey&#8217;et ve bürolari kurularak, Arapça, Farsça, Yunanca kitaplar tercüme edildi. Bu devirde yapilan saray ve kösklerdeki ilim meclislerine, sohbetlere kiymetli âlimler, san&#8217;atkârlar, sâirler ve edipler katilirdi. Sohbetlere dogu dillerini iyi bilen ve ilim erbabindan sâir Nedim ayri bir renk katardi. Nedim, Lâle Devri&#8217;nin günlük hayatini ve Istanbul&#8217;un tasvirini,</p>
<p>&#8220;Bu sehri Stanbul kî, bî müslü bahâdir;<br />
Bir sengine yekpare Acem mülkî fedadir.<br />
Bazari hüner madeni ilmü ulemadir.&#8221; misralariyla yapmistir.</p>
<p>Lâle Devri&#8217;ndeki huzur ahengini; Iran mes&#8217;elesi, devlet adamlarinin imâr faaliyetlerini, ordudaki düzenlemeleri ve meclis toplantilarini istemeyen yabancilar ile yazilan eserlerin yanlis açiklanip, anlasilmasi bozdu. Patrona Halil adinda devsirme bir tellak Yeniçeri ihtilâl hazirligini tamamladiktan sonra, Sultan Üçüncü Ahmed Hân&#8217;in sefer hazirliklari içindeyken ve tatil günü devlet adamlarinin yazliklarda bulunduklari esnada isyan basladi. 28 Eylül 1730 tarihinde meydana gelen Patrona Halil isyaniyla Damat Ibrahim Pasa ve yakinlari, asîlerin arzusuyla vazifeden alinip, öldürüldü. Asilerin arzusu bitmeyerek, nihayet seksensekizinci Islâm Halifesi ve Yirmiüçüncü Osmanli Sultani Üçüncü Ahmed Hân&#8217;in da hallini istediler. Istanbul&#8217;da yapilan yalilar yagma edilip, yikilarak Lâle bahçeleri tahrip edildi. Birçok güzide san&#8217;at eserleri de asilerin yagmacilarin tahribine ugradigi gibi, san&#8217;atkârlar, sâirler, edipler ilim ve devlet adamlari da öldürülüp, her hususta vahsice hareket edildi. Damat Pasa&#8217;nin öldürülmesi ve Sultan Üçüncü Ahmed Hân&#8217;in tahtan indirilmesi ile Türkiye tarihinin sonradan Lâle Devri denilen 1718-1730 dönemi de sona erdi. Bu devir; sulh, sükûn, huzur, imar faaliyetleri, güzide san&#8217;at eserleri yapilmasi, ilmi eserlerin çogaltilarak dagitilmasi, ihtiyaç duyulan maddelerin ülkede imalati için fabrika tesisi, askeri yenilikler, dünyada olup biten yenilik ve olaylarin takip edilmesi, &#8216; Istanbul&#8217;da itfaiye teskilatinin kurulmasi; âlim, edip sair ve san&#8217;atkârlarin korunmasina ayri bir itina gösterilmesi bakimindan Türkiye tarihinde baskalik arz ettiginden önemlidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.odevde.com/lale-devri.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Preveze Deniz Savasi</title>
		<link>http://www.odevde.com/preveze-deniz-savasi.php</link>
		<comments>http://www.odevde.com/preveze-deniz-savasi.php#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Dec 2007 19:24:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sosyal Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Preveze]]></category>
		<category><![CDATA[Preveze Savasi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.odevde.com/preveze-deniz-savasi.php</guid>
		<description><![CDATA[Türk tarihinin en büyük deniz savaşı (1538). Kanunî Sultan Süleyman zamanında, Mohaç Zaferi&#8217;nden 12 yıl sonra kazanılan Preveze Deniz Savaşı, Türk ordusunun denizlerde de gücünün doruğuna ulaştığını kanıtlayan bir savaştır. Türk ordusu Mohaç&#8217;ta bütün birleşik Avrupa ordularını yendiği gibi, Türk donanması da birleşik Avrupa donanmasını Preveze&#8217;de yenilgiye uğratmıştır. SAVAŞ HAZIRLIĞI Akdeniz&#8217;in bir Türk gölü haline [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türk tarihinin en büyük deniz savaşı (1538).</p>
<p>Kanunî Sultan Süleyman zamanında, Mohaç Zaferi&#8217;nden 12 yıl sonra kazanılan Preveze Deniz Savaşı, Türk ordusunun denizlerde de gücünün doruğuna ulaştığını kanıtlayan bir savaştır. Türk ordusu Mohaç&#8217;ta bütün birleşik Avrupa ordularını yendiği gibi, Türk donanması da birleşik Avrupa donanmasını Preveze&#8217;de yenilgiye uğratmıştır.</p>
<p>SAVAŞ HAZIRLIĞI</p>
<p>Akdeniz&#8217;in bir Türk gölü haline gelmesi Avrupa devletlerini telâşa düşürmüştü. Karl V çok büyük bir donanma hazırladı. Bütün Avrupa devletleri hazırlanan Haçlı donanmasına gemi ve askerle katıldı. Donanmanın başına da Venedikli kumandan Andrea Doria getirildi. Haçlı donanmasında 600 gemi, 3000 kadar top, 60000 asker vardı.</p>
<p>Türk donanması 122 parça gemiden oluşuyordu. Donanmaya kaptanı-derya (büyük amiral) Barbaros Hayrettin Paşa komuta ediyordu. Yanında oğlu Hasan Reis, sağ kanatta Salih Reis, sol kanatta Şeydi Ali Reis, yedekte Turgut Reis bulunuyordu. Türk donanması Haçlı donanmasından beş kat daha az olmasına karşılık manevra ve ateş üstünlüğü vardı.</p>
<p>İki donanma Yunan Denizi&#8217;nde, Preveze açıklarında karşılaştığı zaman amiral Andrea Doria, sayıca az olan Türk donanmasının hemen saldırıya geçeceğini aklına bile getirmedi. Çünkü orada Barbaros&#8217;un emrinde bulunan donanma Akdeniz&#8217;deki Türk donanmasının tamamı değildi. Onun bütün donanmayı biraraya getirdikten sonra savaşa girebileceğini düşündü. Ama yanılmıştı. Barbaros düşman donanmasını görür görmez saldırıya geçti.</p>
<p>Yarma ve çevirme hareketleriyle düşmanı şaşkına döndürerek birkaç saat içinde düşman donanmasının yarısından çoğunu top ateşiyle batırdı. Öteki yarısı gece karanlığından yararlanarak fenerlerini söndürüp kaçtı. Böylece Akdeniz&#8217;de Türk egemenliği perçinlenmiş ve Barbaros&#8217;un en büyük deniz komutanı olduğu bir kere daha kabul edilmişti.</p>
<p>Büyük zafer, o sırada seferde bulunan Kanunî&#8217;ye, Barbaros&#8217;un oğlu Hasan Reis tarafından müjdelendi ve savaşın ayrıntıları anlatıldı. Kanunî, bütün imparatorlukta şenlik yapılmasını emretti. Preveze Zaferi bugün de Türk denizcilik günü olarak kutlanır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.odevde.com/preveze-deniz-savasi.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

