mircyukle, mircindir, mirc indir, mirc yukle, mrc

Gümüşhane Sohbet odasi

Gümüşhane Sohbet , Gümüşhane Muhabbet , Gümüşhane Mirc , Gümüşhane Chat, Gümüşhane çet , Gümüşhane Sohpet , Turkchat , Mirc , MircYukle , Mircindir , TurkCet sohbet Chat muhabbet odalarina hosgeldiniz.

Sohbet chat muhabbet

Chat sohbet mirc muhabbet

Gümüşhane kaliteli sohbet anlayışı ve güvencesi ile birlikte sizlere eğlenceli ve huzurlu bir ortam sağlıyor.
Gümüşhane sohbet odalarında diğer arkadaşlarla sohbet etmek ve tanışmak istiyorsanız hiç vakit kaybetmeyin

Nicknizi Yazip:

Seviyo.net Gümüşhane Odalarina hosgeldiniz.Sitemiz Gümüşhane sohbet,seviyeli Sohbet,Gümüşhane chat ,Gümüşhane Sohbet odalari basligi altinda hizmet vermektedir.Gümüşhanelilarla Sohbete baglanmak icin Yukardaki Sohbete baglan resmine tiklamaniz yeterli olacakdir.Seviyo sohbet ailesi Seviyeli sohbetler diler
Seviyo Mirc Yuklemek için Aşağıdaki Resme tiklayarak hizli sade Chatin keyfine varabilirsiniz.

mrc mirc mircyukle mircindir

mrc mirc mircyukle mircindir

[Odevin Devamini Okuyun...]

Ahmet Kutsi Tecer

Ahmet Kutsi Tecer

Ahmet Kutsi Tecer (1901-1967)

Türk, şair ve yazar. Ulusal ve halkçı bir edebiyat anlayışını benimsemiştir.

4 Eylül 1901′de Kudüs’te doğdu, 23 Temmuz 1967′de İstanbul’da öldü. 1929′da İstanbul Darülfünunu Felsefe Bölümü’nü bitirdi. Bir süre edebiyat öğretmenliği yaptıktan ve Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Dairesi üyeliğinde bulunduktan sonra 1942-1946 döneminde milletvekili seçildi. 1949-1951 arasında öğrenci müfettişi olarak Fransa’da bulundu. 1950′de Unesco Merkez Yönetim Kurulu üyeliğine getirildi. Türkiye’ye döndükten sonra, emekli olduğu 1966 yılına değin İstanbul’da öğretmenliğini sürdürdü.

Tecer edebiyata şiirle başladı. Şiirleri 1921′den sonra Dergâh ve Milli Mecmua gibi dergilerde çıktı. Daha sonra Varlık, Oluş, Yücel ve Ankara Halkevi’nin çıkardığı, kısa bir süre de kendisinin yönettiği Ülkü gibi dergilerde bu uğraşını sürdürdü. 1932′de Şiirler adlı kitabında topladığı şiirlerinden sonra yazdıkları yalnızca dergilerde kaldı.

Şiirlerinde hece ölçüsünü benimseyen Tecer, kimi zaman lirik bir biçimde ve canlı bir dille kişisel duygularını aktarmış, kimi zaman da ulusal duyguları öne çıkaran temalara yönelmiştir. Daha sonra başladığı oyun yazarlığında da ulusal değerlere önem vermiştir. İlk ve en önemli oyunu Köşebaşı’nda bilinçsizce Batı’ya özenenleri eleştirir. 1961′de sahnelenen son oyunu Satılık Ev yayımlanmamıştır. Çoğunluğu dergilerde olmak üzere Halk edebiyatı ve folklor konularında çeşitli incelemeleri de vardır.

YAPITLARI (başlıca): Şiir: Şiirler, 1932. İnceleme: Köylü Temsilleri, 1940. Oyun: Yazılan Bozulmaz, 1947; Köşebaşı, 1948; Köroğlu, 1949; Bir Pazar Günü, 1959; Satılık Ev, 1961.

EROZYON NEDİR

EROZYON NEDİR?
Erozyon, “canlı toprağın aşınmasını ve taşınmasını önleyen bitki örtüsünün, insanların veya tabiat koşullarının etkisi ile bozulması ve yok olması sonucu, koruyucu örtüden yoksun kalan toprak materyalinin, insan faaliyetlerinin veya tabiat koşullarının etkisi ile parçalanması ve bulunduğu yerden başka bir yere taşınması ve yığılması olgusudur. Bu olgu, toprağın canlı bölümünün denizlere ve barajlara sürüklenerek, insanların istifadesinden çıkması suretiyle, kara parçalarının önce çoraklaşması ve sonuçta çölleşmesi kaçınılmaz sonucunu yaratmaktadır. Doğal bitki örtüsünden arındırılmış ormanlık yerlerde ise, yaprak ve dal faydalanması nedeniyle humus tabakası olmayan topraklar üzerinde erozyon son derece şiddetli seyretmektedir.
Erozyon doğanın yanlış kullanılması sonucu ortaya çıkan bir olgudur. Yanlış kullanım sonucu doğal denge bozulmakta, böyle olunca da doğal dengenin vazgeçilmez öğelerinden olan su ve rüzgar, arazi eğimini ve dereleri kullanarak yıkıcı bir güç konumuna gelmektedir. Bu kez savaş, varlığına her zaman gereksinme duyulan doğal olaylara karşı verilmektedir.
Erozyon, tabiatın normal süreci içinde meydana geliyorsa normal erozyon; insanın tabiattaki toprak, su ve bitki arasındaki dengeyi bozucu nitelikteki müdahaleleri sonucu meydana geliyorsa hızlandırılmış erozyon adını almaktadır. Normal erozyon, genellikle insan müdahalesi olmayan yerlerde görülür ve çok yavaş olarak gelişir. Meraların aşırı derecede otlatılması, ormanların tahrip edilmesi ile daha az korunan toprak, su ile kolayca taşınabilmektedir ve erozyon hızlanmaktadır.

Melih Cevdet Anday

Melih Cevdet Anday (1915 – 2002)

Türk şair, romancı ve deneme yazarı. Çağdaş Türk şiirinin önde gelen temsilcilerindendir.

İstanbul’da doğdu. Babası avukattı. 1931′de Kadıköy Ortaokulu’nu, 1936′da Ankara Gazi Lisesi’ni bitirdi. Önce Ankara Hukuk Fakültesi’ne, sonra Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’ne girdiyse de, devam etmedi. 1938 yılında sosyoloji öğrenimini için Belçika’ya gitti. Burada kısa bir süre kaldıktan sonra, II. Dünya Savaşı nedeniyle yurda döndü. 1942′den başlayarak Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı Yayın Müdürlüğü’nde danışmanlık, Ankara Kitaplığı’nda memurluk ve gazetecilik yaptı. 1951′de İstanbul’da Akşam gazetesinde çalışmaya başladı. Tercüman, Büyük Gazete, Tanin ve Cumhuriyet gazetelerinde fıkra yazarlığı, sanat sayfası yöneticiliği yaptı, denemeler yazdı. 1954′ten başlayarak İstanbul Belediye Konservatuvarı Tiyatro bölümünde fonetik-diksiyon öğretmenliği yaptı, buradan 1977 yılında emekli oldu. 1964-1969 yılları arasında TRT Yönetim Kurulu’nda çalıştı. 1979′da UNESCO Genel Merkezi kültür müşaviri olarak Paris’e gitti. Hükümet değişince geri çağrıldı. 1983 yılında Cumhuriyet gazetesinde haftalık denemelerini sürdürmekteydi.
[Odevin Devamini Okuyun...]

eski turkce

Türk yazı dilinin ele geçen ilk örnekleri Orhun Âbidelerinin metinleridir. Fakat bu metinler şüphesiz Türk yazı dilinin ilk örnekleri değildir. Çünkü Orhun Âbidelerindeki dil yeni teşekkül etmiş bir yazı dili olarak değil, çok işlenmiş bir yazı dili olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bakımdan, Türk yazı dilinin başlangıcını ele geçen bu ilk metinlerden çok daha öncelere çıkarmak gerekir. Türk yazı dilinin sekizinci asırdan sonraki gelişmesi ile mukayese edilerek bir tahmin yürütülürse, Orhun abidelerindeki yazı dilinde hiç değilse bir kaç asırlık bir gelişme mevcut olduğuna kolaylıkla hükmolunabilir. Buna göre Türk yazı dilinin başlangıcını Milâdın ilk asırlarına, hiç olmazsa Orhun âbidelerinden bir kaç asır önceye çıkarmak doğru olur. Fakat Orhun kitabelerinden daha eski bir metin ele geçmediği için bu yazı dilini ancak sekizinci asırdan itibaren takip edebilmekteyiz.

İşte nazarî olarak Milâdın ilk asırlarında başladığını kabul ettiğimiz ve ilk ele geçen metinleri sekizinci asra ait olan bu yazı dili 12 – 13. asra kadar devam etmiş olup, bu devre Türk yazı dilinin ilk devresini teşkil etmektedir. Bu ilk yazı dili devresi ayni zamanda müşterek bir yazı dili devresidir. Yani bu yazı dili bütün Türklüğün tek yazı dili olarak kullanılmış, Orta Asya’da geniş bir sahayı kaplayan Türklük âlemi asırlar boyunca hep ayni dille okuyup yazmıştır. O devirden kalma eserlerde görülen ufak tefek farklar ise saha ve zaman farklarından ileri gelen normal ayrılıklar olup tek bir yazı dilinin hudutlarını aşacak mahiyette değildir.

Kâşgarlı’nın en çok beğendiği ve şivelerle karşılaştırırken “Türkçe” diye adlandırdığı, Hakaniye Türkçe’si, yahut başka eserlerde Kâşgar dili, Kâşgar Türkçe’si adı ile anılan dil hep bu ilk Türk yazı dilidir. Bu yazı dili devresinden gelen eserlerin büyük bir kısmı Uygur yazısı ile yazılmış olduğu için bu devreye Uygur devresi, bu yazı diline de Uygurca denilebilir. Fakat Türkoloji öğretiminde Türkçe’nin bu ilk devresi için bugün en uygun isim olarak “Eski Türkçe” tâbirini kullanmaktayız. Türkçe’nin ondan sonraki çeşitli gelişmelerinin kaynağı hep bu devreye çıkmakla, bugün geniş sahalarda ayrı kollara ayrılmış bulunan Türkçe’nin bütün şekillerinin menşei bu devrede bulunmakta, kısacası, Türkçe’nin bütün yapısı bu devre ile izah edilebilmektedir. Demek ki bu devre Türkçe’nin ana Türkçe devresi, ilk devresi, eski devresidir. Onun için bu devreyi “Eski Türkçe” diye adlandırmak çok yerindedir. Bu kitapta biz de bu ismi kullanacağız.

O hâlde Türk yazı dilinin ilk devresi Eski Türkçe’dir. Eski Türkçeden daha önceki devir ise Türkçe’nin karanlık devridir. O devir artık Eski Türkçe’nin Çuvaşça ve Yakutça ile, bunların da daha ileride Moğolca ile birleştikleri devirdir.

Türkçe tarih boyunca iki gramer yapısına sahip olmuştur. Eski Türkçe devresi Türkçe’nin eski gramer yapısını temsil eder. Ondan sonraki devreler Türkçe’nin yeni gramer yapısına sahip olan devrelerdir.

Atasozu nedir

Atasözü Ne Demektir?…

Türk Dil Kurumu’nun Tanımı: Uzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş, öğüt verici nitelikte söz, darbımesel.

Wikipekdia’nın Tanmı:Geçmişten günümüze gelen, uzun deneyimlerden yararlanarak kısa ve özlü öğütler veren, toplum tarafından benimsenerek ortak olarak kullanılan kalıplaşmış sözlere Atasözü denir. Türkçe’de “sav” ve “darb-ı mesel” olarak da adlanılır.

Atasözleri bir toplumun duygu, düşünce inanç ve kültür yapısını yansıtır. Atasözlerinin kim tarafından ne zaman söylendiği bilinmez. Yani atasözleri anonimdir. Bu sözler topluma mâl olmuş, toplum tarafından benimsenmiş ve yüzyılların düşünce ve mantık isteminden geçerek günümüze ulaşmış kısa ve özlü sözlerdir. Atasözleri, bir düşünce açıklanırken ya da savunulurken tanık olarak da gösterilirler.

Atasözleri, halkın yalnızca ortak duygu ve düşüncelerini değil ortak dil zevkini de yansıtır.


Odevler Turkiyenin En iyi Odev Sitesi - Ingilizce - Google RSS  Yahoo RSS
Nicknizi Yazip:

odev indir odev bul odev yukle bedava odev odevleri bedava sohbet Turkchat chat hikayeler