Yapıcı Unsurlara Göre Erozyonun Çeşitleri
Özellikle ülkemizde tahribatı büyük boyutlara ulaşan su erozyonu, erozyon çeşitleri içerisinde en önemlisidir. Su erozyonundan sonra diğer erozyon çeşitleri önem sırasına göre; rüzgar, çığlar, heyelanlar ve buzullar olarak sıralanır. Çığ zaman zaman can ve mal kayıplarına neden oluyorsa da su erozyonu afeti karşısında ikinci planda kalmaktadır.
A) Su Erozyonu
Su erozyonu, diÄŸer erozyon çeÅŸitleri içerisinde en yaygın ve en etkili olanıdır. Bunun için, toprak erozyonu denildiÄŸinde akla su erozyonu gelmektedir. Türkiye topraklarının % 86’sında erozyon vardır. Böylece su erozyonunun etkilediÄŸi alan 66.9 milyon hektarı bulmaktadır. Yurdumuzdaki önemli can ve mal kayıpları su erozyonu sonucu meydana gelmektedir. *
B) Çığlar
Çığ, pürüzsüzlüğü olmayan eÄŸimi yüksek kayalık ve otlu satıhlara düşen aşırı kar yağışlarının kaygan satıhtan kopması ile aÅŸağı kısımlara doÄŸru hızını ve miktarını arttırarak meydana gelen bir kar kitlesi akımı olayıdır. Bu kar kitlesi önüne gelen insanların ölümüne neden olabildiÄŸi gibi ev, ahır, sanayi tesisi v.b. gibi yerlere zarar vererek kara ve demiryollarını kapatabilmekte günlerce trafiÄŸi aksatabilmekte ve sportif amaçlı gezilerde insan ölümlerine neden olmaktadır. Türkiye’de yalnız 1985 yılından bugüne kadar 233 çığ olayı tespit edilmiÅŸ ve bu süre içinde 604 kiÅŸi hayatını kaybetmiÅŸtir
Türkiye’nin aşırı derecede ormansızlaÅŸmış, yükseltisi yurdun diÄŸer kısımlarına oranla daha fazla ve yağışların genel olarak % 45′ den sonraki meyilde kar ÅŸeklinde düştüğü Kuzey- KuzeydoÄŸu ve DoÄŸu Anadolu’da çığ olaylarına sıkça rastlanmaktadır, can ve mal kayıplarına neden olduÄŸu gibi yerleÅŸim yerlerini, yolları, turistik tesisleri ve devlet yatırımlarını tehdit etmektedir.
C) Rüzgar Erozyonu
Rüzgar erozyonu sonucu verimli toprakların kaybı, buharlaşmanın hızlanmasıyla toprak nemliliğinin azalması, bitki büyümesinin yavaşlaması ulaşımın aksaması ve verimin düşmesi olumsuzluklarını ortaya çıkarmaktadır. Taşınan kum ve verimsiz toprak, üretken tarım topraklarını kaplayarak, tarım yapılamaz hale getirmektedir.
Mevcut Durum
Türkiye jeomorfolojik yapısı itibariyle engebeli bir ülkedir. Nitekim ülkemizin toplam alanının % 46’sını % 40′dan fazla eÄŸime ve % 80′den fazlasını da % 15′den fazla eÄŸime sahip sahalar teÅŸkil etmektedir. İklim yarı kurak, yağışlar düzensiz ve ÅŸiddetli saÄŸanak ÅŸeklindedir. Bütün bu olumsuz faktörlerin yanında, toprağı normal yapısı ile koruması gereken ormanlar, yangın ve kaçak kesim sonucu koruyucu vasfını büyük ölçüde yitirmiÅŸ, meralarda aşırı otlatma ve tarla açmaları ile korumasız hale gelmiÅŸtir.
Erozyon bütün Dünya’ da deÄŸiÅŸik ÅŸekil ve ÅŸiddette meydana gelmekte ise de yurdumuzda özellikle daha yaygın ve hızlı seyretmekte ve hemen hemen her çeÅŸidi bulunmaktadır. Yüzeysel erozyon, oyuntu erozyonu, arazi kaymaları, rüzgar erozyonu ve çığlar bunların baÅŸlıcalarıdır.
Buna karşın Türkiye’de, erozyonla savaÅŸ çalışmaları ne yasal, ne teknik ve ne de sosyo-ekonomik yönlerden rayına oturmamıştır. Bunun sonucu olarak toprak servetinin kaybı yanında sık sık sel felaketleri meydana gelmektedir.
Örnek olarak 1998′de Batı Karadeniz selinde 30, 1995 İzmir selinde 63, ve yine 1995 Senirkent selinde 74 vatandaşımız hayatını kaybetmiÅŸ, büyük derecede maddi zarar meydana gelmiÅŸ.




Aaa Nazlanma ama Gel Yorum yaz
You must be logged in to post a comment.