Yerinde söz söylemeyi bilen, özür dilemek zorunda kalmaz sözüyle ilgili bir yazı yazınız.

“Yerinde söz söylemeyi bilen, özür dilemek zorunda kalmaz.” (Fatih Sultan Mehmet) sözüyle ilgili bir yazı yazınız.

 

“Yerinde söz söylemeyi bilen, özür dilemek zorunda kalmaz.” Sözünde anlatılmak istenen birçok anlam vardır. Ancak kısaca değinmek gerekirse eğer, bir insan her sözünü yerli yerinde söyleyince özür dilemek zorunda kalmayacağı anlaşılıyor. Yani ilk akla gelen bu oluyor. Ancak bir diğer anlatılmak istenen ise, sonradan başınızın yere eğilmemesi veya sorun yaşamanız için, bulunduğunuz ortamda ortama göre cevap vermeniz ve bir söz söylemeden önce iki defa düşünüp öyle cevap vermenin en doğru olduğu belirtiliyor.

Kurtuluş Savaşı kahramanlarından bildiklerinizi söyleyiniz.

Kurtuluş Savaşı kahramanları kimlerdir? Bunun cevabını vermeden önce Kurtuluş Savaşı’nın ne olduğunu öğrenelim. Kurtuluş Savaşı 1. Dünya Savaşı’nda yenik düşen Osmanlı İmparatorluğu’nun savaşı kazanmış devletlerce işgalinden sonra Misak’ı Milli sınırları içerisinde ülkeyi korumak adına çok cepheli siyasi ve askeri mücadeleye verilen isimdir. Kurtuluş Savaşı’nın 1919-1922 yılları arasında gerçekleştiğini ve 24 Temmuz 1923’te imzalanmış olan Lozan Anlaşması ile son bulduğunu belirtelim.

Peki, Kurtuluş Savaşı’nda erkek ve kadın kahramanlar kimlerdi? Kahraman olarak tanınanlar kimler? Kurtuluş Savaşı sırasında cephede bulunan kahramanlar hakkında ne desek az kalır. Çünkü en güzel şey onları daima anımsayıp, aklımızdan çıkarmamız olacaktır. Onlara borcumuzu asla ödeyemeyiz.

 

Asker Kahramanlar

İsmet İnönü, Meçhul Asker Anıtı, Ahmet Fuat Bulca Ahmet Naci Eldeniz, Ahmet Zeki Soydemir, Ali Sait Akbaytogan, Ali Fuat Cebesoy, Ali Hikmet Ayerdem, Ali Rıza Pasin, Mehmet Nihat Anılmış, Ömer Lütfi Argeşo, Aşir Atlı, Mürsel Bakü, Refet Bele, Cavit Erdel, Cevdet Sunay Ahmet Derviş, Hüseyin Hüsnü Emir Erkilet, Mehmet Sabri Erçetin Fahrettin Altay, Fevzi Çakmak, Şükrü Naili Gökberk, Hakkı Tunaboylu, Halit Akmansü, Halit Karsıalan, Hüseyin Nazmi Solok, Mehmet Suphi Kula

 

Üst Kademeli Komutanlar

Kâzım Orbay, Kâzım Özalp, Mehmet Emin Koral, Mehmet Kenan Dalbaşar, Mehmet Kâzım Dirik, Mehmet Nuri Conker, Mehmet Nâzım, Mehmet Şefik Aker, Musa Kâzım Karabekir, Mustafa Muğlalı, Mustafa Şekip Birgöl Naci Tınaz, Nafiz Gürman, Necip Okaner, Mehmet Sabit Noyan, Nurettin Baransel, Nuri Yamut, Hüseyin Rauf Orbay, Osman Nuri Koptagel, Ragıp Gümüşpala, Reşat (Çiğiltepe), Rüştü Erdelhun, Rüştü Paşa, Ali İhsan Sabis, Sabit Noyan, Sakallı Nurettin, Salih Omurtak, Yakup Satar, Kâzım Sevüktekin, Hüseyin Nurettin Özsu, Tahsin Yazıcı, Cemil Cahit Toydemir, Yakup Şevki Subaşı, Yusuf İzzet, Hasan Mümtaz Çeçen, Ömer Halis Bıyıktay, Hacı Mehmet Arif Örgüç, İbrahim Çolak, İsmail Cevat Çobanlı, İzettin Çalışlar, Şükrü Aydındağ,

Siviller

Adnan Menderes,Halide Edip Adıvar, Ahmet Hamdi Martonaltı, Ahmet Hulusi Efendi, Baha Sait Bey, Celâl Bayar, Danişmentli İsmail Efe, Demirci Mehmet Efe, Hasan Tahsin, Hüseyin Hüsnü Özdamar, Mehmet Hacım, Mehmet Vehbi Bolak, Mestan Efe, Mustafa Necati Uğural, Nadir Mutluay, Arman Pandikyan, Ramazan Bey, Sütçü İmam, Yörük Ali Efe, İsmail Hakkı Durusu, Şerife Bacı

Kahraman ünvanı verilen ilçe

Bugün kpss de çıkan sorulardan birisiydi. 15 Temmuz sonrası kahraman ünvanı verilen ilçe hangisidir? şeklindeydi.

 

15 temmuz sonrası bu ünvan Ankara’nın Kazan ileçesine verilerek ismi Kahraman Kazan olarak değiştirildi.

Neden Dua Etmeliyiz?

Peygamberimizin tarifi üzere “Dua mü’minin silahıdır.” Silahsız asker nasıl savunmasız kalırsa, duasız insanlar da şeytana karşı öyle savunmasız kalır. Bu yazımızda “Niçin dua ederiz?” sorusunu maddeler halinde cevaplayalım:

● İnsanoğlu çoğu zaman varlık sebebini ve ne kadar aciz olduğunu unutur, şımarır ve de kibirlenir. Bu sebeple Rabbimiz kullarını bildiğinden; bazen imtihanlarla, dünyaya ona kulluk için geldiğimizi ve aslında ne kadar aciz olduğumuzu hatırlatır. Hatırladığımızda da başımızdaki musibetin gitmesi için Rabbimize dua ederiz.

● Bazen bir şeyi çok ister ama ona sahip olma imkânımız olmadığını düşünürüz. Böyle durumlarda da Rabbimize dua ederek o şeyi ondan isteriz. Ancak bazı duaların karşılığı dünyada değil ahirette verilir. Bu, ahirete inananlar için bir kayıp değil; hakikî geleceğe bir yatırımdır.

● Bazen de aklımıza türlü vesveseler gelir ve korkarız. Savaş, kavga, afet gibi durumlarda ise daha büyük korkular yaşarız. Bu durumda da yapmamız gereken, Allah’a dua ederek o korkuyu ve tehlikeyi bizden almasını istemektir.

● Bazı kişiler de vardır ki, ahlâklarının bozulmasından; hidayetteyken sapıtmaktan korkarak sürekli güzel dualarda bulunurlar. Bu kimselerin duaları ise en güzel olanıdır.
     Sonuç olarak beden için gıda ne kadar ihtiyaçsa; ruh için de dua o kadar ihtiyaçtır. Her mü’minin günahkar da olsa, sığınması gereken bir limandır. Zaten bela, sıkıntı, hastalık gelmişse kişiyi Rabbine yöneltmek için gelmiştir. O yüzden dua için kendini layık görmemek diye bir düşünce yanlıştır. Her daim Allah’a yalvarmayı bırakmamalıdır.

Sinekli Bakkal – Kitap Özeti

Edebiyatımızın güzel eserlerinden birisi olan Halide Edip Adıvar ‘ın Sinekli Bakkal kitabı için özet arayanlar için kısaca anlatmaya çalıştık.

2. Abdülhamit döneminde İstanbul’un Aksaray semtinin Sinekli Bakkal Mahallesi’nin imamının kızı olan Emine , aynı mahallede bakkallık yapan ortaoyuncu ve karagözcü Tevfik ile babasının rızası olmadığı halde evlenir . Tevfik , ortaoyununda zenne ( kadın ) rolü yaptığı için ” Kız Tevfik ” diye anılmaktadır . İmamın eğitimiyle yetişmiş olan Emine , Tevfik ile geçinemeyerek babasının evine geri döner . Tevfik İstanbul’un ünlü sanatçılarından biri olur ve bir gün oyununda kadının taklidini yaptığı için İstanbul’dan sürülür.

 

Bu arada Emine’nin Tevfik’ten bir kızı olmuş adını Rabia koymuşlardı. İmam Rabia’yı da din eğitimi ile yetiştirip hafız yapar . Abdülhamit’in Zaptiye Nazırı Selim Paşa da Sineklibakkal Mahallesinde oturmaktadır. Rabia Zaptiye Nazırı Selim Paşa ve karısı Sabiha Hanım tarafından korunmaktadır . Olağanüstü güzel sesi olan Rabia’ya, aynı konağa gidip gelen Mevlevi şeyhi olan Vehbi Dede alaturka musiki dersi verir . Paşa’nın oğlu Hilmi’ye piyano dersi veren İtalyan piyanist Peregrini’de Rabia’nın sesine hayran olanlardan biridir . Ünü bütün İstanbul’u saran Rabia , Kuran ve mevlit okumak için cami cami dolaşıp kazancını İmam’a vermektedir. Günlerden bir gün Tevfik sürgünden döner ve eski bakkal dükkanını yeniden açar . Rabia’da dedesinden ayrılıp babasının yanına yerleşir . Rabia’nın sanatına hayran olan Vehbi Dede ve Peregrini Tevfik’in evine gidip gelmeye başlarlar . Bu yıllarda Türkiye’de ” Genç Türkler ” Abdülhamit’in istibdadını kaldırmak için gizli çalışmalar yapmaktadır . Selim Paşa’nın oğlu Hilmi’de çalışmaları yapanlardan biridir .

 

Bir gün Tevfik , Hilmi’nin isteği üzerine kadın kılığına girip ” Genç Türkler”in Avrupa’dan gelen ihtilalci gazetelerini Fransız postahanesinden alırken yakalanır . İş ortaya çıkınca Hilmi ile Tevfik Şam’a ötekiler de Yemen ve Fizan’a sürülür . Babasının oyun arkadaşı bir cüceyle yalnız kalan Rabia , bakkallık ve hafızlık yaparak geçinmektedir. Rabia’yı sevmeye başlayan Peregrini ölen annesinden kalan serveti de alarak İstanbul’a yerleşir . Peregrini Müslüman olup Osman adını alır ve Rabia ile evlenir . Bu yıllarda İmam da ölür ve Rabia çevresinden ayrılmamak için İmam’dan kalan eve yerleşir . Abdülhamit’e tam bir görev duygusuyla bağlı olan Selim Paşa kendi oğlunu da sürdükten sonra yavaş yavaş değişmeye başlar . Babalık ve insanlık duyguları uyanır ve görevinden ayrılır . 1908’de Meşrutiyet ilan edilince Tevfik sürgünden döner . Rabia’nın bir çocuğu olmuştur ve Sineklibakkal’da eski mutlu hayat yeniden başlar

Kaç Bardaktır?

En çok merak edilen sorulardan birisidir 1 litre, 2 litre, 3 litre, 4 litre ve 5 litre su yaklaşık kaç bardaktır? Yemek yaparken yada ölçülü birşeyler yaparken genelde bardak hesabı yapılır. Kısaca hepsine bakalım.

1 litre kaç bardaktır? 

  • 1 litre 5 su bardağıdır.

2 litre kaç bardaktır?

  • 2 litre 10 su bardağıdır.

3 litre kaç bardaktır?

  • 3 litre 15 su bardağıdır.

4 litre kaç bardaktır?

  • 4 litre 20 su bardağıdır.

5 litre kaç bardaktır? 

  • 5 litre 25 su bardağıdır.

Bunlar ortalama değerlerdir. Değişik ölçülerdeki bardaklara göre rakamlar değişebilir.

15 Temmuz Şehitlerine Mektup

4.sınıf Sosyal Bilgiler dersi için verilen 6.Ünite Etkin Vatandaşlık, Özgürlük Ve Bağımsızlık Karakterimizdir etkinlik sorularından birisi.  Soru şu şekilde:

  • 15 Temmuz şehit ve gazilerimize ülkemiz için yaptıklarından dolayı şükranlarınızı anlatan birer mektup yazınız.

Tarih 15 Temmuz… Kökleri derinlerde bir çınar olan Osmanlı’nın asil torunları; yine hain odakların, içerideki maşalarını kullanarak yaptığı bir saldırıyla karşı karşıya… Hainler, öyle emin ki planlarının tutacağından, üç tarafı sularla çevrili ülkemin üç köşesinde düşman gemileri beklemekte… Adamları başarılı olacak, onlar da vakit kaybetmeden bu temiz topraklara kirli ayaklarını basacaklar diye bekleşmekteler.

Ama hayır! Onların bir planı varsa Allah’ın da bir planı var! Kurdukları tuzakları başlarına geçirecek bir plan… Birileri var ‘vatan’ deyip meydanlara koşan… Birileri var Allah’tan başka hiçbir şeyden korkmayan!.. Birileri var ki vatan sevdasıyla yoğrulmuş hamurları… Birileri var, hâlâ mayasındaki yiğitliği kaybetmemiş.

O yiğitler sizlersiniz ey 15 Temmuz şehitleri!… Kahramanlığınızla “Bu millet artık gaflete bürünmüş, son yiğitler de Çanakkale’de ruhunu teslim etmiş” diyenleri utandırdınız. Müslüman Türk’ün gücünü hafife alan hainlerin yüzüne tokat gibi indiniz. Ortalık durulsun demediniz. Kiminiz üstünüzde pijama, ayağınızda terlikle koştunuz meydanlara… Kiminiz tankların önüne dikildiniz korkusuzca, kiminiz namluların karşısına…

Dün hürmetle önünden geçtiğiniz devlet binaları, bugün istila altındaydı. ‘Vatan sahipsiz değil!” deyip koştunuz. Yeniden fethettiniz el koyulmuş her mevziyi… Ümitsiz bir şekilde olup biteni ekranlardan izleyen halka ümit ışığı oldunuz. Her şehirde binler , yüzbinler doldurdu meydanları…

Bu millet uzun süre sonra ilk defa birlik olmanın gücünü hatırladı sayenizde… Fillerin karşısında ebabillerin zaferini hatırladı… “Karanlığın en çok bastırdığı an, sabahın en yakın vaktidir” dedirttiniz yeniden; o karanlık gece sabaha ermeden zafere erişmekle… Şehadetiniz zaferin bedeli oldu. Peygamber müjdesine nail oldunuz şehadet şerbetini içerek…

Bugün hâlâ özgürce dolaşıyorsak sokaklarda; hâlâ ezanlar susmadıysa, bayrak inmediyse göklerden; bunu size borçluyuz ey şehitler!… Rahat uyuyun yerinizde zira, yeni nesil sizin hikayelerinizle büyüyecek. Ektiğiniz iman tohumu yeşerip boy verecek. Allah’tan dileğimiz odur ki, bizleri sizin şehadetinize nail eylesin. Kabirleriniz birer Cennet bahçesi olsun. 15 Temmuz gecesi, vatan aşkımızı sınamaya kalkan herkese ibret olsun.

Noodbevel Ne Demek?

Bugün yaşana olaylarda Hollanda da ilan edilen “noodbevel” ne demek? İnternette en çok aranan kelimenin ne manaya geldiğini kısaca açıklayalım.

Noodbevel Nedir?

Noodbevel Hollanda yasalarına göre belediye başkanlarının ve valilerin, şehirlerinde “İsyan, huzursuzluk, felaket gibi durumlar yaşanması veya bu tarz durumların yaşanması yönünde ciddi bir endişe olması” halinde ilan edebildikleri olağanüstü duruma verilen isim. Noodbevel’in ihlal edilmesi Hollanda yasalarına göre suç tanımına giriyor.

Kaya’nın Rotterdam’a gelmesi hakkında Hollanda Başbakanı Rutte de bir açıklama yaparak, “Türk bakanların Hollanda’ya gelmesi yasak değildir. Biz sadece onların Türk bir gruba konuşma yapmasını istemiyoruz. Bu kadın burada bir konuşma yapmaya niyetleniyor gibi gözüküyor. Bizim görüşümüze göre bu akşam bunu yapamaz. Konuyu yakından takip ediyoruz ve bir çözüme kavuşturacağız. Nasıl olacağını şu anda söyleyemem” ifadelerini kullandı.

İnsan hakları sözünden ne anlıyorsunuz? Düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.

İnsan hakları sözünden ne anlıyorsunuz?

İnsanlar bu dünyada doğarlar, büyürler ve ölürler. Hayat bu gidişat için ilerlemektedir. Olaylar, yaşantılar ve tecrübeler çerçevesinde devam eden bu hayatta haliyle insan arası bazı çekişmeler yaşanabilmektedir. Yaşanan bu sorunlar karşısında insanların yaptıkları ilk şey hak aramak olmaktadır. İşte insan hakları kavramı bu andan itibaren karşımıza çıkmaktadır. Böyle durumlarda insanlar kendilerini savunacakları fırsatlar kollarlar. Başvurdukları yollar vardır. Bu yöntemlerle aradıkları haklarına sahip olmaya çalışırlar.

İnsan hakları demek; bu dünyada yaşama hakkı, gizlilik hakkı, eşitlik hakkı, eğitim ve öğretim hakkı, saygı hakkı, adalet hakkı, özgür olma hakkı, itibar hakkı, mal ve mülk edinme hakkı, seyahat hakkı gibi hakları kapsayan oldukça geniş bir terimdir. Bu haklara dini, ırkı, dili ne olursa olsun herkes sahiptir. Sahip olamadığı yer ve coğrafyalarda da sahip olmak durumundadır.

İnsan haklar evrensel olmasının yanında ülkelere göre değişiklik de gösterebilmektedir. Aslında en güzeli hep hayalini kurduğumuz hakları için savaşmayan toplumlar görebilmek ama bu dünya üzerinde zaman zaman mümkün olamayabiliyor. Savaşlar. Ülkeler arası çıkar mücadeleleri ve güç kavgaları böyle insan haklarının çiğnenmesine sebep olabilmektedir. Yazımızı bütün insanların haklarına kavuşabilmesi temennisiyle bitirelim.

Değerlerin korunmasında hürriyet ve bağımsızlığın önemi nedir?

Değerlerin korunmasında hürriyet ve bağımsızlığın önemi nedir?

Milli ve dini değerlerimiz toplum ve millet olarak bizi biz yapan zenginliklerimizdir. Onları korumak nasıl olur? Onları korumak; onları uygulamak ve yaşamakla olur. böylelikle nesilden nesle aktarılmış olur. işte milli ve dini değerlerimiz ancak bu şekilde sahip çıkıldıkça var olacaklardır.

Ama şöyle de bir gerçek var ki; o da eğer istediğimizi istediğimiz zaman istediğimiz şekilde yapabiliyorsak yani hürsek ve bağımsızsak yapabilir ve yaşayabiliriz. Ancak onlara bu şartlarda sahip çıkabiliriz. Hür ve bağımsız olan bir toplum adet, gelenek ve göreneklerini istedikleri doğrultuda rahatlıkla yaşayabilirler. Herhangi bir dayatma altında olmazlar.

Peki diğer türlü nasıl olurdu? Yani başkalarının boyunduruğu altında olmakla nasıl olurdu?  Böyle bir durumda ancak onların istedikleri inanç değerlerine inanmak, sosyal prensiplerini uygulamakla yetiniriz. Bu da toplumları mutsuz eder. Bir yerden sonra da tatmin etmez olur ya da hakiki benliklerini unutup diğer milletler arasında kaybolur giderler. İşte bu son derece korkunç şeyleri yaşamamak için milli ve dini değerlerimizin korunmasında hem hürriyetimizin hem bağımsızlığımızın yeri ve kıymeti bambaşkadır. Unutulmamalıdır ki toplumlar hür ve bağımsız oldukları müddetçe değerlerine sahip çıkabilirler.