Bozkırkurdu İnceleme

Bozkırkurdu İsviçreli yazar Hermann Hesse tarafından 1927 yılında yayınlanmış bir romandır. Romanda toplumun genel değerleri ile arasın iyi olmayan, dönemin şovenist politikalarından tiksinti duyan bir aydının içinde bulunduğu bunalım ve bu bunalımlı dönemde hayatına giren bir fahişenin onun hayatında ve kişiliğinde yaptığı büyük değişiklik anlatılıyor.

Romanın ana karakteri Harry Haller altmışlı yaşlarında, ikinci dünya savaşı öncesi Almanyasında yaşayan, savaş karşıtı bir aydındır. Toplumda oluşturulmuş savaş yanlısı tutumdan duyduğu rahatsızlık, toplumsal yargıların ve değerlerin basitliği yüzünden kendisini adeta yaşadığı toplumdan soyutlamış, yaşama sevinci tamamen yok olmuştur. İntihar eğilimi yüksek bir birey olan Haller, intihar etmekten kaçıp bir bara girer ve o andan itibaren hayatı değişir. O barda yanına oturduğu fahişe Hermanie aslında onun ruh ikizi , belki de diğer ruhlarından biridir. Hermanie ve Harry Haller birbirlerini tedavi ederken, insan ruhu konusunda yazar Hesse’nin çarpıcı düşünceleri okuyucuyu oldukça etkiliyor.

Romandaki ana karakter Harry Haller, aslında yazar Hermann Hesse’nin kendisinde başkası değildir. Hesse’nin hayatını incelediğimizde onun savaş karşıtlığı ve doğu felsefesine olan ilgisi, bu romanda kendisini bariz bir şekilde belli ediyor. Başlarda gönüllü olarak orduya katılmak isteyen Hesse, zamanla savaşın saçmalığını ve acımasızlığını anlamış, savaş karşıtı bir tavır takınmıştır. Harry Haller de adeta Hesse’nin olgunluk döneminin bir yansıması. Hesse’nin başka eserlerinde de yine yazarın kendi hayatından kesitlere bolca verdiği ve karakterlerde kendisini bizlere anlatmaktan çekinmediğini göz önünde bulundurursak Harry Haller’in Hermann Hesse olduğu düşüncesi daha da güçleniyor.

Romanda toplumsal değerlere yapılan sorgulamalar ve insan ruhu hakkındaki düşünceler bugün bile her toplum için geçerliliğini koruyan türden. Fakat bu kadar ruhtan ve düşüncelerden bahsedildiğinde “sıkıcı” bir psikolojik roman olduğu izlenimi uyandırmasın, yazar bu psikolojik çözümlemeleri hikayeye o kadar güzel yerleştirmiş ki, roman akıcılığında hiçbir şey kaybetmemiş. Zaten çok da uzun olamayan romanı bir solukta okuyacağınıza eminim. Gerçekten başarılı bir toplumsal ve bireysel analiz romanı okumak istiyorsanız bu kitap tam size göre. Tabii Hesse’nin farklı tarzı, aşina olmayanlarda tam anlamıyla bir ”gariplik” hissi uyandırsa da kısa sürede romanın içine gireceğinize eminim. Kesinlikle okuyun derim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir