Kar tanesine yeni bir serüven yazınız.

5.sınıf Türkçe dersi için verilen 8.  Tema Doğa ve Evren, Kar Tanesinin Serüveni etkinlik sorularından birisi.  Soru şu şekilde:

Sınıfta üçerli gruplar oluşturunuz. Her grup kar tanesine yeni bir serüven yazacak. Ancak gruptaki 1. kişi hikâyenin başlangıcını, 2. kişi gelişimini, 3. kişi ise sonucunu yazacak. Hikâyenizi tamamladıktan sonra arkadaşlarınıza okuyunuz.

 

Berrak, masmavi bir denizde su dalması olmak, denizin köpükleri ile oynaşmak, dalgaları ile kumsalları dolaşmak daha ne isterim ki. Arkadaşlarımla beraber dinlenmek için denizin yüzeyine çıkmış, güneşin tadını çıkartıyorduk. Güneş içimi ısıtmış ısıtmakla da kalmamış gıdıklamaya başlamıştı. Derken kendimi gökyüzüne doğru süzülürken buldum. Arkadaşlarım da benim ardımdan yükselmeye başlamış, sonunda kocaman bir bulut olmuştuk.

 

Denizin maviliğini, ağaçlarının yeşilini, gökyüzünün sonsuzluğu özlediğimi hissettim. Yeniden gökyüzünde olmak gerçekten çok güzeldi.  Oda ne, birden esen sert bir rüzgâr ile neye uğradığımızı şaşırmıştık. Herkes birbirine ne oluyor böyle diye sormaya başlamıştı. Rüzgâr o kadar kuvvetli esiyordu ki artık ne dünyanın güzelliğini görebiliyor, ne de çok sevdiğim arkadaşlarının elini tutabiliyordum. Artık denizin üzerinde değil, bambaşka bir yerdeydim. Bütün arkadaşlarım bir yana savrulmuş koca bulutun içinde yapayalnız kalmıştım.

Bulutlara doğru yaklaşan, daha önce hiç görmediğim korkutucu ve kapkara bulutları görünce ne yapacağımı bilemedim. Benim bu halime gören bir buharı söze atıldı. Onlar bulut değil, şu aşağıdaki fabrikanın bacasından çıkan sıcak, zehirli gazlar diye anlatmaya başladı. Bu karartının bize ulaşması çok zaman almadı, zehirli gazlar bulutları esir almış, nefes almakta bile zorlanıyorduk. Bilge su buharı biraz sık dişini diye konuşmaya devam etti. Şu ileride soğuk bir hava kütlesi var. Ona varıncaya kadar sık dişini diye ekledi. Bunun duyunca yüzümde gülücükler açmış tekrar yer yüzene düşeceğim ve bu boğucu zehirli gazlardan kurtulacağım için çok sevinmiştim.

 

Sonunda soğuk hava kütlesine varmış ve birden yoğunlaşmaya başlamıştık. Çok üşüyordum fakat yağmur değil kar tanesi olarak yeryüzüne düşeceğim için ayrı bir mutluluk vardı içimde. Gökyüzünde uçuşarak, salına salına yeryüzüne düşmeye bayılırdım. Kar kristali olarak yeryüzüne düşmek beni görenlerinin acaba bunun şekli nasıl diye meraklı bakışları arasında havada süzülmek benim için unutulmaz anlardı. Fakat bu kez ters giden bir şeyler vardı.  Bir kar tanesi olarak olabildiğince hafif olmak gerekirken giderek ağırlaşıyor ve hızla yere düşmeye başlıyordum. Kristallerimin bırakın şeklini görmek onlara bakmak bile istemiyordum. Yine şu fabrikanın zehirli dumanları diye geçirdim aklımdan. İnsanoğlunun nasıl oluyor da çevreyi bu kadar kirlettiği görmediğini gerçekten anlayamıyordum. Beni bu halde kimsenin görmesini istemediğim için bir an önce eriyip toprağa karışmak üzerimdeki kirlerden kurtulmak için can atıyordum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir