Kur’an-ı Kerim’in Kitap Haline Getirilmesinin Sebebi Nedir?

Kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim’in gelişi oldukça uzun bir zaman olan 23 yılda tamamlanmıştır. Geliyorken taş, tahta ve birtakım yazı levhalarına kaydedilmekteydi. Haliyle tam bir düzen içinde değildi. Çeşitli malzemeler üzerine yazılmış kutsal ayetler şeklinde farklı farklı kısımlarda muhafaza ediliyordu. Fakat bu nereye kadardı? Bilinmiyordu. Efendimiz Hz Muhammed (sav) dönemi olan asr-ı saadette böyle bir girişimde bulunulamadı. Çünkü Hz Peygamberimiz ayetlerin geliş şekli olan vahiylerin ne zamana kadar geleceğini bilmiyordu. Hatta O’nun vefatına kadar da devam etmiş zaten. Hal böyle olunca o dönemde söz konusu üzerinde ayetlerin yazılı olduğu parça parça dökümanlar bir araya getirilmemişti.

 

Kur’an-ı Kerim’in Kitap Haline Getirilmesinin Sebebi Nedir?

Vakta ki Efendimiz (sav) vefat etti. Artık anlaşılmıştı ki Kuran-ı Kerim’in inişi de tamamlandı. Bu süreye kadar ayetler geldikçe aynı zamanda sahabeler onları bir bir ezberlerine alıyorlardı. Çoğu sahabe hafızdı. Yani Kuran-ı Kerim’i hafızalarında  saklıyor ve koruyorlardı. Hafız; Kuran-ı Kerim’i bütünüyle ezbere bilen kişilere verilen isimdir. Peki hafızların ezberlerindeki Kuran nereye kadardı? Sonuçta insanoğlu ölümlüydü. Ve kutsal kitabımız ebedi olarak insanlık alemine hizmet edecek ve sonsuza dek okunsun hak ve hakikatler öğrenilsin diye gönderilmişti. Yani insanların bütün Kuranı zihinlerinde tutması sadece dünyada kaldıkları kadar mümkün olabilecekti, ya sonrası, sonrası ne olacaktı? Bütün bunlar tam bir muammaydı.

 

Yemame Savaşı vuku bulmuştu. Bu savaşta maalesef kutsal kitabımızı ezbere bilen birçok hafız sahabe de şehit düşmüştü. Durumun böyle olması halifeleri ve diğerlerini endişelendirdi. Efendimizin vefatından sonraki döneme “halifeler dönemi” denmektedir. O dönem halife olan Hz Ebu Bekir (ra) ve Hz Osman (ra) meseleyi değerlendirip bir çarenin bulunacağı kanısına vardılar. Ve bu dönemde Hz Ebu Bekir’in teşvikiyle Zeyd Bin Sabit çağrıldı. Konu onunla paylaşıldı. Bütün dağınık olan ayetler tek tek bir araya getirilip kitap haline getirildi. Kitap demekten ziyade mushaf demek daha doğru olacaktır. Yani daha doğru ifadeyle mushaflaştırıldı.

 

Kutsal kitabımızın mushaflaştırılmasındaki bir diğer önemli hassasiyet ise farklı parçalar ve malzemeler üzerine yazılan ayetlerin zaman geçtikçe silinmesi ve kaybolması riskiydi. Bu da yine kalıcı olamayacaktı. Farklı bir çözüm yolu bulunmalıydı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir