KUŞKUCU HOROZ Dinleme Metni, 3.sınıf Türkçe

3.sınıf Türkçe dersi 8.Tema: Bilim Ve Teknoloji KUŞKUCU HOROZ Dinleme/İzleme Metni

KUŞKUCU HOROZ

Her şeyden kuşkulanan bir horoz vardı. Tavukların tavuk olduğundan, ağaçların ağaç olduğundan ve hatta kendisinin de horoz olduğundan kuşkulanıyordu.

Sabah doğan güneşin bir portakal olup olmadığından kuşkulanıyor, sonra bu düşüncesinden de kuşkuya düşüp: “Belki hiçbir şey görmüyorum.” diyordu.

Sürekli kuşku içinde olduğu için hep düşünceli bir hâlde dolaşıyordu. Bazı geceler rüyasında bile bir şeylerden kuşkulanıp uyanıyor; sabaha kadar kümeste bir o yana bir bu yana gidip geliyordu.

Bir gün bahçede, iki ile ikinin gerçekten dört edip etmediğini düşünüp dururken iki tavuğun konuşmalarına kulak kabarttı.

Tavuklardan biri diğerine Dünya’nın dönüşünden söz ediyor ve Dünya bir dakikacık dönmese başlarına gelecek çeşitli felaketleri anlatıyordu.

Horoz daha fazlasını dinlemedi ve iki kere ikiyi bir kenara bırakıp Dünya’nın dönüşü ile ilgili kuşkular geliştirmeye başladı. Dünya dönüyorsa bunun görünmesi gerekti.

Horoz bulabildiği en yüksek ağacın tepesine çıktı ve oradan Dünya’ya baktı. Dünya’nın döndüğü filan yoktu. Ağaçtan inip çevredeki en yüksek dağa çıkarak uzun uzun Dünya’ya baktı. Hayır, Dünya öylece duruyordu.

Horoz Dünya’nın dönmediğine kesin olarak inanmak üzereydi ki radyodan duyduğu bir haber nedeniyle bundan vazgeçti. Radyo haberine göre iki gün içinde, horoza çok yakın bir şehirden uzaya roket gönderilecekti. Kuşkucu horoz: “İşte! Dünya’nın dönüp dönmediğini anlamam için bulunmaz bir fırsat!” diye düşünüp hemen hazırlıklara başladı.

Horozun düşüncesine göre Dünya dönüyorsa bunu anlamanın en sağlıklı yolu Dünya’nın dışına çıkmak ve Dünya’ya oradan bakmaktı. Kuşkucu horoz hiç de haksız sayılmazdı. Bir şeyi görmenin en iyi yolu, o şeyi görebilecek uzaklıkta olmayı gerektirir. Karpuz çekirdekleri karpuzu göremezler…

Kuşkucu horoz roketin fırlatılacağı şehre vardığında roketin hareketi için sadece üç saat kalmıştı. Horoz, roketin parlak metal rengini görünce hiç düşünmeden kendisini de aynı renge boyadı. Sonra da ayaklarını tutkalla rokete sıkıca yapıştırdı. Böylece, hem kimse tarafından fark edilmemesini sağlamış hem de süper hız yüzünden düşme tehlikesini önlemişti.

Horoz hazırdı. Roket zaten hazırdı. Ve beklenen an geldi. Geri sayma işlemi başlamıştı. On, dokuz, sekiz… İki, bir ve sıfır! Roket korkunç bir homurtu ve sarsıntıyla yükseldi. Aşağıdaki insanlar ıslık çaldılar, bağırıp çağırdılar, alkışladılar… Ama bunlar horozun umurunda değildi.

Onun bütün yapmak istediği şey, roket atmosferden çıkarken roketten atlamak ve oradan Dünya’nın dönüp dönmediğine baktıktan sonra yeryüzüne inmekti.

Roket, atmosfer sınırını geçmek üzereyken horoz roketten atlayıp tarihi gözlemini yapmak istedi. Fakat atlayamadı. Tutkallar ayaklarını öyle sağlam yapıştırmıştı ki değil atlamak kıpırdaması bile imkânsızdı.

Roket müthiş hızlı ve horoz müthiş çaresizdi. Üstelik nefes almakta da güçlük çekiyordu. Ama yapabileceği hiçbir şey yoktu kuşkucu horozun. Uzayda ayaklarından yapışmış hâlde bir kader yaşıyordu.

Roket uzayda üç gün dolaştıktan sonra, insanların alkış ve ıslıkları arasında yeniden Dünya’ya indi.

Horoz, sağ salim Dünya’ya döndüğü için çok mutluydu. Roketin yanında kimse kalmadığından emin olunca uzun bir çabadan sonra ayaklarını roketten kurtarıp evine doğru yola koyuldu. Yürürken uzayda geçen üç günü düşündü; ne yazık ki hiçbir şey hatırlamıyordu.

Roketin hızı nedeniyle bütün görüntüler birbirine girmişti.

Bahçeye geldiğinde tavukların hâlâ Dünya’nın dönüşünden söz ettiklerini görünce çok kızdı.

Ve onlara: “Bana bakın, ben az önce uzaydan geldim. Dünya’nın döndüğü filan yok. Ama başım, evet başım fena hâlde dönüyor.” dedi ve uzanıp yatmak için kümese gitti.

Kuşkucu horoz Dünya’nın dönüşünü göremedi, ama… Olsun!

O Dünya’nın “ilk astronot horozu” olarak her zaman anılacaktır.

Mevlâna İdris ZENGİN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.