Pembe İncili Kaftan hikayenin devamını kurgulayın

7.sınıf Türkçe dersi için verilen Pembe İncili Kaftan etkinlik sorularından birisi. Soru şu şekilde:

  • Okuduğunuz hikayenin bitmemiş olduğunu farz ederek hikayenin devamını

kurgulayınız.

Muhsin çelebi bahçesinden elde ettiği mahsulleri her hafta pazarda satmaya götürüyordu. Pazar yerinde müşteri bekleyen esnaf kendileri arasında sohbet eder, bir birlerine takılır, eğlenirlerdi. Muhsin çelebiyi tanımayan bir esnaf onun pazara yeni geldiğini bu yüzden pazarın sonunda yer tutması gerektiğini söyledi. Bu durum Muhsin çelebi’nin hiç hoşuna gitmemişti. O yaşamı boyunca hiç kimseye boyun eğmemiş, haksızlık karşısında hep dik durmuştu. Pazarda da bu tavrı ve davranışları hiç değişmedi. Gereken cevabı en güzel şekilde verdi. Bu yeri eski sahibinden parasını vererek nasıl aldığını bunu da birçok pazarcının bildiğini söyledi. Onun bu dik duruşu tüm pazarın dilindeydi. Herkes onun hakkında konuşuyordu. Bir ara Muhsin Çelebi’nin daha önce ne iş yaptığı konuşuldu, çünkü pazarda yeniydi. İçlerinden birisi onun daha önce büyük bir çiftliğinin ve mandırasının olduğunu fakat ne olduysa hepsini kaybetti diye ekledi. Pazar esnafı bu cesur adamı artık çok daha fazla merak ediyor ama ona da bir şeyler sormaya çekiniyordu.

İsmail şah’ın sarayında yerde kalan pembe incili kaftanın namı yavaş yavaş yayılmaya başlamıştı. Bir Türk elçinin kaftanı nasıl da yere serdiği, padişah ile konuşması ve bizde yere serilen şey tekrar sırta alınmaz demesi kulaktan kulağa yayılıyordu. Gerçektende daha önce oralarda hiç pembe inci gören olmamıştı. Böyle değerli bir kaftanın yerde serili bırakılması şaşılacak şeydi. Bir süre sonra dilden dile yayılan pembe incili kaftan hikayesi Pazar esnafının da kulağına çalınmış, saraydaki elçilerin ne kadar da büyük insanlar olduğu konuşuluyordu. Fakat bu kişinin Muhsin çelebi olduğunu kimse bilmiyordu.

Sırmakeş Toroğlu’nun bu kaftanı sattığı biliniyor ama alanın kim olduğunu kimse bilmiyordu. Alanın adı bilinmese de bir zaman sonra bu kaftan için sekiz bin altına satıldığı duyulmuştu. Çevredeki tüccarları tanıyan bir pazarcı Çelebi’nin onlardan borç aldığını, çiftliğini rehin bıraktığı duymuştu. Çelebi’nin bir arada sarayda görüldüğü dedikodusunu da duymuş fakat buna pek ihtimal vermemişti. Öyle olsaydı bu adamın pazarda işi neydi öyle değil mi diye düşünmüştü. Sonradan bütün bu bağlantıları birleştirip bir gün Muhsin Çelebi’ye o elçinin kendisi olup olamadığını sorsa da aldığı tek cevap onun güzündeki sıcak gülümsemeden başka bir şey değildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.