Vatan Yahut Silistre Özeti

Vatan Yahut Silistre / Namık Kemal

Günümüzde Bulgaristan sınırları içinde kalan, bir Osmanlı kenti olan Silistre Ruslar tarafından kuşatılmıştır. Romanda Silistre kalesine yardım için gönüllüler ve İslam Bey ve Zekiye’nin aşkını anlatan eserde vatan sevgisi fikri işlenmektedir.

Vatan Yahut Silistre

Birinci perde:Zekiye ve İslam bey birbirlerine aşık olsalar da henüz bu durumu birbirlerine açıklamamışlardır. Silistre’ye gönüllü olarak yardıma gitmeye karar veren İslam Bey vedalaşmak üzere Zekiye’nin yanına gider. Gideceğini söyleyince Zekiye çok üzülür, onu bu kararından vazgeçirmeye çalışır. İslam Bey, ailesindeki şehitlerden bahsederek, kendisine kaçmanın yakışmayacağının anlatır. Zekiye ise yıllar öncesi cepheye giden babasından haber alamamış ayrıca kardeşini de şehit vermiştir. Şimdi de bu hayattaki tek sevdiği olan İslam Bey’den ayrılmak istememektedir. Zekiye’nin sevgi ile yolcu ettiği İslam Bey Yaşasın vatan! sözleriyle onun yanından ayrılır. Sevdiği kadınla vedalaşan İslam Bey, dışarıdaki kalabalığa “Beni seven peşimden gelsin” diyerek seslenir ve yola çıkaralar. Bu ayrılığa dayanamayacak olan Zekiye, erkek kılığına girerek Adem ismini kullanarak gönüllüleri takip eder.

İkinci perde: Zekiye’nin de içinde bulunduğu gönüllüler Silistre kalesine gelirler. Kumandan Sıtkı Bey buranın ölüm kalım yeri olduğunu söyleyerek isteyenlerin geri dönebileceklerini söyler, fakat kimse dönmez. Zekiye’yi çok küçük olduğu için geri göndermek isterler fakat onun ısrarı sonucu vazgeçerler. Çatışmada yaralanan İslam Bey’i gören Zekiye hemen yardımına koşar, İslam Bey onun kollarında bayılır kalır. Zekiye ile birlikte tedavisi için revire giderler.

Üçüncü perde: Zekiye’nin endişe ile başında beklediği İslam Bey, hasta yatağında sayıklamaktadır. Günlerden sonra gözlerini açan İslam Bey, karşısında Zekiye’yi görünce şaşırmıştır. Zekiye her ne kadar kendini saklamaya çalışsa da sonun iki aşık konuşmaya başlar. Düşman kaleyi ele geçirmeye çok yaklaşmıştır. Tek kurtuluş yolunun düşman cephaneliğin patlatılması olduğu konuşulur. Bunun için yaralı İslam bey gönüllü olur. İkinci kişi de Zekiye’dir. Miralay Sıtkı bey yanlarına Abdullah çavuşu da verir. Zekiye’nin yüzüne bakan Sıtkı Bey onu oğluna çok benzetir ve “oğlum mezarda yatıyor” der.

Dördüncü perde: düşmanın toparlanması ve aradan geçen zaman miralay Sıtkı beyi düşündürmekte ve bu çocukları oraya gönderdiği için pişmanlık yaşamaktadır. Endişeli bekleyişin sonunda ufukta Abdullah çavuş görünür, İslam Bey’in düşmana verdirdiği kayıpları ve kahramanlığı anlatırken, elindeki kırk kılıcı ile önde İslam bey, ardından da zekiye çıkagelir. Sıdkı bey, İslam bey’i kucaklar ve tebrik eder. Diğer çocuğun nerede olduğunu sorar. İslam bey durumu ona anlatınca o kızın yanına getirilmesini ister. Zekiye’ni verdiği cevaplardan onun kendi kızı olduğunu anlayan Miralay Sıtkı Bey, kızı ile kucaklaşır. Bu esnada Abdullah çavuş önce, askerler arkada yürürlerken Sıdkı Bey’in önünde dururlar. Komutanları onlara duygulu bir konuşma yapar: vatanın onlardan hoşnut olduğunu, bu yolda ölmeye hazır olduklarını söyler. Askerlerin “Yaşasın vatan! Yaşasın Osmanlılar! Haykırışı ile perde kapanır.

“Vatan Yahut Silistre Özeti” için bir yanıt

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.